Yol Cümleden Uludur
Mehmet Ali DEMİRKızılbaş-Alevi inancının temel taşlarından biri olan “Yol cümleden uludur” sözü, yalnızca bir deyiş değil; bir yaşam biçiminin, bir ahlak anlayışının ve evrenle kurulan derin bağın özlü ifadesidir. Burada “Yol”dan kasıt, insanı hakikate ulaştıran, içsel arınmayı ve adaleti merkeze alan bir yaşam felsefesidir. Yol, sadece inançsal bir sistem değil; insanın, doğanın ve evrenin bir bütün olarak algılandığı bir bilgelik yoludur.
Yol, insana doğayla, canlıyla, yaşamla uyum içinde olmayı öğretir. Bu yolda yürüyen kişi, sadece insanın değil, kurdun, kuşun, dağın, taşın, ağacın, çiçeğin, böceğin de hakkı olduğunu bilir. Çünkü bu evrendeki her varlık, Hakk’ın bir zerresidir. Her varlık, var oluşuyla evrensel bir dengeye hizmet eder; bu nedenle hiçbir canlı diğerinden üstün değildir.
Alevi-Kızılbaş öğretisine göre, insanın değer ölçüsü ibadet biçiminde değil, yaşamı nasıl yaşadığındadır. Doğaya, insana, hayvana, suya ve toprağa nasıl davrandığın, senin yolunun aynasıdır. Bu yüzden denir ki: “İnsan arınmadan adaletli olamaz.” Gerçek adalet, dışsal değil; nefsini temizleyerek, vicdanını arındırarak ulaşılabilecek bir haldir. İşte bu nedenle “Yol cümleden uludur” deriz; çünkü bu yolun gerekleri, adaletin, eşitliğin, sevginin, saygının ve hak bilincinin bütünüdür.
Kızılbaş inancında kutsallık kişiyle değil, yolun kendisiyle ilgilidir. Hiçbir insanın, yolun önüne geçmesi düşünülemez. “Yol”u yücelten şey, insanı hakikate çağıran değerleridir. Eğer bir insan bu değerlere sırt çevirirse, o artık yolun yolcusu değildir.
Bu sebeple biz deriz ki, “yolu yol eden; adalet, sevgi, merhamet, hakka saygı ve doğayla uyumdur.” Yolun özü bunlardır. Bunlar yoksa geriye ne “dede” kalır, ne “talip”, ne de “yol”. Kutsallık, ne bir unvanda ne de bir makamda aranır; kutsallık, doğru yaşamın kendisindedir.
Kızılbaş-Alevi öğretisinde cennet ve cehennem, ölümden sonraki bir mekân değil, bu dünyadaki yaşamın biçimidir. İnsan isterse bu dünyayı cennete, isterse cehenneme çevirir.
Doğaya zarar veren, adaleti bozan, insanın insana zulmünü meşrulaştıran bir düzen; insan eliyle yaratılmış bir cehennemdir.
Buna karşılık, sevgiyi, paylaşımı, emeği, eşitliği ve doğayla uyumu temel alan bir yaşam ise yeryüzü cennetidir.
Bu nedenle “Yol”a inanarak yaşayanlar, dünyayı güzelleştirir; insanı insana, insanı doğaya yaklaştırır.
Yolun özünü unutanlar ise, bugünkü gibi bir cehennem düzeni yaratır.
Kızılbaş anlayışına göre “Hak” doğanın ve evrenin kendisidir. Hakk, bir gökte aranan tanrı değildir; yaşamın bütününde, var olan her zerrededir.
Bu yüzden denir ki:
“Hak birdir, evren birdir, varlıklar Hakk’ın birer zerresidir.”
Bu söz, Alevi öğretisinin panteistik özünü anlatır. Her varlık, Hakk’ın bir yansımasıdır. Bu nedenle her canlıya saygı, Hakk’a saygıdır; her adaletsizlik, Hakk’a ihanettir.
Kızılbaş yolu, işte bu bütüncül hakikat bilincini taşır.
Yol, insanın doğayla ve evrenle birliğini öğretir.
Yol, cümleden uludur; çünkü Yol, yaşamın kendisidir.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













