Nadir SAYIN

Hollanda Federasyonu Nasıl “HURAFECİLERE” TESLİM oldu ve Evrensel Anadolu Alevi/Bektaşiliğinin içine düştüğü DURUM!

Nadir SAYIN
  20-07-2024 09:23:00

Sayın Turan Eser’e 3. ve sonuncu olacak bölümü şimdilik erteliyoruz! Konumuz Hollanda ve “Hurafeci” gidişat!

Hollanda Federasyonu (HABF), sadece şimdilik küçük somut bir plan pratiğindeki uygulamayı “Alevi Bektaşi Kültür Derneği Amersfoort”tan ele alacağız. Gelecekte gerekirse federasyonun da hangi Hz.lere, imamlara, çöle, “iç asimilasyona” bandırıldığına ve süratle herkesin kendi içine çekildiği ahbap-çavuş hesabı yörüngede döndüğüne bakacağız.

Amersfoort Alevi Bektaşi Kültür Derneği (HABF üye derneği) aşağıda kendi sayfalarında duyurduğu, gerçek Pir Sultan Abdal’a ait olmadığı neredeyse kesin olan (Pir Sultan mahlasında pek çok şair olduğu bilinmektedir) şiirli duyurusunu gördüğümde derinden utandım! Dernek, görseldeki şiiri 12 İmamlar oruç yas haklarına malzeme etmişler!

Anadolu, Alevi/Bektaşiliğin Şii/Şialaşmaya hatta “hurafecilerin” uygulamalara geçmesini Hollanda HABF bünyesinde reklam yapar gibi böyle bir durum! Görenler bilenler açısından bunu ne yapacağız?

. Görmezden mi geleceğiz?

. Bana ne mi diyeceğiz?

. “İşte yani adam resmen hurafeye inanıyor ve örgüt içinde barındırılıyor, besleniyor.” Ve bu kişi/kişiler YK kadrolarına da karar verir boyutlara varıyor! O adam (şimdilik isim vermiyorum) o dernekte hızlı bir disiplin kurulu üyesiydi son bildiğim. Bu yiğit şimdi ortaya çıksın, Amersfoort Derneği'ndenim deyip kamuoyuna bize “hurafeciliği” anlatsın, yer mi! Sanmam! Çünkü bunlar şimdilik onu kendileriyle, duvar arasında, gizliden “taraftarlarıyla” güçlendikçe ancak yapabiliyorlar ve kurumlara sahip olunan zihniyette, kurumsallık bu çürümüşlük içine evrilir yörüngede devam ediyor. Cümlemize ve tabii Turan Eser ve AABK'ya da bunlar biraz kapak olsun!

. Yol aşkına, yol için Alevi toplumu için, eline diline beline ve “gerçekler demine hü” çekerek, “bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diye haykırarak hınzırların sofrasını elimizin tersiyle itmeyecek miyiz! Mertçe ve güzel - yiğitçe artık yeter demeyecek miyiz?

Bunlara söz etmeyen (lakin kendi cemevi/AKM’de keyfi yerinde), seyredenler, başını kuma sokan, evrenleşen Anadolu/Bektaşilikten nemalanan cemevleri/kültür merkezleri, YK, başkan, çakma dedeleri..., evet sizlere, bin kere yazılar olsun!

Gün gelecek sizler de mutlaka dar’a duracaksınız! Ki belki ancak öyle pak olma şansınız olacak toplumda!

Tekrarla yüzleştiriyoruz: Bir dinin, “dini ibadetin”, hurafeciliğin mekanları, cemaatler ya da camidir, sinagogdur, kilisedir! Anadolu’dan esen Aleviliği cemleri/örgüt/federasyonları örneğin bu “hurafecilik” gibi gericilikle Şiilik, Şiacılık, İslamlaştırmak, Müslümanlaştırmak, devletin dayattığı “Alevi Bektaşi Başkanlığı”ndan daha da vahimdir. Hainliktir!

O hurafeciler ki aynı zamanda HABF disiplin kuruluna yedekten seçilmiştir. Daha da ileri giderek (elinde kılıç gücüne ulaştıklarından) geçen senelerde Özgün TV’de yaptığım program için Hollanda’daki Zwolle Alevi Kültür Merkezi'nde olacak yayını ve programa katılanları (AABK YK diplomasi üyesi dahil) engellemek için Avrupa'daki diğer federasyonlar nezdinde YK’lardan (kimisinin Hollanda Disiplin Kurulu üyesi ünvanıyla) zehirli propagandalara girişmişlerdir.

İçerden “lobicilik”, “işte tanıyor musun nedir, necidir, kimlerdendir” diye kararlar almasını bırakın, özellikle aktif üyeleri bir sistematik kodlamadıkları kalıyor. Federasyon bünyesindeki o dedeler, yola talibe hizmet, kendilerini pişirme eğitimi ve rızalığa dayalı cemler/dede, yol hizmetlisi değil, sayı, çıkar ile seçilen başkanlara yaranma yarışına girmişlerdir!

Sevgili Piri Er’in sözde Pir Sultan Abdal'a ait olduğu o şiire ilişkin açıklaması aşağıdadır. Piri Er: (Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Halkbilim Anabilim Dalı mezunu. “Alevilerde Hakk’a Yürüme ve Erkanı” kitabından olan bölüm).

Aşk-ı muhabbetimle, Nadir Sayın

Piri ER:

“Muharrem orucunun tutulmasını bir anlamda zorunluluk olarak değerlendirmemize neden olabilecek, yol ulularından Pir Sultan Abdal mahlasıyla yazılmış bir deyişi burada aktarmak istiyorum.

Aşure ayında matem orucu Onları tutana sevap yazılır Kerbela’da yatan Hasan, Hüseyin Onları görenin benzi bozulur Birini tutan Hakk’ına yeter İkisini tutan günahın atar Üçünü tutanlar cennette yatar Engür olmuş, Hak ceminde ezilir Dördünü tutana veli, dediler Beşini tutana ulu, dediler Altısını tutana dolu, dediler Engür olmuş, Hak ceminde ezilir Yedisin tutan havada uçar Sekizini tutan hülleler biçer Dokuzunu tutan cennetin açar Engür olmuş, Hak ceminde ezilir Pir Sultan Abdal’ım, onunda zahmet On birini tutana indi rahmet On iki tutana nasiptir cennet Engür olmuş, Hak ceminde ezilir (Öztelli, 1985:416)

Deyişe baktığımızda ilk dörtlükten başlamak üzere kimi mantık hatalarının yapıldığı görülmektedir. İlk dörtlüğün üçüncü dizesi “Kerbela’da yatan Hasan, Hüseyin” şeklindedir. Hz. Hasan’ın kabri Medine’de, Hz. Hüseyin’in kabri ise Kerbela’dadır. Dolayısıyla bu doğru bir ifade değildir. Pir Sultan gibi bir yol ulusunun bu bilgiye sahip olmaması olanak dahilinde görülmemektedir. Deyişteki; “günahın atar, cennette yatar, havada uçmak, hülleler biçmek, indi rahmet, nasiptir cennet” gibi ifadeler, yol dili ve yol öğretileri açısından ve Pir Sultan’ın diğer şiirlerindeki içeriklere bakıldığında pek de Pir Sultan’a aitmiş gibi görünmemektedir.

Bu görüşümüzü Pir Sultan’a ait diğer birkaç dörtlükle destekleyelim.

Pir Sultan’ım hü der vasl-ı canan Hebadır demişler geri kalanı İstemem cenneti, huri, gılmanı Hazret-i Şah’ımı görmezden evvel (Öztelli, 1985:274)

Sekiz derler şol uçmağın kapısı Hakk’a doğru açılırmış hepisi Korkusun çektiğim Sırat köprüsü Hakk’a doğru varan kullara neyler (Öztelli, 1985:317)

Pir Sultan Abdal’ım nefesim haktır Ol Hakk’ın katında noksanım çoktur Cehennemde ateş var derler yoktur Herkes ateşini bile getirir (Öztelli, 1985:330)

Aslı Mervan olan ummana dalmaz Küfre iman eden âşıklar ölmez Müminin suali ahrete kalmaz Dünyada cevabın verebilirsen (Öztelli, 1985:182)

Evliya gönlümüz aldı Kalbimiz nur ile doldu Gözlerimiz cemal gördü Cennete muhtaç değiliz (Öztelli, 1985:358)

Böyle bir deyişten hareketle Alevilerin Muharrem orucunu tutmasını bir zorunluluk olarak değerlendirmek çok da sağlıklı bir yaklaşım olmayacaktır. Zira Alevilikte oruç

 

  Bu yazı 2250 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım