NAZLIM (MAZLUM) Abdal
Rıza AYDINMazlum Abdal derler eri bilin mi?
Alay alay olmuş uçup gelen turnalar
Nazlım Abdal derler eri bilin mi?
O kuluna haki payı bol derler
Ol haki payına yüzler sürdün mü?
*
Sızır’da belletti erlerin biri
Divane meşiref söylenir dili
Mazlûmumsun dedi Bektaş’i Veli
O kulun hatırın sordun mu turnam
*
Ali’den mi aldın avazı sesi
Gine onlar seçer hamınan hası
Makamı Çepni’de imamlar nesli
Onlar imam nesli bildin mi turnan
*
O kulun yanına vardın mı turnan
*
Bu deyişi Navruzdan yazmıştım.
NAVRUZ son iki kıtayı özellikle Şah beyitini unutmuştu. Aklıma gelirse sana yazdırırım demişti bizde unuttuk o da.
Sevgili Hüseyin Elmas dedem Nazlım (Mazlum) Abdal olacağı ile ilgili elinde deyiş var mı diye sormuştu. Bende var bilgisayarıma bakayım demiştim. Bugün baka bildim. Bilgisayarla internet dosyası gönderemediğim için buradan gönderiyorum.
Bu konuda Etem Cankurtaran’ın hem kendisi ile hemde bacıları ile konuşmak gerek. Etmem abi İle annelerimiz bacı, halamın çocukları da bu deyişleri bilirler; çünkü rahmetli halamda bu deyişleri bilir söylerdi.
Deyiş epey bilgi veriyor.
Hacı Bektaş’ın dervişlerinden olan, Acırlıoğlu diye bilinen Büyük Halil dedemizi, Hacı Bektaş “Nazlımımsın” diye sevdiği için adı - Lakabı Nazlım Abdal diye kalmış; bizim yörede Mazlum değil NAZLIM derler. Bizim Önder Aydın’ın asıl adı Nazlımdır, köyde herkes öyle tanır, adını buradan alır.
Nazlım Abdal diye bilinen büyük Acırlıoğlu, önce Gemereğin Sızır köyüne gelmiş, oradanda Çepni köyüne geçmiş. Büyük Acırlıoğlu diye de bilinen Nazlım Abdal’ın türbesi (yani mezarı) Gemerek ilçemizin Çepni köyündedir. Bizim aile zaman zaman, Nazlım Abdal’ın Üzerine kurban götürür. Ben bir iki kere gittim.
Benim büyüklerimden dinlediğim kadarıyla Çepni köyünde eskiden Çepni boyunun Alevi Türkmenleri ile Ermeniler yaşarmış. Zaman içinde ya köye Sünniler gelmiş ya da Türkmenlerin bir kısmı Sünnileşmiş; bunun üzerine Acırlıoğlu ailesi Çepniden göçüp, Şarkışla’nın Kaymak Köyüne yerleşmiş; soy adları Acırlıdır.
Benim büyüdüğüm sırada anneannemiz olan Sennaz ebemin kardaşının oğlu Hüseyin Acırlıoğlu dedelik hizmeti yürütüyordu. Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş dedemin talipleriydi onlarla muhabbeti vardı. Bize gelin sizi bizim, oralara götüreyim taliplerimizi tanıyın diye çok ısrar ederdi ama biz sosyalizm sevdasıyla verilen mücadelenin militanları olduğumuz için Acırlıoğlu dedeyle hiç dedelik hizmetine gitmedik; şimdi keşke gitseydim, o taliplerini tanısaydım diye pişmanım. Şarkışla İmam hatip lisesinden öğretmenler, köye geldiklerinde onları Acırlıoğlu dedemin yanına götürüp resimlerini çelmiştim; o resmî bulup alta koyacağım.
Sonra Hem Alevi tarihini hemde Safevi tarihini okurken üç kitapta Acırlıoğlu ACIRLI -ACURLU oymağı İle karşılaştım. Burada kısaca onlardan da söz etmek istiyorum.
-Prof Faruk Sümer, “Safevi Devletinin Kuruluşunda Anadolu Türkmenlerinin Rolü” adlı kitabında iki yada üç başlık altında Acırlı -ACURLU oymağından söz ediyor.
-Safevi Devletinin İspanya’ya gönderdiği elçilik heyeti içinde olan Oruç Bey Bayati. İspanya’da Kralın yakın dostu olup, Katolik kilisesi ilede çalışmalar yürütünce, İspanya kuralının ilgisine mahzar olmuş, İspanya kuralı ona önce “DON” nişanı vermiş, sonra da ona JUAN adını vermiş. Böylece bizim Oruç Bey olmuş Don Juan.
Böylece bizim Türkmenlerin Bayat boyundan olan Oruç Bey, hem İspanya hen de bütün Avrupa sosyetesini oluşturan kraliyet aileleri içinde “DON JUAN” adıyla tanınmış; dostları sevenleri olmuş.
Don Juan bütün Avrupa tanınan bir şahsiyet olunca, ondan Hem hayatını hemde Safevi devletini anlatan bir kitap yazmasını istemişler; oda böyle bir kitap yazmış. Bu kitap “Şah İsmail Safevi Tarihi” adıyla, 1604 yılında Keltte olarak yayımlanmış. Bu kitabın orijinal baskısının birer cildi Londra Britanya Museyimi ile Cambriç Üniversitesi kitaplığında korunduğunu Oqtay Efendiyen’in “Azerbeycan Safevi Devleti” adlı kitabını okuyunca öğrenmiştim.
Sonra Oruç Bey Bayatın yazdığı bu kitabı E. Denison ROSS adlı bir çevirmen 1926 yılında Londrada İngilizce olarak “PERSLİ DON JUAN” adıyla yayımladığı için, kitap daha çok bu adla yani PERSLİ DON JUAN adıyla tanınır olmuş.
Bu kitabı İngilizce baskısından Sonra Oktay Efendiyev, Rusça olarak yayımlamış.
Ben Rus Devrim Tarihi Üzerine Araştırmalar yaparken, Türkmenlerin Tarihini anlatan Don Juan adlı Londra’da yayımlanan bir kitap olduğunu öğrenmiştim.
Londra’ya ikinci gelişimde, bir akademisyen olan Mustafa Yaşacan’dan rica edip bu kitabı buldurdum. O günlerde (2012’nin Kasım ayında), Dertli Divani Lonraya gelmişti, onunla kitabın bir kopyesini Önder Aydın’a, çevirtip yayınlatması için gönderdim.
Önder’de kitabı Yurt Kitap yayın evinden Üssal Öztürk’e vermiş; sonuç olarak kitap Yurt yayınlarından “Oruç Bey Tarihi” adıyla yayımlandı. Bu kitabı okuduğumda da Safevi Devletini kuran Kızılbaş oymaklar anlatılırken, ACURLU oymağından bahsedildiğini gördüm.
-Son yıllarda İranda bulunup, Türkiye’de de “Kızılbaşlar Tarihi”
Adlı 1606 yazıldığı sanılan bir kitap yayımlandı. Bu kitapta anlatılan bilgiler, Don Juan kıtabında anlatılanla bilgilerle bire bir örtüşüyor. Bu kitapta da Safevi
Devletini kuran Kızılbaş oymaklar içinde ACURLU Oymağından söz ediliyor.
Hacı Bektaşın efsanevi hayatını anlatan Velayet Namedinin, “Halifeler” adlı bölümde, “Hacı Bektaş Hünkar, otuzaltıbin çerağ uyarmış, otuzaltıbin halife dikmişti” deniyor. Hem Velatet namenin tümünden hemde bu bölümden anladığım kadarıyla Hacı Bektaş, bu Halifelerin isteği üzerine, bu Halife’leri yola hizmet edip, o günün tabiriyle söylersem “orada demini-yomunu oynatsın” diye değişik bölgelere göndermişti, Hacı Bektaş’ın bölgelere gönderdiği bu Halifeler zamanlar o bölgemin dede Ocağı olmuşlar. Burada Ocak kavramını da kısaca anmak gerekiyor.
Onur Yayın evinden çıkan, V. Gordlevsk, “Anadolu Selçuklu Devleti”, adlı kitabında Türkmenlerde Ocak sözünün 30 sayısını ifade ettiğini söylüyor. Oradan anladığım kadarıyla, Ocaklar, Bucaklar bir birim örgütlenmesiymiş. Buradan anladığım kadarıyla, Hacı Bektaş 30 obaya ya da Otuz yerleşim yerini içine alan bir bölgeye bir yardımcısını (Halife’sini) göndermiş, zamanla göçler olunca bunlar dağılmışlar.
Türkçede kelime sayısı azdır belki ama Türkçede bir söz, içinde kullanıldığı cümleye bağlı olarak birkaç anlam ifade ettiği için, kelime sayısı haddinden fazladır. Örneğin “yüz” sözü içinde kullanıldığı cümleye bağlı olarak farklı anlamlar ifade eder; örneğin: Irmakta yüz, sayı olarak yüz, insanın çehresi olarak yüz, her hangi bir hayvanı yüz, toprağın yüzü vb, vb anlamlara gelir. Ocak kavramı da tandır anlamına da gelirmiş, otuz kümesini ifade eden sayı anlamına da gelirmiş. Bir kişi, bir kişiden, bana bir düzüne ok gönder deyice bir sayıyı, bir Ocak ok gönder deyince de bir başka sayıyı anlatmış olurmuş.
Benim anladığım kadarıyla, 1550 yılında Osmanlı Devleti Hacı Bektaş Dergahına Kanunu Sultan Süleyman’ın kaynı Server Paşayı, Sersem Ali Baba adıyla atayor, böylece Dedebabalık kurumu ortaya çıkınca, Alevi yolunda bir ayrılık çıkmış.
Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın kaynı, Server Paşanın Dergahı yönetmesine karşı olan Aleviler, “Bozuk düzende düzgün çark olmaz” diye buna karşı çıkmışlar. Böylece Alevi Dünyası içinde Dedebabaların başını çektiği “Babagan” denilen gurupla, Çelebilerini başını çektiği gurup olarak ikiye ayrılmış. Bundan sonra, birçok dede Ocağı içinde, Osmanlı Devletinin atadığı kesimle işbirliği yapan deler çıkmış, bu söylemime dikkat edin, Dede ocağının tümü demiyorum, birçok Ocak içinden Osmanlı Devleti İle işbirliği yapan dedeler çıkmış diyorum, işte bu dedelere Şecere denilen belgeler verilmiş. Pir Sultanın asılması, işte bu bölünmeden Sonra 1562 yıllarına denk düşüyor. Pir Sultan Deyişlerinde çok açık, çok net olarak Çelebilerini başını çektiği gurubu destekliyor; ben Pir Sultan’ın aşılmasının da bu tavrı ile ilgili olduğunu düşünüyorum.
Sözlerimi Pir Sultan’ın bir deyişi İle bağlıyorum:
Şimdi bizim aramıza
Yola boyun veren gelsin
Şeriatı tarikati
Hakikati bilen gelsin
Kişi halden anlayınca
Hakikati dinleyince
Üstüne yol uğrayınca
Ayrılmayıp duran gelsin
Talip olunca bir talip
İşini mevlaya salıp
İzzet İle selam alıp
Gönüllere giren geldin
Koyup dünya davasını
Halka verip sevdasını
Doğrulayıp öz nevsini
Şeytanı öldüren gelsin
Pir Sultanım Çelebiye
Eyvallahım var veliye
Yoldaşına yol diliyle
Yolun sırrın soran gelsin.
Aşk İle
Rıza Aydın. 14 Haziran 2019 Kaymak köyü
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













