Kültürel Soykırım
Nurten YALNIZ“İhlas kemendini aldım elime,
Marifette bir yol geçti önüme,
Hakikatte su bağlandı gölüme,
Katre idim bir ummana eriştim.” — Virani
Bir toplumu yok etmenin en kolay yöntemi, o toplumu tarihsel ve kültürel mirasından yoksun bırakmak, onu ayakta tutan kutsal mekanlardan mahrum etmektir. Egemen, tekçi ve inkarcı zihniyet, yakın tarihe kadar biz Alevileri katletmiş, her türlü hakaret ve iftiralarla Alevi toplumunu yaşadığı yerlerde gerici güçlerin hedefi yapmıştır. Bu politikalarla Alevileri tamamen fiziksel olarak ortadan kaldıramayacaklarını bilenler, Alevileri öldürmenin en etkili yolu olarak kültürel soykırıma başvurmuştur.
Alevilerin yaşadığı yerleşim alanlarında barajlar inşa edilmesi, maden arama bahanesiyle ziyaret yerlerinin tahrip edilmesi, mezarlıkların sular altında bırakılması gibi uygulamalar, bu soykırımın parçasıdır. Aynı AKP, Suriye'de savaşın ortasında Süleyman Şah Türbesi’nin zarar görmemesi için onu güvenli alanlara taşırken, Alevilere ait kutsal mekanları bilerek yok etmiştir.
Bugün AKP’nin Alevilere karşı uyguladığı tüm politikalar, kültürel soykırımı amaçlamaktadır. AKP'nin amacı, Alevilerin sorunlarına çözüm getirmek değil, Alevileri kendi istediği şekilde yeniden şekillendirmektir. Devlet eliyle yaratılan kurumlar, bu amaca hizmet etmek için vardır. Kültürel soykırım politikaları, öncelikle Türkiye’deki Alevileri hedef alsa da, genel olarak bütün Alevileri kapsamaktadır.
Anadolu toprakları Aleviliğin kaynağıdır. Egemenler, bu kaynağı kurutarak Aleviliği tamamen yok etmeye çalışmaktadır. Ova’yı besleyen ırmağın ana pınarı kurutulursa, onun beslediği küçük dereleri kurutmak da kolay olacaktır. Bu planın büyüklüğü kavranmadan, Aleviler üzerinde oynanan oyunlar anlaşılamaz.
Aleviler, kendilerine karşı oynanan bu oyunları boşa çıkarmalıdır. Bu, ancak toplumsal iç barışı korumak ve toplumu birbirine bağlayan kültürel değerleri sahiplenmekle mümkün olabilir. Kültürel ve inançsal erozyona uğrayan bir toplumu uzun vadede bir arada tutmak imkansızdır.
Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi, “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Alevi kurumlarını bilim yuvalarına ve öğreti merkezlerine dönüştürebilirsek, yolumuzu ve öğretimizi koruyabiliriz. Çocuklarımız ve gençlerimiz, Alevi kültür merkezlerinde yolunu ve öğretisini öğrenebilirler. Ancak bu mekanlarda muhabbet ve öğretiye dayalı uygulamalar yoksa, kurumlar asıl işlevlerinden uzaklaşır ve bugün yaşadığımız sorunlar ortaya çıkar.
Alevi toplumunu tehlikelere karşı uyarmak önemlidir. Alevi hareketinin eksikliklerini dile getirmek, açıkça tartışmak, Alevi canlarımızı rahatsız etmemelidir. Bu, birliğimizi ve beraberliğimizi bozmaz; aksine, eksiklikleri gizlemek bize zarar verir ve birliğimizin bozulmasına hizmet eder.
Bir kültür emekçisi olarak, toplumumuzun içinde geçtiği bu zorlu süreçte, kültürel soykırıma karşı kendi kültürümüzü ve değerlerimizi geleceğe taşımak için yola çıktım. Çocuklarımıza, gençlerimize ve kadınlarımıza kültürümüzü ve öğretimizi aktarmak için el ele vererek, yanlışları giderip bilgilerimizi ve yeteneklerimizi ortaklaştırmalıyız. Yolumuz ve toplumumuz için güzel işler ortaya koymalıyız.
Aşk ile kalınız,
Nurten Yalnız
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Suçlu Bizim Mahallede Olunca Suçun Önemi Yok...
- Alevi Dili Edep ve Erkândır
- Buyurun, Günahsız Olan İlk Taşı Atsın
- AABF Genel Kuruluna Giderken Yaratılan Korku İmparatorluğu
- Alevi Öğretisi Toplumsal Çürümenin Panzehirimdir...
- Koltuk Davası
- Dava İnsanı Olmak!
- Kültürel Soykırım
- Hak ve Hakikat İçin Yola Düştüm
- Bezirgânlar Yol Tutmuş...
- İktidar Güce Yol Hakikate Bakar...
- Ne Kol Kırılsın Nede Yen İçinde Kalsın













