Rıza AYDIN

HAK AŞIKLARI

Rıza AYDIN
  23-06-2020 14:36:00

Bu Kaygusuz Abdal’a

Âşık demen dünyada

Nakşu suret gözetir

Maksudu Nakkaş değil.

Alevi Edebiyatında “Ozan” tabiri, “Ozan” söylemi yoktur, aşık denir.

Alevi edebiyatının kurucusu olan Kaygusuz Abdal:

“Bu Kaygusuz Abdal’a

Âşık demen Dünyada” diyor.

Alevi Edebiyatının temelini atan Yunus Emre ise, Ruhi Su’nun da söylediği o meşhur deyişinde şöyle diyor:

Aşık Sana Bir Sözüm Var,

Bu Arş Nenin Üstündedir

Hikmetine Akıl Ermez,

Bu Arş Kürsün Üstündedir

 

Aşık Sana Bir Sözüm Var,

Balık Nenin Üstündedir

Hikmetine Akıl Ermez,

Balık Suyun Üstündedir

 

Aşık Sana Bir Sözüm Var,

Su Da Nenin Üstündedir

Hikmetine Akıl Ermez,

Su Rüzgarın Üstündedir 

 

Aşık Yunus Söyler Bunu,

Ne Güzel Yaratmış Gani

Çifte Koşayıdım Onu,

Hikmet Onun İşindedir

 

Alevi aşıkların deyişlerini bu gözle inceleyin hep “aşık” dediklerini, “zakir” ya da “ozan” sözünün Alevi aşıklarının deyişlerinde  (şiirlerinde) olmadığını göreceksiniz. Alevi düşüncesinin mihenk taşı, aşıkların sözleridir; Alevilikle ilgili söylenilen bir söz aşıkların deyişlerinde geçmiyorsa ona kuşkuyla bakacaksın.

Genel bir saha araştırması yapmadım ama Emlek bölgesinde gördüğüm, babamdan, dedemden duyduğum ayrım şöyleydi.

Babamgil, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah gibi aşıklara “Halk aşığı” diyorlardı.

Alevi edebiyatını işleyen, Yunus Emren beri gelen aşıklara ise “Hak aşığı” diyorlardı. Hak aşıkları içinde Yunus Emre’den başlanılarak, bu yola hizmet edip, bu yolun kurucusu olan Hak âşıklarının tümü vardı. Bu aşıkları tarihi süreçi içinde sırasıyla  şöyle anarlardı:  Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Nesimi, Yemini, Virani, Fuzuli, Hatayi, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet ilk akla gelenlerdi.

Bir de  kavram olarak “Cem aşığı” sözü vardı.  Cem aşıkları, Cem esnasında söylediği deyişlerle Cem’i yönlendiren, cem deki hizmetleri deyişlerle yürüten kişilerdi.  Bu hassas bir işti, her saz çalıp, türkü çığıran kişi bunu yapamazdı.

Cem aşığı, Cem’e dört dergahı anlatan deyişler söyleyerek başlar, dört dergahın anılması bitince, bundan sonra da 12 hizmete sıra gelirdi.

Eski dönemlerde, yani köyde, Cemlerde aşıklık yapmak isteyen aşıklara pirin kim, üstadın kim, bu işi kimden öğrendin diye sorarlarmış.

Cem’de, deyişleri söylenen  aşıklar içinde Hacı Bektaş Çelebileri’nin de ayrı bir yeri vardı. Hacıbektaş Çelebilerinin deyişlerine “Mürşit malı deyiş” denir, diğer âşıkların deyişlerine ise “Âşık malı” deyişler denirdi.

Cemlerde 12 hizmet bitikten sonra “mürşit malı deyişler” bölümüne geçilir. Mürşit malı deyişler söylenmeye başlayınca da başka aşıkların deyişleri söylenmezdi, onlar ile Cem bitirilirdi.

Hal böyleyken 1970’li yıllarda Ali Celalettin Ulusoy, “Yedi Ulu Ozan” adında bir kitap yayımladı. Bu kitapta Yunus Emre ile Kaygusuz ABDAL dışında kalan daha çok 1500 yıllarında yaşayan âşıklar, “Yedi ulu Ozan” adıyla anlatılıyordu. Böylece bu yanlış tabir yani  “Yeni ulu ozan” sözü gelip, dilimize yerleşti.

Bence, dergahlarda, tekkelerde yetişen, oradan aldıkları ışığı bütün Cem’i cümleye yaymak için,  bu yolu anlatan ulu âşıklar vardır. Bunlar Yunus Emreden başlanılarak, o günlerden bu günlere kadar gelir. Bu aşıkların altını kazıyın, bunlarda bir dergah ya da tekke eğitimi olduğunu görürsünüz. Yunus Emre, Taptuk Emre’nin dergahında yetişmiş, Kaygusuz Abdal ise ABDAL Musa’nın Dergahında yetişmiş. Emeksiz yemek, eğitimsiz aşık olmaz.

 

Aşk ile

 

Rıza Aydın

21 Haziran 2020.

  Bu yazı 29338 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım