Onur Demir

Özgür Düşünme Çağrısı

Onur Demir
  12-09-2025 14:04:00

Ülkemizde gençler – Türk ya da Kürt olsun – çoğu zaman daha düşüncelerini tam şekillendirmeden belli bir ideolojinin içine çekiliyor. Hazır sloganlar, ezberlenmiş cümleler, “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar” ayrımı… Oysa insanın kendi fikrini kendisinin kurması, başkasından duymadan önce düşünmesi çok daha değerli.

İçine düştüğümüz bu ezberleri sorgulama kabiliyetini, dünyaya bakış açımızı farklı haber kaynaklarından etkilenerek belirlediğimizi fark etmeden, kör bir inatla ve yoldan ilerlemeyi başaramayacağımızın bir kanıtıdır.

Sağcı ideolojinin sunduğu çarpıtılmış gerçeklerin karşısında solcuların odağı haline gelmiş olan mülteci sorunu ve solun bu konudaki açık kollu yaklaşımı, her iki grup için de çok fazla zarar getirmiştir. Bir yanda sağcılara en doğal insani hislerini kaybettikleri, diğer yanda solculara her tipten insanı ve bunların içinde terör örgütü üyelerini ülkenin sınırlarında elleri açık bir şekilde karşıladıkları öne sürülmektedir. Tabi burada, Avrupa devletlerinin ülkeye giren mültecileri çok zayıf bir şekilde kontrol etmiş olmaları, kaçtıkları devletlerin pasaport ve dokümanlarını yok etmeleri ve hiçbir şekilde bilgi alınamadığı için ülkeye nasıl birinin giriş yaptığını belirleyememeleri, Avrupa ülkelerinin güvensizliğini artırmaktadır.

Solcu bir aileye doğmuş birey olarak yabancıların bu şekilde artmasını eleştirmek ayıp mı? Sağcı bir aileye doğmuş birey olarak yine de birçok mülteciye karşı empati duymak ayıp mı?

Bağımsız düşünce, yalnızca farklı görüşlere açık olmakla değil, bu görüşleri kanıt temelli değerlendirebilmekle mümkündür. Pew Research Center ve World Values Survey gibi uluslararası araştırmalar, farklı görüşlerle düzenli etkileşimin hem empatiyi hem de analitik düşünmeyi artırdığını gösteriyor. Özellikle gençler için bu etkileşim, demokratik kültürün temel taşlarından biri olan çoğulculuğu öğrenme fırsatı sunuyor.

Bu nedenle öğrendiğimiz bu ezberleri aklımızdan çıkartıp, gerçekçi bir şekilde sorgulamamız yalnızca bireysel bir özgürlük değil, toplumsal bir gerekliliktir. Eleştirel düşünce, bireyi radikal kutuplaşma ve manipülasyondan korur. Üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve medya, bu sorgulayıcı yaklaşımı teşvik eden platformlar yaratmakla sorumludur.

Sonuç olarak tüm gençler, kendi kimliklerini ve görüşlerini başkalarının kalıplarına göre değil, kanıta dayalı, özgün ve sorgulayıcı bir şekilde inşa edebilir. Bu hem sizi daha özgür kılar hem de hepimizin ortak geleceğini daha sağlam temeller üzerine kurar.

"Bugünkü toplum, gelişimi olgunluğa ulaşmamış, sahip olma arzusunun erken evresinde takılı kalmış anal karakterlerden oluşuyor; dolayısıyla hasta bir toplumdur." – Erich Fromm (Sahip Olmak mı, Olmak mı?)

Onur Demir 

  Bu yazı 2779 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım