Rıza AYDIN

İSMAİL BEŞİKÇİ'NIN YAZISI ÜZERİNE MUHABBET

Rıza AYDIN
  26-10-2019 12:26:00

Alta lingini vereceğim yazıda, İsmail Beşikçi, Rıza Yıldırım'ın "Aleviliğin Doğuşu" kitabını eleştirirken, Alevilik hakkındaki düşüncelerini de yazmış. "Serçeşme Gönüllüleri" adlı Wapsat gurubunda bu konu oldu, üzerine muhabbet ettik. Bunun için önce İ. Beşikçi hocanın yazısının lingini verip, sonrada oraya yazdıklarımı koyacağım.

 

İsmail Beşikçinin yazısının lingi şu:

 

http://www.zazaki.net/haber/aleviligin-dogusu-2425.htm

 

Oradaki muhabbet üzerine bende şunları yazdım:

 

Arkadaşlar

 

"16. Yüzyılda saptama olamaz, çünkü kaos var" sözünü söyleyen arkadaş kim bilmiyorum ama böyle bir yanlış olamaz. 16. yüzyıl üzerinede bal gibi saptama olur.

 

Mesela Rıza Yıldırım, Kızıldeli Dergahının kayıtlarını incelerken burada gördüğü şu saptamaları yazmış, bu saptamaları yapmaya ne engel var:

 

1- Kızı Deli dergahının kayıtlarında Balım Sultan yada Hızır Bali adına rastlanmıyormuş.

 

Bu saptama Baha Saitin söylediği, Balım Sultan'ı Osmanlı Padişahı Kızıldeli Dergahından getirip Serçeşmenin başına oturttu tezini baştan çürütür. Niye çürütür, çünkü Baha Sait, Balım Sultan Kızıl Deli Dergahında postnişindi, Osmanlı Padişahı Beyazıd, Kızıl Deli Dergahında görevli olan Balım Sultanı oradan alıp, Hacıbektaştaki Serçeşmenin başına getirdiğini söylediği için çürütür. Çünkü Kızıl Deli Dergahının kayıtlarında Balım Sultanın adı bile geçmiyormuş.

 

2- Osmanlı Devleti günümde HDPli belediyelere devletin kayyum atadığı gibi 1550'de, Kanuni Sultan Süleyman'ın kaynı Server Paşayı, Sersem Ali Baba adıyla Serçeşme'nin başına Dedebaba olarak atadığı için Alevi yolunda bir bölünmeye yaşanmaya başlanmıştı.

 

Böyle bir bölünme Kızıldeli Dergahında da 1. Süleyman denen Kanuni döneminde yaşanmış. Rıza Yıldırım bu saptamayı yapıyor.

 

3- Bu bölünmeden sonra Osmanlı Devleti ile işbirliği yapan ALEVİLERE Seyyid denmeye başlanıyor.

 

Rıza Yıldırım, Kızıl Deli dergahının belgelerinde ilk defa Seyyid sıfatının 1568 tarihli bir belgede geçtiğini

Saptıyor; bunlar belge.

 

4- Bu bölünmede aşağı Dergah yukarı dergah diye Kızıl Deli dergahı ikiye bölünüyor

 

Rıza Yıldırım bu kesimlerden birinin Demir Babayı öldürmeye teşebbüs ettiğini

Saptıyor.

 

Rıza Yıldırım, Kızıl Deli Dergahında bu bölünme olana kadar, Kızıl Deliden hep "Kızıl Deli" diye söz edildiği halde bu bölünmeden sonra Kızıl Deli'den "Seyyid Ali Sultan" diye söz edildiğini saptıyor.

 

Bu sayfaların orijinal resimlerini yukarı koydum; Şimdi söyler misiniz, bu saptamalar yapmaya ne engel var?

 

Ayrıca şunları da not etmek isterim

Beşikçinin yazısını telefonumdan okudum. Bilgisayardan kağıda döküp okusam daha çok not alıp, daha çok eleştiri yapabilirdim ama burada şu kadarını söyleyebilirim:

 

1- Şah İsmail ile Safevi geleneğini şii ilan edip Aleviliğin dışına çıkarmak büyük bir yanlış. Alta şah İsmail'in "Yer yoğuken gök yoğuken bu cihanda var idim" diye başlayan deyişini koyacağım bu deyişi yazan/ söyleyen kişiye şii denemez.

 

2- Alevi sözcüğü ilk defa Deylemistanda Alalavi adlı bir kişinin öncülüğünde kurulan Alevi Devletinde, Deylemistan da geçiyor. Ben Alevi taraftarı anlamına gelen Alevi sözünün Türkçe değil Deylemce / Dimilki dilinin söylemine uygun olduğunu sanıyorum. Bu konuyu Dimilki: Deylemce dilini bilenlerle konuşmak gerek.

 

3-Kızıl börk anlamında kırmızı başlık giymek hem Türklerde hem Araplarda hemde Kürtlerde var. Türklerde yeşil başlar, kara papaklar gibi adlarla anılan guruplar Müslümanlık öncesinden beri var.

 

Şey Haydar ilk defa kendi taraftarlarına 12 Dilimli Kırmızı başlık giydiriyor buna "Tacı Haydar" ya da "Haydari Taç" deniyor; bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Kızılbaşlar tabiri, Şah İsmailin babası, Şeyh Haydar'ın 12 Dilimli kırmızı taç giymesiyle söylenmeye başlanıyor.

 

3- Safeviler ne Türkmenleri ne de Kürtleri sürmüyorlar. Safevi Devleti kurulunca Safevi Yolunun taraftarları Şaha gidiyoruz diye kitleler halinde Safevi Devletine gidiyor. Bunlatın en meşhur olanı Şah Kulu önderliğinde gidenler ile Nur Ali Halife önderliğinde gidenlerdi. Safevi Devletinin yöneticileri ülkelerini gelen bu kişileri ülkenin stratejik yerlerine yerleştiriyorlar; İsmail Beşikçinin bunu çarpıtıp, "Safeviler Kürtleri sürdü" demesi çok çirkin bir nitelendirme. Bu neresinden baksan yanlış.

 

Ayrıca çokça söylenen şu yanlışada bir son vermek gerek; Safevi geleneğini başlatan Şeyh Safiyüddin Erdebil'i (1254- 1334) önce Şafi olduğu tezi yanlış. Şeyh Safiyüddin in yazdırdığı "Buyruk" diye bilinen kitap, elimizde var, bu kitap Aleviliği anlatıyor.

 

"Ateş" sözünün Türkçe karşılığı "OD" sözüdür; bir od düştü cümle cihan ağladı derler; bu yüzden Alevi sözü Ateş sözünden türetilmemiştir. Hayvan yemine (samana vs) de Anadolu'da Alev -Alaf denir. Bence bu tabir Deylemceden Türkçeye geçmiştir.

 

Dikkat ettiyseniz İsmail Beşikçi bir sürü söz söylüyor ama İslam öncesi Aleviliği kimin başlattığını ya da nerede nasıl başladığını söylemiyor, bunu temsil eden bir kişiyi gösteremiyor. İslam öncesinde Alevilik var diyorsa, bunların kimler olduğunu, bunların nasıl Alevilik yaptıklarını göstermesi gerekir.

 

Bence Aleviliğin gönlere çekilmiş bayrağı "Enel Hak" sözüdür, bilebildiğimiz kadar bu sözü ilk defa söyleyen kişi Hallaç'ı Mansur olduğu için, bu günkü manada Alevilik Hallaç'ı Mansur'la başlar. Enel Hak sözünü daha önce söyleyen biri daha var mı onu araştırmalıyız. Ben "Kudred Kandili" adlı kitabımda, Enel Hak tabirinin tarihi önemi ile ne anlam ifade ettiğini açıklıyorum; bu kitap bunun için önemlidir.

 

Son olarak, Hatayinin şu deyişini iyi incelemek gerek. Çünkü iddia ediyorum: Bu deyişi söyleyen bir kişi şii olamaz.

*

Yer yoh iken gök yoh iken tâ ezelden var idim

Gevherin yekdânesinden ileri pergâr idim

 

Gevheri âb eyledim dutdı cihanı ser be ser

Yeri göği arş ü kürsi Yaradan Settar idim

 

Kâh Hüseyin'len bile postımı soy di kadılar

Kâh o Mansur donma girdim "Enel Hakk" dâr idim

 

Girdim âdem cismine kimse ne bilmez sırrımı

Men o Beytullâh içinde tâ ezelden var idim

 

Onsekiz min âleme men gerdiş ile gelmişem

Ol sebebden Hakk ile serdar idim serdâr idim

 

Dünyasından meh anın sırrın bilürdim ol menem

Deryanın altındaki sac kızdıran al nâr idim

 

Men Hatayi'yem Hakk'ı Hakk tanımişem bîgümân

Ânın içün ol yaratdı men ana derkâr idim

*

https://youtu.be/HHpfPRJEEI0

 

*

KIZILDELİ DERGAHINDA BÖLÜNME

 

Buraya şu bilgileri de eklemek istiyorum.

 

Kanunu Sultan Süleyman döneminde sadece Serçeşmemiz olan Hacı Bektaş Dergahı bölünmemiş, bu gün Yunanistan sınırları içinde olan Kızıldeli Dergahı da bölünmüş.

 

Rıza Yıldırım Kızıldeli Dergahındaki bölünmenin nedenleri bilmeden sonuçlarını "Bektaşiliğin Doğuşu" adlı kitabında anlatıyor. Kızıldeli Dergahı'nın ikiye bölünüşünü şöyle anlatıyor:

 

"Esasen benim benim bildiğim arşiv kayıtları içinde iki ayrı tekkeden bahseden en eski belge 1819 tarihlidir. Burada ayrı ayrı post-nişinleri olan ancak aynı vakıf içinde (Kızıldeli vakfı) yer alan "Tekke-i Zir" ve "Tekke-i Bâlâ"dan bahsedilmektedir. ... Demir Baba Velâyetnâsi'ndeki hikaye tekkenin ikiye bölünmesinin I. Sûleyman döneminde olduğunu söylemektedir" sayfa 236-237

 

Bu bölünmeye ilgili şöyle diyor Rıza Yıldırım: "En azından 16. yüzyılın ilk yarısında, bu iki tekkede yaşayan dervişlerin birbirlerine pek iyi gözle bakmadıklarını anlaşılmaktadır. Dergâh bünyesinde meydana gelen bu bölünmenin sosyal - kültürel ve/veya doktrinsel sebepleri hakkında bilgimiz yok" Sayfa 240-241. Bence bunun nedeni çok açık; bunun nedeni İşgalci Osmanlı Devletinin buralara kayyum atar gibi işbirlikçi kendi adamlarını atamasıdır.

 

Osmanlı Devleti Kızıldeli Dergahında da işbirlikçilerine, bunlar Ehli Beyit soyundan "Seyyid"dir diye belgeler dağıtmış. Rıza Yıldırım, Kızıldeli Dergahında "Seyyid" belgesinin verilmesi İle ilgili şunları yazıyor; bu saptamalar çok önemli.

 

"Dikkat çeken bir başka husus da 16. yüzyıl ortalarından önce arşiv kayıtlarında vakfın mutasarrıfları için "Seyyid" unvanının kullanılmamasıdır. Tesbit edebildiğim kadarıyla Kızıldeli evlatları için "Seyyid" unvanının ilk defa 18 Zilhicce 975 (14 Haziran 1568) tarihli bir hükümde kullanılmaktadır. (sayfa 228)

 

Rıza Yıldırım'ın kitabında yaptığı şu saptamalarını da burada anmak konun açıklanması için önemli olacağını düşünüyorum:

 

"Son olarak dikkat çekmek istediğim bir husus Kızıldeli'nin kendisiyle ilgilidir. Mevcut en eski belge konumunda bulunan 1412 tarihli Musa Çelebi'nin bitişinden itibaren görebildiğim bütün arşiv kayıtlarında şeyhin adı Kızıldeli olarak kaydedilmiştir. Seyyid Ali Sultan ismi hiç geçmediği gibi "Kızıldeli"nin başına da "Seyyid" unvanı konulmamıştır." Sayfa 230

 

"Büyün bu veriler nasıl yorumlana bilir? Acaba 16. yüzyıl ortalarına kadar Osmanlılar Kızıldeli ve evlatlarının seyitliğini kabul etmedide ancak bu tarihlerde mi kabul etti? Yoksa bu durum daha çok Osmanlı arşiv belgelerinin teknik özelliklerinden mi kaynaklanmaktadır? Zira 16. yüzyılın ortalarına kadar başlıca kaynağımız olan tahrir defterleridir. Bunların hiçbirinde "Seyyid" unvanının Kızıldeli soyundan gelen insanlar için kullanıldığı görülmezken, daha geç tarihli hüküm ve arz gibi belgelerde bu unvan kullanılmaktadır" Sayfa 230-231

 

Bana göre bu durumun izahı şudur. Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Alevi Dergâhlarının başına Kayyum atar gibi Osmanlı'nın adamları atandığı için Alevi Dergahları içinde bölünme yaşanıyor. Osmanlı Devletinin kurumları bu bölünmeden Sonra, Osmanlı Devleyiyle işbirliği yapan adamlarına "Seyyid" unvanı verip, öyle demeye başlanıyor. Bu gün Anadolu'daki birçok dede ocağından insanların Osmanlı'dan "Seyyidlik" belgesi aldığı, bunu alan Ocak efradının bununla övündüğü bilinmektedir.

 

Alevi Dergahlarının kısa tarihi böyledir; bu tarihi iyice bilip kavramadan yorum yapılmasını doğru bulmuyorum

 

Aşk İle

Rıza Aydın

8 Eylül 2019 Kaymak Köyü.

 

Not: zir aşağı, sazın inçe teli

Bala: yukarı, yüce

 

  Bu yazı 6239 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım