Rıza AYDIN

ALİ İle Zülfikar’ı Üzerine Muhabbet

Rıza AYDIN
  24-10-2019 05:53:00

Muhabbet ehli değerli Canlar.

 

Alevi düşüncesinde en az anlaşılan konu hangisidir derseniz, bence bu İmam Ali ile Zülfikar’ın ilişkisi konusudur.

 

Her şeyde oldu gibi, İmam Ali ile Zülfikar ilişkisinin de bir geçmişi bir de geleceği vardır.

 

Rivayet edilir ki, meşru bir savunma halinde oldukları, Uhud Savaşı sırasında, peygamber Zülfikar adlı kılıcını, damadı Ali’ye vermiştir.

 

Aradan belirli bir zaman geçip, İslam toplumda kabul görünce ya da olgunlaşınca Ali  Zülfikar’a veda edip, Zülfikar’ı Necef deryasına atar, bir daha da eline kılıç almayacağına dair and içip, vaadde bulunur.

 

Bundan sonra İmam Ali silahsız bir erendir, kelam ehlidir, çok gerekir, darda kalırsa o eline kılınç değil ağaçtan bir sopa (ser-deste) alır. Mesela Cemal Savaşını anlatan, tarihçiler Ali’nin bir odun parçası ile dövüştüğünü yazarlar.

 

Bu konu Alevi aşıklarının deyişlerinde, anlamak isteyenlerin anlayacağı bir dille işlenmiştir.

 

Mesela ünlü bir deyişte şöyle denir: “Ali’m Zülfikarı attı Necef Deryası coştu / Heybetini gören devler Kaf’ın ardına kaçtı / Bu duayı zikredenler abu Kevser’den içti / Hem rah’ımdır, hem Şahımdır / Nuri rahmanım Ali / Yetiş carımıza Medet -Mürvet ya Ali”

 

Alevi Edebiyatında Ali’yi anlatanların (vasfedenlerin)  menbaı, temel kaynağı Yemin’nin 1519 yılında yazdığı Fazilet -Nâme adlı eseridir.

 

Yemini, 7360 beyitlik, Fazilet-Nâme adlı eserini, Şeyh Rükneddin’in Farsça olan eserinden yararlanarak şiir şeklinde 1519 yılında Türkçe olarak yazmıştır.

 

Yemini’nin esin kaynağı olan Şeyh Rükneddin’in kim olduğunu  bilmiyorum. Yemini’den önceki tarihlerde yaşamış Rükneddin, adında bir çok şahsiyet var; bu şahsiyetin Hasan Sabbah sonrası, Nizariler döneminde yaşayan Rükneddin’in olmuş olabilir diye düşünüyorum.

 

İmam Ali’nin Zülfikarı Necef Deryasına attığı bilgisi Buyruk diye bilinen kitapta da var; bu kitabı 1252-1334 yılları arasında yaşayan Safevi geleceğinin kurucusu Şeyh Safi yazmış.

 

Şimdi bu ayrıntıları  yazmakta asıl muradım şu: İmam Ali’nin Zülfikara veda edip, onu Necef Deryasına attığı inancı çok eskilere dayanıyor. Bundan dolayı da diyorum ki, Alevilerin geleceğinde var olacak olan Ali, elinde Zülfikar olan bir savaş kahramanı değil, elinde sazı olan, arifi billah bir kelam ehlidir, gönül eridir.

 

Altta Yemini’nin Fazilet -Nâme adlı  kitabında Ali’nin, Zülfikarı Necef Deryasına attığının anlatıldığı 496. Sayfasının fotoğraflarlarını koyuyorum.

 

Şöyle diyor Yemini:

 

Şehâdet idicek ashâb yekser

Elinde bir ağaç dutardı Haydar

 

Pes ol matrâğı dürlü şerh iderler

Ki ba’zılar ana ser-deste dirler

 

Necef bahrine Haydar Zülfikarı

Bırakdukda o matrâklıydı kârı

 

Nice yüz bin adûyı kırmışıdı

Anunla defterini dürmişidi

 

...

 

Aleviler Hacı Bektaş Veli’yi “isim ve cisim değiştirmiş Ali” olarak görürler. Hacı Bektaş’ın elinde kılıç yoktur, o bir kelam ehlidir, gönül eridir, onun izinden giden erler, erenler, evliyalar, aşıklar, sadıklar yani bütün  bu yol uluları da, ellerinde dillerinde ki kelamın gücünü artıracak olan, kendilerinin “telli Kur’an” adını verdikleri  saz vardır.

 

Yani üzerine basa basa  demem şu ki: İmam Ali’nin Zülfikarı Necef Deryasına attığından beri yani o günden bu yana Ali’yi sevenlerin simgesi sazdır. Bu andan beri, tıpkı gönlere çekilmiş bir bayrak gibi Ali’yi sevip, Hacı Bektaş’ın izinden gidenlerin simgesi telli Kur’an dedikleri saz olmuştur. 

 

Bundan dolayı, bizleri seven de sevmeyen de, sazımıza bakarak, telli Kur’an’ımızın söylediklerine kulak vererek Hacı Bektaş yolundan gidenleri değerlendirmelidirler. Buna uymamak art niyetli olmanın bir nişanesidir.

 

Bu çağrımızı duyduk duymadık demeyin. Bizi anlayıp, bizi anlatmak isteyen her can, her sevenimiz de, sevmeyenimiz de bizi sazımıza bakarak değerlendirmelidir.

 

Aşk İle.

 

17 Haziran 2018 Kaymak Köyü

 

**

Bilgi notu:

 

Hz. Peygamber ile İmam Ali döneminin önemli olaylarını, özellikle savaşlar  anlamında şöyle sıralaya biliriz.

 

-Mekke’den, -sonradan adı değişip Medine olacak olan- Yesirib’e Göç (Hicret): 622.

 

-Bedir Savaşı: 624. (Medine’de güçlenen Peygamber’in taraftarları, Mekke’ye giden kervanın önünü kesip, saldırması İle başlıyor)

 

-Uhud Savaşı: 625. Mekkeliler saldırıyor

 

-Hendek Savaşı: 627.

 

-Hudeybiye barış antlaşması: 628.

 

-Hayber Savaşı: 629 (Hz. Ali savaşın başında yok ama sonradan bu savaşa katılıyor)

 

-Mekke’nin Teslim alınması (fethi): 630.

 

-Hüney Savaşı: 630 (Hz. Ali bu savaşa katılmamış)

 

-Tebük Seferi: 631. (Hz Ali, savaş için çıkılan bu sefere de katılmamış. Bu sefer sırasında gecenin karanlığında bir gurup, Peygamberi uçurumdan atıp öldürmek istiyor; Peygamber iç barış zedelenmesin diye olacak ki bunun muhtemel faillerini açıklamıyor)

 

-Peygamber’in vefatı: 632.

 

İmam Ali 661’de öldürülüyor; yani Peygamber’den sonra 29 yıl daha yaşıyor.

 

İmam Ali, Peygamberin vefatından sonra şu savaşlara katılıyor:

 

-Cemal Savaşı: 656

 

-Sıffın Savaşı: 657

 

-Haricilerle olan Mahrevan Savaşı: 658.

 

Nabia Abbort Ayşe adlı kitabında Cemal Savaşını anlatırken Ali elinde bir odun parçası İle savaşıyordu der.

  Bu yazı 4552 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım