Emperyalist Saldırganlığa Ve Siyonist Kuşatmaya Hayır
Metin YILDIZTarih, sadece kazananların yazdığı bir günlük değildir; aynı zamanda susmaya zorlananların, toprağından koparılanların ve hakları gasp edilenlerin sessiz çığlığıdır. Bugün dünya, modern maskelerin ardına saklanmış eski bir canavarla, yani emperyalist saldırganlıkla yeniden yüz yüze. Bu saldırganlığın en uç ve acımasız kalesi olan Siyonist kuşatma, sadece bir coğrafyayı değil, insanlığın ortak vicdanını da ablukaya almış durumda.
Kuşatılan Sadece Toprak Değil, İnsanlıktır
Emperyalizm, her dönemde kendine yeni kurbanlar ve yeni kılıflar seçer. Bugün Orta Doğu’da şahit olduğumuz manzara, sadece sınırların ihlali değil, bir halkın var olma hakkına sıkılan kurşundur. Siyonist kuşatma, çocukların oyun alanlarını hapishaneye, hastaneleri hedef tahtasına dönüştürürken; "uygar" dünya bu barbarlığı stratejik bir sessizlikle izliyor.
"Kazanan Barbarlar" İllüzyonu
Başlıkta geçtiği gibi; bugün barbarlar kazanıyor gibi görünebilir. Teknolojinin en gelişmiş silahlarıyla donatılmış, medya gücüyle gerçeği tersyüz eden bu yapı, kendi vahşetini "meşru müdafaa" olarak pazarlıyor. Ancak unutulmamalıdır ki; betonları yıkanlar, ruhları teslim alamazlar.
"Bir halkın özgürlük iradesi, dünyadaki tüm demir yığınlarından daha güçlüdür."
Direniş Bir Tercih Değil, Zorunluluktur
Bu kuşatmaya "hayır" demek, sadece siyasi bir duruş değil, aynı zamanda insan kalma mücadelesidir. Emperyalizmin dişlileri arasında ezilmeye çalışılan halkların yanında durmak; adaleti, eşitliği ve onuru savunmaktır. Tarihin bu kırılma noktasında safımız bellidir: Ezilenlerin yanıdır. Hakları elinden alınanların sesidir. Kazanan barbarlar olsa da, son sözü her zaman direnenler söyler.
Emperyalist saldırganlığa ve Siyonist kuşatmaya geçit vermeyeceğiz!
METİN YILDIZ













