LEN TERÂNİ
Rıza AYDIN(Sen) beni gör meyeceksin
Rivayet edilirki, bu sözü Allah, Musa’ya söylemiş. Tur Dağı’nda Musa ile Allah konuşurlarken, Musa Allahım ben seni niye göremiyorum, bana yüzünü bir kez olsun barı göster deyince Allah, Musa’ya “Len terâni” sen beni göremeyeceksin demiş. Bu söz Alevi Edebiyatında zaman zaman geçer.
Vahiye dayanan dinlerin hem ilki olan hemde temelini atan Musa’nın dinine göre, Allah evreni yoktan var etti, onun dışından onu yönetiyor . Bunun için Musa ile Tur Dağında konuşurken ona yükseklerden sesleniyor, Musa Peygamber bana bir yüzüne göster deyince de, “Len terâne” diyor. Bunun için Allah denince, herkes başını kaldırıp, yukarı bakar, çünkü o göklerdedir. Eğer biri kalkarda, “yok tabiatta tabiattan üstün kuvvet” her şey tabiatın içinde derse, onun derisini yüzerler. Çünkü Allah la mekandır - mekansızdır, tabiatın dışındadır.
Aslında Hıristiyanlık ile İslam Musa dininin mantığı içinde onun onun yan koları (mezhepleri) gibidir desek, teşbihte hata olmaz.
İşte bütün bunlardan dolayı, Muhammet, Allah ile binbir kelam konuşmak için miraca yani Allah’ın huzuruna gitmek istediği zaman Yedi kat göğe, arşı alaya yükselir.
Bunu nasıl yapar? Aslında anlatmama gerek yok, hepinizin bildiği gibi, nasıl olduğu tam olarak bilinmediği için herkesin hayal dünyasına göre değişen BURAK diye bir binite binip, göğe, arşı alaya yükselir.
Rivayet edilirki, Muhammed Burak’la Yedi kat göğe yükselip, arşı alaya çıkınca, Burak’tan inip, ona Rabinin huzuruna yalnız başına gitmeye başlar. Burada Allah’ın huzuruna doğru yönelince, Muhammed’in önünü heybetli bir Arslan keser. Kudred’den bir nida gelir, “Ya Muhammed Hatem’ini, Arslana ver der, Muhammed Hatemini Arslan’a verince, Arslan usuhur, Muhammed ilerler.
Sonuç olarak, Muhammet’de, Musa gibi Allah’ın yüzünü göremez ama onunla binbir kelam danışıp, tekrar dünyaya gelir.
Bunlar bilimsel veriler olmayıp, insanlık aleminin hayal dünyasının ürünleri olduğu için hepiniz bunu hayal edip, zenginleştire bilirsiniz.
İşte Alevilerin ruhi Dünyası bundan sonrada devam eder.
Muhammed miraçtan dünya gelip, dünyada yoluna devam ederken bir evin önünden geçeceği zaman Muhammed gökten bir nida gelir; Muhammed’in gönlüne doğan bu ses Muhammed’e o eve git demektedir. İşte Alevilikte anlatılan “Kırklar Cem’i” öyküsü Muhammed’in bundan sonraki yolculuğunu anlatır.
Bunu ebemden anamdan dinlediğim gibi şöyle anlatabilirim.
ALEVİLİK anlatılırken İşe Kırklar Cem’i anlatılarak başlanır
Nedir bu Kırklar Cem’i
Alevi efsanesine göre Muhammed miracdan dünyaya gelip, giderken bir evin önünden geçiyormuş
Muhammed’e oraya gir diye bir nida gelmiş
Muhammed o evin kapısına gelip, kapısını çalmış.
İçerden çıkan biri, Muhammed’e “sen kimsin ne istiyorsun” demiş.
“Ben Muhammed’im buraya girmek istiyorum” demiş.
Kapıyı açan O kişi, “bizim içimizde Muhammed diye biri yok, seni alamam” deyip kapıyı kapamış.
Muhammed dönmüş geri gidiyormuş ki, kulağına gelen o ses tekrar gelmiş “Ya Muhammed o eve git” demiş.
Muhammed tekrar o kapıya gelip, kapıyı çalmış.
Kapıyı açan kişi, “kimsin ne istiyorsun” demiş.
Muhammed, “ben Peygamberim, buraya gelmek istiyorum” demiş.
Kapıyı açan kişi, “Peygamber buraya sığmaz, burada öyle bir yok” deyip kapıyı kapamış.
Muhammed dönüp giderken kulağına gelen o nida tekrar gelmiş
“Ya Muhammed o eve git, kapıyı açana ‘ben fakirlerin hizmetkarıyım de’ demiş”.
Muhammed tekrar kapının önüne gelip, kapyı çalmış.
Kapıyı biri açıp, “sen kimsin ne istiyorsun” demiş.
Muhammed’de “ben Fakirlerin hizmetkarıyım” demiş.
Böyle deyince peygamberi içeri almışlar.
Muhammed içeri girmiş ki, içerde 17’si kadın, 22’si erkek 39 kişi oturmuş muhabbet ediyorlar.
“Siz kimsiniz size kimler derler” demiş
“Biz kırklarız, bize Kırklar derler” demişler; burada bir parantez açıp, demekki Alevilerin ilk adlarından biri Kırklarmış diye biliriz.
“Ama siz 39 kişisiniz, Kırk olduğunuz nereden belli” demiş
“Selman Keşküllahla- Şeydüllaha gitti, ondan eksik birimiz” demişler
“Peki siz nasıl bir topluluksunuz, ulunuz kimdir” demiş
Demişler ki “bizim büyüğümüz küçüğümüz yok, hepimiz biriz, bizim birimize neşter vursan kırkımızdan kan akar.”
Nasıl olur bu deyince biri eline neşterle vurmuş, bunun üzerine herkesin eli kanamış; bu arada Muhammed bakmış ki, Arsalan ağzına verdiği, Hatemi o kişinin parmağında. Bu kilinin Ali olduğu rivayet edilir.
Bir Damla’da kanda yukardan gelip ortaya düşmüş.
“Bu kimin kanı demiş” Muhammed, “bu da Selmanın kanı, Selman şeydullahta ya” demişler.
Tam o sırada Selman keşgüllahtan gelmiş, “Huuu” diye içeri girmiş.
Kırklar ile beraber Muhammed’de ayağa durmuş yani herkes gelen konuğun karşısında ayağa kalkmış
“Selman’ın keşgüllahından çıktı bir üzüm danesi” ebem aynen böyle derdi.
Selmanın keşgüllahından bir üzüm danesi çıkmış.
Kırklar bunu ezip şerbet edip, kırk kişiye pay etmişler; kimi anlatımlarda bu üzüm danesini kırk kişiye pay etme işini Muhammed’in yaptığı söylenir.
Rivayete göre, Peygamber bir kabın içinde o üzüm danesini ezip, parmağı ile herkesin diline biraz tattırmış.
O üzüm danesinden tadanlar serihoş olup, semah dönmeye başlamışlar. Peygamber’de kırklara karışıp, Semah dönmüş, “kırklarda el çurbuban” yani çibik çalarak onlara ahenk tutmuş.
Kırklar Cem’i öz olarak böyle anlatılır
Selman Farisi elindeki keşgülle şeydullah denen dilenmeye çıkmış kırklara yiyecek toplamak için
İşte bundan dolayı allah rızasıyla dilenene Selmana çıkmak denir
Biz bazan Selmana çıkıp, bu geleneği sürdürürüz kişinin benliğini kırmak için bu gereklidir
Aşk İle
*
Bunları başka bir yerdeki muhabbet için yazmıştım ama buraya da aldım keşke bütün muhabbeti koyabilsek.
Sürçü lisan etmişisem affola.
Aşk İle
Rıza Aydın
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













