Mehmet KARADAYI

Eylemde ve Söylemde Netlik Şart

Mehmet KARADAYI
  28-08-2025 15:26:00

    İki gün önce Ankara’da kimi Alevi kurumları Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Cuma ERÇE’nin öncülüğünde, Kültür Bakanlığına bağlı olan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı önünde; bu kurumun varlığını ve yaptıklarını eleştirerek, demokratik haklar çerçevesi içerisinde protesto eyleminde bulundu. Bu kurumu tanımadığına dair kısa bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı “asimilasyon üssü” olarak nitelendirerek, kurum binasının önüne bir siyah çelenk bıraktı.

    Bilindiği gibi bu kurum 28 Ağustos’ta (bu gün) bir toplantı gerçekleştiriyor ve bu toplantıya “Alevi kurumlarını” davet ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Cuma ERÇE, devletin bu kurum eliyle “Aleviliği” denetim almak istediğini ve bu kurumun bir asimilasyon projesi olduğunu söyleyerek 28 Ağustos’taki toplantıya kendilerinin katılmayacaklarını ve hiçbir “Alevi” kurumunun da bu toplantıya katılmaması gerektiğini söyledi.

    Tabii ki, PSAKD Genel Başkanı Cuma ERÇE ve bileşenleri, kendi bakış açıları doğrultusunda yaptıkları protesto eyleminde ve yapılacak toplantıya katılmama çağrısında da haklılar. Fakat Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hangi gerekçelerle kurulduğu ve hangi gerekçelerle Kültür Bakanlığına bağlandığı da bir bilinmeyen değildir. 2016 yılında Cem Vakfı tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne davalar açıldı. Bu davalar Zorunlu Derslerini ve “Cemevlerini” ve “Cemevinde hizmet yürütenleri” kapsayan davalardı. Bu davalar sonucunda AİHM, Türkiye’yi eşitlik ilkesine uymadığı için mahkûm etti. Davanın sonuçlanmasından sonra uzun bir süre beklemede kalındı.

      Devamında Zorunlu Din Dersleri içerisine “serpiştirmeler” yapılarak bu konu geçiştirilmeye çalışıldı. Oysaki Zorunlu Din dersleri Çocuk haklarına haykırıdır. Kültür Bakanlığına bağlanan bu “Başkanlıkla” “Cemevlerine” dair meselenin çözüldüğü kanaatine varıldı bu başkanlık kuruldu. Gerçek şu ki, bu “Başkanlığın” Kültür Bakanlığına bağlı olmasından dolayı ve işleyiş biçiminin yanlış olduğu gerekçesiyle bu  “Başkanlığa” karşı olanlar olduğu gibi taraf olanlar da yok değil. Bu durum da toplumsal bir gerçekliğimizdir... Yine aynı zamanda Türkiye’nin “Alevilerle” ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hâlâ tam olarak uygulamadığını söyleyenler her iki taraf arasında yok değil.

   Sorunlarımızın ana kaynağını net olmamak, eylem, söylem ve de pratikte net olmamamız oluşturuyor kanaatindeyim. Bu net olmama durumunu hemen hemen her yerde (Hakikat Yol’unun (Aleviliğin) inançsal (öğretisel yönü, Cemler, Hakk’a Yürüme Erkânları vb.) gözlemleyebiliyoruz.  Buradan bakınca günümüzde asimilasyon sadece bu “Başkanlık” eliyle mi yapılıyor ya da yürütülüyor? Tabii ki hayır! Asimilasyon; kimi medya (görsel ve yazılı) eliyle parlatılarak Alevi halkına “meşru önder” olarak sunulanlar eliyle, kimi “Cemevleri eliyle” açıkçası asimilasyon hep birlikte yapılıyor ve yürütülüyor.

SOR VE SORGULA:

     Hakikat Yol’umuzda (Alevilikte) dâr-didar, sorgu-sual esastır. Bu ilkeden hareketle; Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı önündeki eyleme katılan “Alevi kurum temsilcilerine” diyorum ki; Sayın Başkanlar, Pirler, dostlar, değerli Canlar; asimilasyona ve manipülasyona (güdümlemeye) karşı olduğunuzu ve de “Devlet’in “Alevi’si” olmayacağınızı her eylemde ve söylemde dile getiriyorsunuz. Evet, bu söylem kulağa hoş geliyor.  Fakat son yıllarda ve son günler de yapılanlara ve olup bitene dair kendi içinizde bir sorgulama ve özeleştiri yaptınız mı?

    Çok gerilere gitmeye gerek yok, son 5 yıla bakmamız yeterli olacaktır. Bir tarafta bir Devlet Kurumu olan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bir tarafta yine Devleti’n İç İşleri Bakanlığına bağlı belediyeler! Hiçbir Parti ayırımı gözetmeden söylüyorum: Devleti’n İç İşleri Bakanlığına bağlı Belediyelerle işbirliği yaparak, “Cemevleri”, “Kültür Merkezleri” daha da ileri giderek “Rıza Şehri” binaları yaparak mı asimilasyona ve manipülasyona (güdümlemeye) karşı duracaksınız ve de “Devlet’in “Alevi’si” olmayacaksınız? Ve yine Belediyelerin yaptığı “anmalar” ve “etkinlikler” de Belediyelerin  “şemsiyesi altına” girerek mi asimilasyona ve manipülasyona karşı duracaksınız ve de “Devlet’in “Alevi’si” olmayacaksınız?  Ve yine birçok bileşeninizin; yönetim, çalışan kadro (hizmetli) ve "Kurum Dede"leri olmak üzere birçok insan’ın Belediyelerden maaş aldığını hepimiz biliyoruz. Bu gerçeklikten hareketle sorguladığımızda, asimilasyona ve manipülasyona (güdümlemeye) karşı duracağız ve de “Devlet’in “Alevi’si” olmayacağız demek ne kadar inandırıcıdır?

    Sonuç olarak: Alevi kurumsal yapıları uzun bir süreden beri ortaya koydukları çelişkili durumdan kurtulup, öncelikle kendi özgün iradelerine dayalı bağımsız bir inisiyatif (öncelik) geliştirip hem merkezi hem de yerel iktidar yapılarıyla ilkeli, mesafeli ve gerektiğinde bağımsız bir ilişkilenme biçimi kurmaları gerekiyor. Hakikat Yol’u (Alevi) inancı (öğretisi) adına daha güçlü, ilkeli ve tutarlı bir duruş sergilenmesi şarttır. Ancak ve ancak ilkeli ve tutarlı bir duruş sergilenerek hem Alevi inancının (öğretisinin) özgünlüğü korunabilir hem de toplum içerisinde güven ve dayanışma ve de birliktelik tesis edilebilir. Aksi takdirde, mevcut çelişkili anlayış ve yaklaşım ile devam edildiği sürece, günümüzde yapılan tartışmalar ve eleştiriler sürüp gidecektir.

   Sevgiyle. Aşk ile.

#yol #ikrar #hakikat

  Bu yazı 790 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım