Rıza AYDIN

FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET

Rıza AYDIN
  27-09-2020 10:27:00

Bir yere yazdım, buraya da alayım: Faşizm konusunda kısa bir özet:

1922 yılında, İtalyad'da, Musolini iktidarı alınca, insanlık faşist rejimlerle tanışıp, bunun ne olduğunu, nasıl iktidarı aldığını tartışıp, anlamaya çalışıyor.

Faşizmin diğer diktatörlüklerden farkını vs tartışmaya başlanıyor.

1933 yılında da Hitler iktidara gelmiş. Faşizm tartışmaları daha çok Hitler'in iktidarı alış sürecinde yaşanmış. Hitler'in yükselişe geçtiği dönenlerde Alman Sosyal Demokrat Parti (Bildiğimiz meşhur SDP ) iktidarda olduğu için, Üçüncü Enternasyonal Hitler'in yükselişine karşı Sosyal Demokrat parti ile iş birliği (ittifak) yapacağı yerde, Sosyal Demokrat partiye yani Sosyal Demokrat partinin yönetimine "Sosyal Faşizm" diyerek onlarla Faşizme karşı bir ittifak yapmamış.

Sonra 1933'te ,Hitler iktidarı alıp (oy oranı %43.9), Faşist diktatörlüğünü kurunca, Alman Komünist partisinin önderlerini tutuklatmış.

Bunun üzerine üçüncü Enternasyonalin, Avrupa seksiyonundan sorumlu olan Şefik Hüsnü ile Dimitrof’u Alman Komünistlerine illegal yollardan yardım etmek için Almanya ya girmişler. Onlarda hemen tutuklanmışlar.

Atatürk'ün prestijinden vs. vs. vs dolayısıyla Hitler Almanya’sı Şefik Hüsnüyü serbest bırakmış. Bu yüzden Leypzik teki o meşhur savunmayı Dimitrof yalnız başına yapmış. Eğer Şefik Hüsnü serbest bırakılmasa o savunmada o da olacakmış.

Dimitrof hapisten çıkınca, eski faşizm teorilerinin yanlış olduğunu anlayıp, bunu değiştirmişler. Dimitrof bu konuda özeleştiri yapan bir makale yazmak yerine bir mektup yazmış bunun bir nüshasını (SSCB Başkanı olarak) Stalin'e yoldaşa, diğerini de Üçüncü enternasyonal MYK'sına göndermiş.

Bu mektup Sol Yayınlarından çıkan, LEWERENZ'ın hazırladığı "KOMÜNİST ENTERNASYONALDE FAŞİZM TAHLİLLERİ" adlı kitapta var; bence hem bu kitabı hemde bu mektubu bu konuyu konuşan, bu konuyu düşünen herkes okumalıdır.

Bundan sonra Komüntern eski faşizm tanımlarının başına "en" koyarak o meşhur en gerici en.. denen o meşhur tanımı getirmişler. Dimitrof’un, “Faşizme karşı birleşik cephe” kitabında üç ayrı faşizm tanımı var; Sosyal Demokratlara “Sosyal Faşist” dedikleri dönemin tanımı ile Sosyal Demokratlar ile Faşizme karşı birleşik cephe kurmaya çalıştıkları dönemin tanımları ayrı ama arada bir özeleştiri olmadığı için, dikkat edilmezse fark anlaşılmıyor.

Bundan sonrada, eskiden “sosyal Faşist” dedikleri Sosyal Demokratlar ile Halk Cephesi denilen cephelerde Faşizme karşı birlik olmaya, ortak cephelerde ittifak yapmaya başlamışlar. Mesela Fransız Komünist partisinin başkanı TOREZ, Fransa'da Halk Cephesi hükumetinde bakan olarak görev alır; ama geçmişe bir özeleştiri yapılmadığı için bunlar fark edilmez. Yani 1933 den önce sosyal faşist dedikleri, -Hitlerin yükselişine karşı güç birliği yapmadıkları partilerle- ortak hükumet kurmaya başlamışlar. Konuyu uzatmamak için son olarak şunu söyleyeyim, Faşizm konusu anlamak için DANİEL GUERİN'in yazdığı, 1975 yılında Suda Yayınlarınca çıkarılan, “FAŞİZM VE BÜYÜK SERMAYE” adlı kitabı mutlaka okumak gerekiyor.

Bence faşizm konusunu Dimitrof hiç anlamamış, Türkiye solunun hatası da buradan kaynaklanıyor. Mesela 12 Eylülden önce Mao'cu yani Sovyetler Birliğine “Sosyal faşist” diyen guruplar, Sovyet çizgisinde olan guruplara “Sosyal Faşist” der onlara saldırırlardı. 12 Eylül öncesinin sol içi çatışmalarında bunun çok önemli bir yeri vardı.

Sonuç olarak Faşizm konusunda ben şunu deyim: Faşizm sivil çeteler vasıtasıyla sosyal muhalefeti bastırıp, önce sokaklara egemen olup, sonra da devleti ele geçiren, güçlü bir kitle desteği olan özel tipte, özel bir dikta rejimdir, bunun dışındaki rejimlere faşist demek, sorumluluk sahibi konuya çalışmış bir Marksistin işi değildir; her dikta rejimine faşizm demek, diyenin yiğitliğini değil, Marksist teoriyi bilmediğini gösterir.

saygılarımla.

***

Yoldaşlar

Marx Şeytan ayrıntıda gizlidir der, faşizm konusunda da ayrıntı çok önemli.

Faşizmi bir baskı rejimi diye anlarsak tarihte acayip baskı rejimleri vardır bunların tümüne faşist demek gibi bir hataya düşeriz. Mesela Yavuz Sultan Selim yönetimi, İkinci Mahmut dönemi, Şah Rıza Pehlevi yönetimi, Saddam Hüseyin yönetimi baskıcı dikta yönetimleridir ama bunlar faşist diktatörlüklerden ayrıdır; her diktatöre faşist diyenler Marksistler değildir.

Faşizmin iktidara geldiği, İtalya’yı, Almanya’yı, İspanyayı incelersek şu gerçeği görürüz.

Buralarda önce işçi hareketi yani sol dalga yükselişe geçer ama doğru bir önderlik olmadığından dolayı iktidar alınamaz, emekçiler sınıf ihanetine uğradığı için, moralleri bozulur, halk hareketi geriye çekilmeye başlar. Tıpkı kabuğun içinde olgunlaşan civcivin kabuğu kırıp, dışarı çıkamadığında ölüp kokuşmaya başladığı gibi  devrimi yapamayan ülkelerde de gerici bir dalga yükselişe geçer. Faşizm devrimci yükselişi değerlendiremeyen işçi sınıfının cezası gibi bir şeydir.

Hem tekellere hemde örgütlü (sendikalı) işçi sınıfına düşman olan örgütlü küçük burjuva çeteler, önce sokakları tutarlar, sokaklarla beraber sosyal hayatada hakim olan faşist hareket aşağıdan yukarı doğru yükselerek iktidara gelir. Seçimle iktidarı da alan faşist hareket, bu iktidar aracıyla yukardan aşağıya bütün toplumu faşistleştirir. 

Bu anlamda faşizm sivil halk hareketine dayanan, aşağıdan yukarıya doğru örgütlenen bir diktatörlük biçimidir, önemli bir kitle dayanağı vardır; bu özelliğinden dolayı diğer diktatörlüklerden ayrılır. Bu süreci en doğru biçimde Danel Guerinin Faşizm ve Büyük sermaye adlı kitabı anlatır

Bunun için faşizm anlamak isteyen arkadaş bu kitabı okumalıdır.

Aşk ile

  Bu yazı 24609 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım