Kurumlar İçinde Yozlaşma ve Sömürü Düzeni
Nurcan BAYBARSKurumlar içinde yayılan yozlaşma; sömürü sistemi ve asimilasyon politikaları, insanın bilincinde, duruşunda ve tavrında da kendini göstermeye başlıyor. Kibir, ego, kariyerizm, ahbap-çavuş ilişkileri, koltuk merakı gibi kavramlar, yolun özüne dahil edilerek bir döngü halinde devam ettiriliyor. Bu durum, kendini sistemleştirerek dayatıyor ve yıkıcı bir etki yaratıyor.
Tüm kavramların içi boşaltıldı. Yoldaşlık, can hukuku, rızalık gibi değerler; şüphe, güvensizlik, netleşmeden tasfiye, yalnızlaştırma ve kimsesizliğe tabi kılma yöntemleriyle yerini yoz bir anlayışa bırakıyor. Dedikodu kültürü, iftira, yalan-dolan, çıkar çatışmaları, yaftalama ve mesnetsiz suçlamalar, insan bilincinde, düşüncede, fikirde ve ideolojide yozlaşmayı besleyerek varlığını sürdürüyor.
Eskiden rızalık hakkı gözetilerek yapılan işler, artık karşılıklı güven ve yoldaşlık yerine, sömürü sistemine teslim edilmiş durumda. Eşitlik anlayışı sadece sayı üzerinden sağlanıyor; fikir ve düşüncede ise ayrışma dayatılıyor. Ortak noktada uzlaşma yerine, kendi görüşünü dayatma, aynı düşünmeyeni yolun dışına itme gibi yöntemlerle kurumlar içinde sömürü anlayışı güç kazanıyor.
Kimse kendi yanlışını gözetmiyor, aksine başkalarının açıklarını aramayı tercih ediyor. Ego, hırs ve intikam uğruna insanlar harcanıyor. Duygular, sömürü sistemine terk edilmiş durumda. Sevgi, bir zamanlar elimizde kalan son değerimizdi; ama o da kıskançlık, şüphe ve güvensizlikle paranoyaya dönüştü. Sevginin içi boşaltılarak psikolojik baskı ve yıpratmaya dönüştürüldü.
En acımasız şiddet, hasta insanların kendi hastalığını tedavi etmek yerine, başkalarının psikolojisini yıpratmasıdır. İçimizde iyi görünen ama kötü niyet taşıyan zihniyetler, en büyük tahribatı yaratıyor. Emek, dürüstlük ve mertlik gibi değerler bile yoz bir anlayışa teslim edilerek, riyakarlığa ve nankörlüğe dönüşüyor.
Şimdi, elimizde mumla; çıkar ve menfaat gözetmeyen dost, can ve yoldaş arar olduk. Ancak evrimini tamamlayamayanlar, başkalarının hakkını gözetemezler. Duruşta, zihniyette ve fikirde evrim şarttır. Ama ne yazık ki yoz düşünceye selam duran bir anlayışla karşı karşıyayız.
Bu yüzden mesele, önce kendi içsel evrimimizi gerçekleştirmektir. İnsan, kendini tanıyıp eksiklerini görmeden, başkasını gözetemez ve anlayamaz. Bilgiyle, sorgulamayla ve iç hesaplaşmayla kendimizi geliştirerek yol alabiliriz.
Tüm mesele bu...
Selam ve Saygılarımla,
Nurcan Baybars (Nurê)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Anlatmak Değil, Yaşatmak Gerek
- Rıza Şehrini Kurmak Mümkündür
- “Kendimiz Olmak Çok mu Zor?”
- SEVGİ NEYDİ?
- Sevgi Neydi?
- Kurumlar İçinde Yozlaşma ve Sömürü Düzeni
- Köyde Kadın Olmak ve Ekolojik Yaşam - 2
- XİZİR (HIZIR) – Doğanın, İnsanın ve Yaşamın Kendisi
- Bazı Kadınlar Yaşama Sadece Mücadele Etmek İçin Gelir
- Köyde Kadın Olmak ve Ekolojik Yaşam
- EBEMDEN ALDIĞIM BİR GÜNLÜK DERS
- Kadının Adı Her Yerde Aynı: Kadın Bilincinin Metropol ve Kırsal Arasındaki Farklılıkları













