MESAFELER HÜKÜMSÜZDÜR
Nevin SEVÜKKadınlar, çocuklar, hayvanlar ve doğa için ölümün vahşice kol gezdiği Türkiye'de, her ne kadar son umut kırıntılarıyla iyi düşlere yatsak da yine yeniden zifiri karanlık sabahlara uyanıyoruz. Öyle ki bir millete topyekün hayatı cehenneme çeviren karanlık yüz aydınlığı galebe çalarak kötülüğün zaferiyle sonuçlanıyor.
Kötülük sadece bir devlet mekanizması değil artık; kötülük mahalle, kötülük bir küçücük çocuğa karşı bütün köy, kötülük şehir, kötülük ülke oldu.
Ve kulakları sağır eden bu sessizlik…
Ülke çapında belki de bir tek feminist örgütler, gösterileri ile felakete sürüklenen ülkenin içinde bulunduğu durumuna dikkat çekip kamuoyu oluşturma çabası içindeler.
Oranlar son altı yılda kadın cinayetlerinin sayısının yüzde 80’den fazla arttığını gösteriyor. Sırf bu yıl 300'e yakın kadın öldürüldü. Her gün tek tek sıralanan taleplere ve önlem çağrılarına kulaklarını tıkayan iktidar, ceza hukukunun sıkılaştırılacağını söylemekle yetiniyor ve güpegündüz bir metropolde kafaları kesilen iki genç kadının ardından ekliyor: “Gençlerin ahlakını bozan sosyal medya yasaklanmalıdır.”
Mesafeler hükümsüzdür! Uzaklarda bizler, film senaryosu okur gibi takip etmekle kalıp akıl tutulması yaşıyoruz. Bir şey yapmamanın büyük utancıyla…
Bugün size Scholz’ü gönderiyoruz.
Baştan söyleyelim sivil toplum örgütlerinin Scholz’ün ziyaretine dair insan hakları çerçevesindeki tüm uyarıları, soruları, önerileri baştan beri ignore edildi.
Ankara ile Berlin arasındaki ilişkiler, iki yıllık bir küskünlükten sonra sihirli bir değnek etkisiyle ani bir düzelmeye seyreldi. Öyleki Türkiye'ye 250 milyon avroyu aşan silah ihracatı onaylandığına dair çıkan haberlere Alman yetkilerinden henüz bir yalanlama gelmedi.
Oysa ki Almanya, Türkiye'ye yalnızca küçük miktarda askeri teçhizat sattıyordu. Türkiye’nin Rusya ve Çin tutumu, Hamas'la dirsek teması gibi istikrarsız devlet politikaları ve Almanya’nın sorunlu bölgelere silah satmama kararı , Almanya’yı Türkiye’ye büyük miktarda silah ticaretinden alıkoyuyordu.
Gelinen noktada Scholz zor durumda, Erdoğan battı batmakta ve Almanya-Türkiye tarihi geleneksel ittifakına yeni ortaklıklar ekleme zamanı…Geçmişin anahtar deliğinden bakıldığında bu çok tanıdık geliyor değil mi!
Türkiye ve Almanya’nın tarafları oldukları bu ani silah anlaşmasının izleri sürülürken şimdi başka bir anlaşma manşetlerde yer alıyor: Mülteci pazarlığı… 2025 seçimlerine hazırlanan Alman Federal Hükümetinin gidişatı parlak değil. Eyaletlerde yapılan son seçimler, hükümet ortakları partilerinin hezeyanları ile sonuçlandı. Almanlara en çok korktuklarının ne olduğu sorulduğunda; birinci sırada ‘artan hayat pahalılığı’, ikinci sırada ise ‘göç’ var. Ukrayna-Rusya savaşının en büyük kaybedeni hiç kuşkusuz Alman ekonomisi oldu. Daralan bu ekonominin toplum nezdinde görünen suçlusu ise açık ara mülteciler. Dolayısıyla hükümet toplum karşısında kendini temize çekme telaşında ilk şamarı mültecilere atıyor ve onları bir an önce göndermenin peşine düşüyor. İkinci şamar mazlum halklara… Alman devleti daha önceki silah ticareti ‘titizliği’ politikasını bir kenara iterek ekonomiye arttırdığı silah ticareti ile nefes aldırmaya çalışıyor.
Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser, Türk hükümeti ile ülkeyi terk etmesi gereken 15 bin Türkiye vatandaşının Türkiye’ye hızlı ve etkili bir şekilde sınır dışı edilme müzakerelerini yaptıklarını duyururken Türkiye’deki insan hakları ihlallerini görmezden geliyor. Bu durum sivil toplum örgütlerinin tepkisi ile karşılanıyor. Zira böylesi bir karar muhalif siyasetçilerin, gazetecilerin veya insan hakları aktivistlerinin Türkiye'ye sınır dışı edilmeleri anlamına da geliyor. İnsan hakları örgütü Pro Asyl'e göre, Almanya'ya sığınma başvurusunda bulunanlar öncelikle Türkiye'den gelen Kürt kökenli politik sığınmacılar.
Görünen o ki çıkar çanlarının çalındığı zamanların birindeyiz yine ve bu puslu zamanlarda satranç kuralları geçerlidir. Ön saflara sürülen piyonlar hiç şaşmaz; arkası olmayan mazlum halklardır.
Nevin SEVÜK
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- MESAFELER HÜKÜMSÜZDÜR
- HER ŞEYE RAĞMEN
- ERKEK, ADİL OLMA YETENEĞİNE SAHİP MİSİN SEN?
- TU KAKA ŞERİATÇILAR! TU KAKA AFD!
- AMA ÖZGÜRLÜĞÜM YETERLİ DEĞİL
- ANLAŞILAN DAHA ÇOK PORTAKAL KESECEĞİZ
- Dindar Kindar Nesil Hayaline Doğru Çocuklarımız Diyanet ve Tarikatlar Kıskacında
- YURT DIŞINDA SEÇMEN OLMAK: SİYASAL KATILIM MI, TEMSİLİYET Mİ? HİÇBİRİ!
- İŞÇİLERİN ÖZGÜRLEŞMESİ KENDİ ESERİ OLMALIDIR!
- FRANSIZLAR, YANDAN ÇARKLI SENDİKALARI, BİRAZ TÜRKIYE VE ÖTESİ...
- YAZ OLUNCA AVRATLARA, KIŞIN OĞLANLARA MEYLET Kİ, VÜCUTÇA SAĞLAM OLASIN
- ISIRGAN OTU BU AYIKLANDIKÇA AYNI YERDEN ÇIKAR













