DIŞARDAN GELEN BİLİNÇ
Rıza AYDINİnsanın bilinci bir kendi hayatının tecrübelerinden, okuduklarından, kendi gözlemlerinden oluş birde kendi dışındaki diğer insanların ilişkilerinden çıkardığı derslerden oluşur. Kitlelerde böyledir, mesela işçi sınıfı kendi yaşantısı içinde, tek başına patronun karşısında güçsüz olduğunu görüp, hayat tecrübesinden anlayıp, bunun için kendi konumunda olan beraberce çalıştığı diğer işçilerle birlik olması gerektiğini anlayıp, bunun sonucu sendikada birlik olmaya çalışır; eskiden buna kendiliğinden bilinç derdik yada sendikal bilinç derdik.
Birde işçilerin dışardan aldığı bilinç vardır derdik; o zaman sanardık ki bu dışarıdan alınan bilinç denen şey bizler gibi fedakar “aydınların” işçilere vereceği bilgiye dayanan bilinç sanırdık ki bu kavrayışın yanlış olduğunu daha sonra bilincim gelişince anladım.
Dışardan bilinç sözünden kasıt, bazı aydınların emekçiye bilinç aktarması anlamını ifade etmediğini sonradan anladım. Bu sözün Avrupa’daki mucitleride bu sözden eskiden bizim anladığımızı DEĞİL, benim sonradan kavradığını anlatmışlar.
Dışardan bilinçte de işçi kendi yaşamadığı, kendi tecrübelerine dayanmayan ama dışında ceryan eden görüp, gözlemlediği şeylerden ediniyor. Mesela Devlet görevlilerinin, hükümet temsilcilerinin, Ordunun, polisin, mafyanın patronlarla ilişkisini, onların kendileri arasındaki bağlarına bakıp gördüklerinden de bir bilinç ediniyor; bence “dışardan bilinç” sözüyle anlaşılması murad edilen şey bu. Bende kendi dışımda olup bitmiş, yaşanılanlara bakıp, oradan bir ders alarak bilincimi geliştiriyorum; işte buna ben dışardan bilinç diyorum.
Kardeşim Merdan köyde hayvancılıktan iyi anlayan ehil bir adam olmuş; bunun için herkes ona danışıyor; onun yaptıklarını kendine örnek alıyor.
Merdan bu sene saman yerine, darı sılajı alıp yedirmeye karar verdi. Şarkışla’nın bir köyünde Sılaj yapan üreticiliği yapan bir köylüden sılaj aldı. Kendisinin besiciliğine güvenen çevre köylüleride buraya yönlendirip, bizzat götürerek onlarında buradan sılaj almasını sağladı. Bu darı (mısır) sılajı üretiminin ticaretini yapan adam Merdanı bir kenara çekip, demişki sen bana çok yardımcı oldun, malımı satıyorsun, ben sana verdiğim sılajı daha ucuz bir fiyattan sayayım, bunu kimseye söyleme aramızda kalsın demiş; Merdan bunu kabul etmemiş. Hayır demiş, bu arkadaşlarıma karşı beni mahcup eder, ayrıca buna içim rahat etmez sana getirdiğim arkadaşlara kaçtan veriyorsan ya hepimizinkini indir ya da banada aynı hesaptan hesapla demiş. Merdan bunu söyleyince ona hiçbir şey demedim ama üzerinde çok düşündüm.
Geçenlerde İzmirde “Alevilerin Sosyalistlerlerle ilişkilerini” konu alan konferans bitince, Kelime, ben birde Önder Aydın beraberce ABF’nin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapan Selahattin Özel’in evine gittik; Selahattin Özel benden bir yaş büyük olduğu için ona abi diye bilirim sanırım.
Selahattin abi, köklü bir Alevi aile ortamında yetişmiş, maddi durumu, yaşadığı villası vs de uygun olduğu için Alevi dünyasında tanınan bir çok sima ile içli-dışlı çok yakın ilişkileri olmuş; yöreye gelen herkes ona uğrayıp, misafiri olmuş.
Selahattin abi ile muhabbet sırasında, yöreye araştırmaya gelen arkadaşlar söz konusu olunca şöyle bir anısını anlattı.
Kazdağlarındaki Alevi köylerini araştırmaya gelen iki gazeteci arkadaşı köylerde gezdirmesi için yanında çalışan, emektar Sünni bir arkadaşla jipini vermiş, cebine haçlığını koymuş, arkadaşlara hiç para harcatmadan şuralara götür, gezdir demiş.
Gezi yada araştırma işi bitip, konuklar gidince bu güngörmüş yaşlı şoför Selahattin Özelin yanına gelip, demişki “senin bu arkadaşlarından bir ...(nanik) olmaz. Niye böyle bir kanıya vardın demiş. Güngörmüş şoför demişki, bu gezi sırasında bütün harcamaları -senin verdiğim haçlıktan- ben yaptım, faturaları bunlar aldı; ben arabanın deposunu doldurdukça, bunlar gidip fatura aldı; bunlardan bir şeyim olmaz demiş.
Bunları duyunca Meradan’ın tutumu aklıma geldi, NAVRUZ’un oğlu olmanın önemini anladım. Navruz, “elin adamı uz olur, seni gözüyle tartar, hafif davranmaya gerek yok” derdi. Bu konuda “insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim” diye bir söz hatırlıyorum ama kimin sözü olduğunu hatırlayamadım.
Sözün başına dönersek dışardan bilinç denen şeyde, böyle bir şeydir zahir diye düşünüyorum.
Aşk ile
İriza
13 Ekim 2019 Adana
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













