Kadının Adı Her Yerde Aynı: Kadın Bilincinin Metropol ve Kırsal Arasındaki Farklılıkları
Nurcan BAYBARSKadınların yaşadığı sorunlar, bulundukları coğrafya, kültür ve sosyal yapıya göre değişiklik gösterebilmektedir. Ancak bazı temel gerçeklikler, kadınların dünyanın neresinde olursa olsun karşı karşıya kaldıkları zorlukların benzer olduğunu ortaya koymaktadır. Metropoller veya Avrupa gibi yerlerde bile, bölge kadınlarının gelenek, görenek ve örfleriyle birlikte gittikleri ve bu gelenekleri yaşamlarına entegre ettikleri açıktır. Ne yazık ki, bu durum feminist ve sosyalist kadın hareketlerinin çoğu zaman gözünden kaçmaktadır. Kadının kimliği ve özgürlüğü sadece metropol hayatının çerçevesinde ele alındığında, kırsal kökenli kadınların ihtiyaç ve beklentileri tam anlamıyla dikkate alınmamaktadır.
Bölge Kadınlarına Yönelik Yanıltıcı Yaklaşımlar
Feminist ve sosyalist hareketlerin, bölge kadınlarına yaklaşımında daha esnek olmaları gerektiği açıktır. Ancak, bu hareketler sıklıkla, kırsal kökenli kadınların kendi düşünce ve davranış kalıplarına uymalarını beklemektedir. Kadın hareketlerinde bu tür bir uyum beklentisi, aslında kadınların kendi öz kimliklerinden ve kültürel miraslarından uzaklaşmalarına neden olabilir. Bu sorun, Alevi/Kızılbaş kadın örgütlenmeleri için de geçerlidir. Kadınların sosyal hayatta erkeklerle eşit olmalarını hedefleyen bu örgütlenmeler, kimi zaman kadının özgün kimliğini ve kültürel köklerini yeterince göz önünde bulundurmamaktadır.
Kadının kimliği, ne yazık ki hâlâ içimizde dahi giyim kuşam üzerinden değerlendirilmeye devam ediyor. Kadın bilincinin, giyimden çok düşünce ve fikir üzerine inşa edilmesi gerektiği bir gerçekliktir. Ancak, bu alanda kadınlar arasında bile bir ayrım söz konusudur; kadın, sadece bir isimden ibaret olarak görülüyor ve bu isim altında kimliğini tam anlamıyla ortaya koyamıyor.
Kadın Bilincinin Geliştirilmesi: Erkeklerin Rolü
Kadının bilinçlenmesi elbette önemlidir, ancak bu bilinçlenmenin sadece kadının omzuna yüklenmesi doğru değildir. Erk zihniyetin hakim olduğu toplumlarda, kadının hakları ve eşitliği mücadelesi sadece kadınlara bırakılmamalıdır. Bu mücadele, erkeklerin de sorumluluğudur. Kadın bilincinin güçlendirilmesi ve kadının özgürlüğünün tam anlamıyla sağlanabilmesi için erkekler de bu sürece aktif olarak katılmalıdır. Kadın bilinçlendikçe, kendi haklarının ve özgürlüklerinin farkına varmaktadır. Ancak, bu süreçte erkeklerin de aynı bilinçle hareket etmeleri ve eşitlik mücadelesine katkıda bulunmaları gerekmektedir. Yoldaşlık hukuku gereği, kadın bilinci yalnızca kadınlar arasında değil, aynı zamanda erkekler arasında da yaygınlaştırılmalıdır. Bu bilinçlenme sürecinin sadece kadınlara yüklenmesi, erkeklerin yoldaşlık ve eşitlik derecelerini de sorgulatmaktadır.
Feminist ve Sosyalist Kadın Hareketlerine Eleştirel Bir Bakış
Ne yazık ki feminist ve sosyalist kadın hareketleri, bölge kadınlarına yeterince duyarlılık göstermemektedir. Feminist kadınlar, kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sorunlarına uzaktan bakarken, kendilerini daha çok metropol hayatının merkezinde konumlandırmaktadırlar. Sosyalist kadınlar ise, tarihi figürlerden örnekler alırken, bugünün kırsal kadınlarının gerçekleriyle bağ kurmakta zorlanmaktadırlar. Kadın, yaşam ve özgürlük sloganları miting alanlarında sıkça dile getirilse de, bu sloganların hayatın içine yansıması için yeterince somut adım atılmamaktadır. Kadın cinayetleri, sadece sloganlarla durdurulamaz ve bu gerçeklik feminist hareketlerin kırsal bölgelere daha fazla odaklanması gerektiğini göstermektedir.
Kadın Bilincinin Her Alanda Yayılması
Kadın bilinçlenmesi, yaşamın her alanında ve her kadına yönelik olarak verilmelidir. Kadınlar, giyim-kuşamları üzerinden değil, düşünce ve fikirleriyle değerlendirilmelidir. Kadının "ben olma" ve "ben kalma" arayışı, toplumun her kesiminde dikkate alınmalıdır. Kadın özgürlüğü, sadece kadınların değil, tüm toplumun sorumluluğundadır. Erk zihniyetin kırılması ve eşitlik mücadelesinin başarılı olabilmesi için, erkekler de bu bilinçlenme sürecine katılmalı ve bu mücadelede yer almalıdır. Kadın bilinçlenmesi sadece kadınların görevi değil, toplumsal bir sorumluluktur. Ancak bu şekilde, kadının özgürlüğü ve eşitliği tam anlamıyla sağlanabilir.
Kadın bilinci ve özgürlüğü, sadece kadınların sorumluluğunda bırakılacak bir mesele değildir. Feminist ve sosyalist hareketlerin kırsal kadınlara daha duyarlı olması ve kadının kimliğini sadece giyim-kuşam üzerinden değil, düşünce ve fikirleriyle değerlendirmesi gerekmektedir. Erk zihniyetin kırılması ve toplumsal eşitliğin sağlanması için erkekler de bu mücadeleye aktif olarak katılmalıdır. Kadın özgürlüğü, hem kadının hem de toplumun ortak bir sorumluluğudur.
Nurcan Baybars (Nurê)
12 Ekim 2024
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Anlatmak Değil, Yaşatmak Gerek
- Rıza Şehrini Kurmak Mümkündür
- “Kendimiz Olmak Çok mu Zor?”
- SEVGİ NEYDİ?
- Sevgi Neydi?
- Kurumlar İçinde Yozlaşma ve Sömürü Düzeni
- Köyde Kadın Olmak ve Ekolojik Yaşam - 2
- XİZİR (HIZIR) – Doğanın, İnsanın ve Yaşamın Kendisi
- Bazı Kadınlar Yaşama Sadece Mücadele Etmek İçin Gelir
- Köyde Kadın Olmak ve Ekolojik Yaşam
- EBEMDEN ALDIĞIM BİR GÜNLÜK DERS
- Kadının Adı Her Yerde Aynı: Kadın Bilincinin Metropol ve Kırsal Arasındaki Farklılıkları













