Koltuk Davası
Nurten YALNIZ‘Kimsenin hatasını göremez idin
Kendi noksanını bilmiş olaydın
Her bir söze cevap veremez idin
Benlik davasından geçmiş olaydın.’ — Edip Harabi
Koltuk Davası
Alevi inancında emek en yüce değerdir. Büyük emekler ortaya koyan, kar, kış, boran demeden bodrum katlarında, kendi evlerinde bir araya gelerek bugünkü örgütlenmenin temelini atan, bu temel üzerinde binayı inşa eden her bir canımızın emeği değerlidir, saygındır.
Alevi toplumu, inancı için emek veren canlarımızı suçlamak veya eleştirmek yerine, hakikati konuşmak gerek.
Alevi hareketi her alanda büyüdü, gelişti, önemli derecede mülkiyet edindi. Gerek Almanya’da, gerekse Avrupa’nın bütün ülkelerinde canlarımız, mülkiyeti kendilerine ait olan cemevlerine kavuştular.
Federasyonlar, konfederasyonlar kurdular. Basın-yayın alanında Alevilerin Sesi dergisi ve Yol TV’yi hayata geçirdiler.
Gençlik, Kadın, İnanç, Sanat, Delil Akademisi gibi kurumlar oluşturdular. Kamu tüzel kişiliği için girişimlerde bulundular. Bugün kazanılan tüm hakların altyapısını oluşturdular.
Sivas, Maraş, Çorum gibi katliamları protesto etmek ve hakka yürüyen canlarımızı unutmamak adına yollara düştüler.
Bu emeği var eden, o günün yöneticileri olan canlarımız dava insanı değil miydiler? Bu nasıl bir haksızlıktır.
Bu canlarımız bugün arkasına bakmadan çekip gitmişlerse, bu kurumlardan küsmüşlerse, buna sebep olan anlayışları eleştirmek yerine bu canlarımızı suçlamak doğru değildir.
Alevi örgütlenmesinin öncüsü, emektarları, kendi emekleriyle vücuda getirdikleri bu kurumlardan neden uzak duruyorlar?
Federasyon, konfederasyon, gençlik, kadın, inanç, sanat, basın-yayın gibi kurumların temelini atan, Sivas, Çorum, Maraş anmaları için yollara çıkan canlarımız ve yöneticilerimiz neden ve niçin Alevi kurumlarından uzaklar ya da uzaklaştırıldılar?
Neden Alevi canlarımız birbirine selam veremez hale getirildi, toplumumuz neden ayrıştırıldı?
Neden Aleviler asimilasyonun açık hedefidir?
Bu sorular çoğaltılabilir, bu sorulara açık ve net cevaplar vermek gerek.
Koltuk, mevki, makam, delege hesapları için canlarımızı ayrıştırdınız. Kimini ulusalcı, kimini Kürtçü, kimini Şiacı, kimini İslamcı ilan ettiniz.
Kurumların başına işi bilen canları getirmek yerine, kendinize yandaş olan kişilere teslim ederek kurumları işlevsiz kıldınız.
Alevi kültür merkezlerinde sanatçılarımız, yazarlarımız, iş insanlarımız, hukukçularımız, akademisyenlerimiz, siyasetçilerimiz var; bu canlarımıza gereken önemi vermediniz, AABF’nin çalışmalarına, etkinliklerine bu canları dahil etmediniz.
Yıllardır birlikte çalıştığınız arkadaşlarınız ne zaman AABF yönetimine aday oldular, İslamcı, Şiacı vb. suçlamalar yaparak bu kurumların dışına attınız.
Yanlışlarınızı, hatalarınızı, eksikliklerinizi dile getirenlere kapıyı gösterdiniz.
Dava insanlarının amacı toplumu ayrıştırmak değildir, toplumu birleştirmektir.
Sanatçısını, yazarını, siyasetçisini çalışma alanlarında değerlendiremeyen bir yapıda hangi kadroyu çıkaracaksınız?
Farklı düşünen her insanı susturarak, bastırarak, suçlayarak kadro çıkarma şansınız olur mu?
Tek tip düşünen, farklı düşüncelerin tartışılmasına tahammül edilmeyen bir yapıda yaratıcı, özgür düşünen insan çıkarmanız mümkün mü?
Yüz binlerle alanlarda olan bir toplumun direngenliğini kırıp toplumu atıl duruma getirerek asimilasyona karşı çıkabilir misiniz?
Toplumu ayrıştırarak hiçbir dava kazanılmaz; bize anlatılan dava koltuk davalarıdır, toplumsal dava ise toplumun birliği ile kazanılır.
Aşk ile kalınız.
Nurten Yalnız
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Suçlu Bizim Mahallede Olunca Suçun Önemi Yok...
- Alevi Dili Edep ve Erkândır
- Buyurun, Günahsız Olan İlk Taşı Atsın
- AABF Genel Kuruluna Giderken Yaratılan Korku İmparatorluğu
- Alevi Öğretisi Toplumsal Çürümenin Panzehirimdir...
- Koltuk Davası
- Dava İnsanı Olmak!
- Kültürel Soykırım
- Hak ve Hakikat İçin Yola Düştüm
- Bezirgânlar Yol Tutmuş...
- İktidar Güce Yol Hakikate Bakar...
- Ne Kol Kırılsın Nede Yen İçinde Kalsın













