ALEVİ DEYİŞ GELENEĞİ
Rıza AYDINBakıp görmesini bilene bu deyişte çok şey var.
Mesela ne var bunun üzerine düşünüp, bir muhabbet açmak için kısaca düşündüklerimi yazmak istiyorum.
Bu deyişin sözleri Aşık Veysel’in; Aşık Veysel bu deyişi farklı bir makamla söyler yani havalandırır.
Neşet Ertaş, Aşık Veysel’den izin alarak, bu deyişin iki mısrasını değiştirip, farklı bir makamla söyleyince deyişin bu formu bu biçimi ortaya çıkmış.
Şimdi bu deyiş kimin?
Bu deyiş bu geleğin içinde açıp, yetişen bir gül misali ama Veyselin
Aslında Alevi edebiyatı böyledir. Alevi edebiyatının ruhunu gelişimini anlayamayanlar buradan Anadolu Hatayileri, Anadolu Pir Sultanları çıkarıyorlar.
Buna bir örnek olarak Aşık Veli’nin Hamdullah Çelebi’ye söylediği “Onbir aydır ben dostuma hasiret / Göreyidim Şahı Merdan aşkına” diye başkayan deyişi gösterip, inceleyebiliriz.
Aşık Veli, Çorum’daki bir tekkede bulunan deftere bu deyişi yazmış. Orada bu deyiş şöyle başlıyor: “Onbir aydır ben dostumu görmedim /Göreyidim Şahı Merdan aşkına.”
Aradaki farkı dikkatlice incelerseniz sadece bir sözcük değişmiş, “görmedim” yerine “hasretim” sözü gelmiş ama bu değişiklik deyişin ruhunda bir farklılık yapmış.
Gelin şimdi hep beraber düşünelim. “Bir dostumu görmedim” demek yerine “bir dostuma hasretim” demek neyi değiştiriyor?
Bir dostumu görmedim, bir durum tespiti; görmediysen görmedin, bunda bir şey yok ama ben dostuma hasretim dediğin zaman hem o dostunuzu görmediğinizi hem de o dostunuzu görme arzunuzu birlikte dilegetirmiş oluyorsunuz. Böylece bu yolda yürüyenlerle yoldaşlık eden bu deyiş daha bir olgunlaşmış oluyor.
Alevi geleneği içinde bu hep vardır. Aleviler, muhabbet Cemlerinde aşığın söylediği deyiş, üzerinde muhabbet edip, deyişte böyle değişiklik yaparlar. Yukarda iki örneğini verdiğim gibi bunu Veyselin deyişi ile Aşık Velinin deyişine böyle yapmışlar.
Alevi edebiyatı sözlü bir edebiyattır. Aleviler Cem’de, muhabbet meclislerinde kendileri ile beraber bu yolda yolculuk eden bu deyişleri söylerken, bu deyişler üzerinde özlü değişiklikler yaparlar. Bu muhtevayı bilmeyenler bunu Anadolu Hatayileri, Anadolu Pir Sultanları vs diye yorumluyor ki bu yolu bilmemeden doğan bir yanlışlıktır.
Hatayi’nin Azeri lehçesi ile söylediği deyişleri Anadolu’da halkın konuştuğu lehçeyle Cemlerde demlerde söylenince bu farklılıklar oluşmuş. Bunu geleneğin içinde düşünüp, anlamlandırmak yerine Alevilerin kafasını karıştırmak için böyle teoriler oluşturuluyor.
Yazının başına dönersek, Neşet Ertan’ın, Veysel’den izin alarak söylediği “Bir kökte uzamış sarmaşık gibi/ Uzamış gerdana saçların” deyişi kimin? Yada Aşık Veli’nin “Onbir aydır ben dostuma hasiret” deyişi kimin? Bence bu sorular bile abestir, söylenen deyiş, deyişin sonundaki Şah Beyitinde anılan aşığındır; bunu tartışmaya kalkışma bu geleneği bilmemektir.
Konun özü budur
Aşk ile
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













