Onur Demir

İçerden Bir Eleştiri: Sol Hareketin Ahlaki ve Yapısal Çöküşü Üzerine

Onur Demir
  13-08-2025 12:55:00

Türkiye'deki sol, devrimci ve komünist hareketler, uzun yıllardır hem toplumsal eşitsizliklere karşı mücadelede hem de düşünsel alanda önemli bir yer işgal etmektedir. Ancak bu hareketlerin içinde uzun süre bulunmuş, örgütsel işleyişe yakından tanık olmuş bireylerin gözlemleri, zamanla ideal ile pratiğin birbirinden ciddi biçimde uzaklaştığını ortaya koymaktadır. Bu yazı, sol içi eleştiriyi bir “dış saldırı” olarak değil, bir iç muhasebe, bir etik sorumluluk ve bir arınma çağrısı olarak ele almaktadır.

1. İdeolojik Saflık ile Ahlaki İflas Arasındaki Uçurum

Sol hareketler, tarihsel olarak eşitlik, adalet, halkçı katılım gibi yüksek idealleri savunmuş olsa da, bu ideallerle pratikteki davranışlar arasındaki mesafe günümüzde ciddi biçimde açılmıştır. Özellikle genç bireylerin “devrim” idealiyle motive edilerek, herhangi bir siyasi bilinçten yoksun biçimde, çoğu zaman telafisi olmayan eylemlere yönlendirilmesi; insan hayatını araçsallaştıran, etik dışı bir pratik haline gelmiştir.

Bu noktada devrimcilik, artık bir erdem değil, belirli kliklerin iktidarını sürdürebilmek için kullandığı bir enstrümana dönüşmüştür. Örgüt içi hiyerarşik yapılanmalar, sözde anti-otoriter bir ideoloji altında feodal bir itaati dayatmakta; sorgulama değil sadakat yüceltilmektedir. Bu durum, sağ ideolojilerde eleştirilen “biat kültürü”nün sol içindeki izdüşümüdür.

2. Kimlik Siyasetinin Araçsallaştırılması

Özellikle Alevi ve Kürt kimliklerinin, kimi gruplar tarafından sadece maddi kaynak temini ve politik meşruiyet sağlama amacıyla kullanıldığına yönelik gözlemler, sol hareketin etik zeminini sorgulamaya açmaktadır. Bu kimliklerin tarihsel acıları ve hak mücadeleleri; somut toplumsal dönüşüm için değil, örgüt içi sadakat ağlarını tahkim etmek veya finansal kaynakları belli aileler ya da gruplar arasında paylaşmak için araçsallaştırılmaktadır.

Bu süreçte yardımlar ihtiyaç sahiplerine değil, örgütsel yakınlığa göre belirlenmiş "hak edenler"e ulaşmakta; dayanışma fikri yerini akrabalık ve sadakat temelli bir kayırmacılığa bırakmaktadır.

3. Şeffaflık, Hesap Verebilirlik ve İç Denetim Eksikliği

Sol yapılar, sürekli olarak devletin keyfiyetine, kapitalizmin yolsuzluklarına ve patronların hesap vermeyen düzenine eleştiri getirirken; kendi içlerinde ne şeffaflık ne de hesap verebilirlik mekanizmaları kurabilmiştir. Yardım toplama süreçlerinde belge düzeni yok denecek kadar azdır. Harcamaların nereye gittiği belirsizdir. Defterler tutulmaz, faturalar gizlenir ya da imha edilir. Bu durum, solun kendisine yönelttiği meşruiyet krizini derinleştirmektedir.

Devlet karşıtlığı, iç işleyişteki keyfiliği meşrulaştıran bir kılıfa dönüşmüş; "biz zaten yasa dışıyız" argümanı, etik ve denetlenebilir bir örgütlenme anlayışının önüne set çekmiştir.

4. Sahte İlericilik ve Gerici Pratikler

Modern, laik ve ilerici bir imaj çizme çabası, kimi sol çevrelerde içsel bir dönüşümün değil; dış dünyaya karşı sergilenen bir vitrinin parçası olmuştur. Aile içi ilişkilerde sürdürülen ataerkil pratikler, kadına yönelik tahakküm, bireyin iradesine yönelik baskı gibi davranış kalıpları, solun temel ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.

Özgürlük, sadece ideolojik uyum gösteren bireyler için geçerli bir hak olarak tanınmakta; farklı görüşlerin ifade edilmesi örgütsel sadakatsizlikle eşdeğer görülmektedir. Böylece solun içindeki çoğulculuk iddiası, tek tipleştirici ve dışlayıcı bir pratiğe dönüşmektedir.

5. Tüketim Alışkanlıklarındaki İdeolojik Tutarsızlık

Kendini anti-kapitalist olarak tanımlayan, emek sömürüsüne karşı durduğunu söyleyen birçok solcu ve devrimci birey ya da yapı, günlük yaşam pratiklerinde bu iddialarıyla açıkça çelişmektedir. Özellikle son yıllarda Temu, Shein, Aliexpress gibi küresel ölçekte ucuz iş gücü sömürüsüne dayalı e-ticaret platformlarının Türkiye'deki kullanıcı profiline bakıldığında, bu çevrelerden de ciddi bir kullanım yoğunluğu görülmektedir.

Bu platformların üretim zincirlerinde hem çocuk işçi çalıştırılması hem de işçilerin insanlık dışı koşullarda, son derece düşük ücretlerle çalıştırılması yaygın bir şekilde belgelenmiştir. Bu firmaların büyük çoğunluğu Batı sermayesiyle Çin'deki fabrikaları entegre eden bir küresel emek sömürüsü ağına bağlıdır. Solun tarihsel olarak karşı olduğunu iddia ettiği neoliberal küresel sistemin en somut tezahürlerinden biri olan bu platformların, ideolojik farkındalığa sahip olması beklenen bireyler tarafından tercih edilmesi, yalnızca bir çelişki değil, aynı zamanda ahlaki bir iflastır.

İronik olan, bu ürünler üzerinden yapılan alışverişlerin çoğu zaman “devrimci tişörtleri”, “Che dövmeleri”, “Marx’lı kupalar” gibi sembolik eşyaları kapsamasıdır. Yani emek sömürüsü ile elde edilen ucuz mallar, yine "emek" adına kullanılmaktadır. Bu durum, devrimci söylemin piyasalaştırılması ve bir tüketim kültürüne indirgenmesi anlamına gelmektedir.

Kendi kullandığı ürünü dahi sorgulamayan, alışveriş yaptığı şirketin arka planını araştırma gereği duymayan bir politik bilinç; ne kadar yüksek sesle sistem eleştirisi yaparsa yapsın, kendi pratiğinde sistemin bir uzantısı olmaktan öteye geçemez.

Sonuç Yerine: Eleştiri Bir Yıkım Değil, Yeniden İnşa Çağrısıdır

Sol, kendi içine bakmadığı sürece; kendi çelişkileriyle yüzleşmediği, kendi iç çürümelerini teşhis edip çözmeye çalışmadığı sürece halkla sahici bir bağ kuramaz. Devrimci geçmişe duyulan nostalji, güncel yozlaşmaları örtmeye değil; onları açığa çıkarmaya hizmet etmelidir.

Gerçek ilericilik, önce kendine dönüp dürüstçe konuşabilmeyi gerektirir.

Saygılarımla...

Onur Demir

  Bu yazı 712 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım