‘Adem Kimliğimle Gezdim Dolandım’
Nurten YALNIZ"Adem kimliğimle gezdim dolandım
Kimi gün duruldum, kimi bulandım
Aşk çölünde gözyaşımla sulandım
Kimi diken, kimi güle benzetti
Bir cana bürünüp, bir can göründüm
Göklerde kuş oldum, yerde süründüm
Balıktım gizlendim suya büründüm
Kimi Umman, kimi göle benzetti
İdam sehpasında Enel Hak yazdım
Kendi mezarımı dişimle kazdım
Bir kordum, üşüdüm alemi gezdim
Kimi ateş, kimi külle benzetti"
— Hıdır Çam
Devlete Benzeşen Alevi Olmayacağız...
Alevi toplumu kendi dilini terk ediyor; dil terk edilince, yolun ve öğretinin ruhuna uygun olmayan kavramlar kullanılmaya başlanıyor. Sonra hep birlikte asimilasyon politikalarından yakınıyor, toplumun asimile olmasından rahatsızlık duyuyoruz. Dilinize, kültürünüze, yolunuza, öğretinize sahip çıkamazsanız, kimsenin sizi asimile etmesine gerek yok; siz zaten kendiniz asimilasyonun kapısını aralamışsınız.
Alevi toplumunun bir araya gelme hali, muhabbet etme şeklindedir. Muhabbet ise cem olmak ile gerçekleşen bir durumdur; ancak günümüzde etkinlik, festival, gece vb. kavramlar muhabbet kavramının yerini almıştır. Hal böyle olunca, öğreti kendi özünden kopuyor, içeriğini kaybediyor, esas anlamından uzaklaşıyor.
Muhabbetlerde bir araya gelen Aleviler, muhabbeti gülbenglerle açar; ortam muhabbetin ruhuna uygun ise çerağlarını uyandırıp semah dönerler. Ancak festival, etkinlik, gece gibi adlandırılan toplantılarda bu ritüeller uygulanıyor olsa da, burada yaşanılan Aleviliğin ruhuna uygun bir ortam, atmosfer yaratılmıyor.
Kızılbaş Alevi Bektaşi yol öğretisinde muhabbet, tartışma ya da karşılıklı bir söyleşi değildir. Amaç, dört kapı kırk makam öğretisi ile kâmil insan mertebesine ulaşmaktır. Alevi öğretisinde eşikten içeri girildiğinde mevki, makam, unvan, cinsiyet kapının arkasında bırakılarak üryan büryan can olarak içeri girilir. Bürokratik yapı yoktur, kimseye ayrıcalık yoktur. Özel semah ekipleri yoktur; semah, gösteriş ya da seyir için değil, Hak içindir. Bu, muhabbette ve cemde vecde gelen her bir canın kendi rızalığı ile pervaz olup aşk ile dönme halidir.
Alevi toplumu devlet ile ilişkilerini güçlendirip geliştirdikçe özünden, doğal otantik yapısından uzaklaşıyor. Alevilik devlet tarafından tanınsın talebi üzerinde etraflıca düşünmekte yarar var. Alevi toplumu devlet ve bürokrasi ile ilişkilendikçe, kendi öğretisinden kopuyor; bürokratik, hiyerarşik bir yapı geliştiriliyor. Protokoller oluşturuluyor, canlar yerde otururken devlet erkânı sandalyelerde oturuyor, önlerine masalar, sular konuluyor, ayrıcalıklar tanınıyor. Alevi toplumunda can kavramı esastır; mevki, makam, kıdem, ayrıcalık yoktur. Verilen lokma bir bardak su dahi olsa, her bir cana pay edilir; bu rızalıktır. Rızalık yoksa Alevilik de yoktur. Aleviliğin temeli rızalık üzerine kuruludur.
Devletsiz Alevilik isterken, devletleşen ve devletin uygulamalarına benzeşen uygulamalarla devletin Alevisini kendi ellerimizle yarattığımızın farkına varmalıyız. Devletsiz Alevilik, devlete benzeşen uygulamaları reddetmekle olur; devlete özenerek değil.
Aşk ile Kalınız,
Nurten Yalnız
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Suçlu Bizim Mahallede Olunca Suçun Önemi Yok...
- Alevi Dili Edep ve Erkândır
- Buyurun, Günahsız Olan İlk Taşı Atsın
- AABF Genel Kuruluna Giderken Yaratılan Korku İmparatorluğu
- Alevi Öğretisi Toplumsal Çürümenin Panzehirimdir...
- Koltuk Davası
- Dava İnsanı Olmak!
- Kültürel Soykırım
- Hak ve Hakikat İçin Yola Düştüm
- Bezirgânlar Yol Tutmuş...
- İktidar Güce Yol Hakikate Bakar...
- Ne Kol Kırılsın Nede Yen İçinde Kalsın













