Sibel ÖZBUDUN

HATIRA DEĞİL, HAFIZADIR ÇELİĞE SU VEREN(LER)/ SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

Sibel ÖZBUDUN
  10-06-2021 12:40:00

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER

 

"Büyük aşklar yolculuklarla başlar

Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak

Onlar ki dünyanın son umudu

Soyları tükenen birer çılgındırlar

Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde

Ne de aşktan başka bir sığınakları

Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında

Ölümle alay ederler sanki

Derler ki,

Son büyük serüvenci yaralıdır hâlâ"[1]

 

İbrahim Kaypakkaya, "konusu savaş, yiğitlik olan; coşkulu ve yiğitçe bir söylem" diye ifade edilebilecek bir koçaklama"dır kuşkusuz; ama bunun ötesinde tarih(imiz)e kayıt düşmüş, çentik atmış unutul(a)maz bir hakikâttir!

André Gide'in, "Umutsuzluğa kapılmaktan korkup kaçma. Üstüne yürü, geç onu. Karanlığı aşınca umudun ışığını göreceksin!"; Friedrich Nietzsche'nin, "Denizi seviyorsan dalgaları da seveceksin. Korkarak yaşarsan, yalnızca hayatı seyredersen," saptamalarındaki üzere, umuda, cürete adanmış bir yaşamdır onunkisi.

* * * * *

İşkence tezgâhlarında "Sadık kalan direnir, hain ihanet eder kahraman mücadele eder, iradesi zayıf olan teslim olur,"[2] diyen haykıran Julius Fuçik[3] ile farklı tarihsel kesitlerde ve coğrafyalarda olsa da aynı ütopya için, sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız bir dünya uğruna cesaretle dövüşüyorlardı...

Onun hepimize örnek cesareti, yılgınlığın ve umutsuzluğun kol gezdiği, yabancılaşmanın orta yerinde düşmanı alt etme iradesi, meydan okuma cüretidir.

Bu bağlamda hatıra değil; "Şimdi biz, herkesin gözü önünde yükseklere bir bayrak çekiyoruz," haykırışıyla yol gösteren hafızadır.

Eylem insanıdır; teorisyendir; ölüsünden bile korkulan ölümsüzdür. Bu yüzden mezarının yanına karakol kurulmuştur.

Ser verip sır vermemenin ete kemiğe bürünüşü; iradenin direnç çiçeği; masum tebessümü belleğimize kazınan; kasketin en çok yakıştığı İbrahim Kaypakkaya'yı savunmak, onurdur.

Mao Zedung'un yoldaşı; devrimci hareketin sembol isimlerinden ve "Hareketimiz, kültür devriminin ürünüdür" diyen İbo, kararlılığı, teorileri ve dirençli kişiliği ile örnek ve önder olmuştur.

Hakkında anlatılan ve yazılanlardan zeki, mütevazı, okumaya öğrenmeye meraklı, gösterişten uzak bir önder olduğu anlaşılır.

İbrahim Kaypakkaya'nın düşünceleri dışında yaşamını da okumak gerektiğini söyleyen yoldaşı Muzaffer Oruçoğlu'nun, "O yaşamı yakından gördüm. Nedir o yaşam? Bir, sadeliktir. İki, mülk edinme duygusundan uzaklık. Üç, dayanışmadır," [4] diye anlattığı O, 18 Mayıs 1973'te Diyarbakır Zindanı'ndan işkencede katledilirken; çakmak çakmak mavi gözleri ve kasketiyle direnişin sembolü olmuştu.

Aylarca süren işkencede tek bir kelime bilgi dahi vermedi.

Sadece "Esasen biz komünist devrimciler, prensip olarak siyasi kanaatlerimizi ve görüşlerimizi hiçbir yerde gizlemeyiz. Ancak örgütsel faaliyetlerimizi, örgüt içinde bizimle birlikte çalışan arkadaşlarımızı ve örgüt içerisinde olmayıp da bize yardımcı olan şahıs ve grupları açıklamayız. Kişisel sorumluluğum açısından gerekeni zaten söylemiş bulunuyorum. Ben buraya kadar anlattıklarımı samimiyetle inandığım Marksist-Leninist düşünce uğruna yaptım. Ve sonuçta asla pişman değilim. Ben bu uğurda her türlü neticeyi göze alarak ve can bedeli bir mücadeleyi öngörerek çalıştım ve neticede yakalandım. Asla pişman değilim. Bir gün sizin elinizden kurtulursam gene aynı şekilde çalışacağım," dedi...

Öyle de davrandı!

"Askeri Savcı Yaşar Değerli yazıcısını yanına alıp hastaneye geliyor ve ifade alamayınca İbo ile bağırtılı, sert tartışmalara giriyor. İbo'yu, yazdığı yazılarla tarihi çarpıtmak, Cumhuriyetin kurucusuna çamur atmak, devleti yıkmaya ve ülkeyi bölmeye kalkışmakla itham ediyor. İbo, bilinen inadıyla kendini savunmakla kalmıyor, Değerli'yi halka karşı suç işlemekle itham ediyor. Savcı odayı terk ederken, öfkesini, 'Hem bunları yazacaksın, hem de ifade vermeyeceksin öyle mi, ifade vermezsen seni ben öldüreceğim, ölümün benim elimden olacak,' diye bağırıyor"du![5]

Sonra... İşkencede katledip, paramparça edilen bedeni bir torbanın içinde babasına verildi...

İbo'nun tabutunu taşıyan Kürt hamalın, onun işkenceyle öldürülen bir öğrenci olduğunu öğrendiğinde ağlayıp, taşıma için para almadığını anlattı babası Ali Amca.

Sonra da cenazeyi alıp, memlekete dönerken; o gece mezarlığa götürmemişti oğlunu, "Beş yıldır eve gelmedi, bu gece de bizimle evde kalsın," diye!

Fyodor Mihalyoviç Dostoyevski'nin, "Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum,"[6] sözlerine denk düşen Kaypakkaya; "Aşırılığın yolu bilgeliğin sarayına varır. Neyin gereğinden fazla olduğunu bilene kadar neyin yeterli olduğunu asla bilemezsin," vurgusuyla "İnsan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez,"[7] diyen William Blake'i doğruluyordu!

* * * * *

Hayali gerçeğe dönüştürmenin önemini kavrayan O da, dedikleri de çok önemliydi...

"Türkiye'nin geleceği çelikten yoğruluyor, belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak..."

"Sünnîlik, Alevîlik, Kürtlük, Türklük diye ayrım yapmak yanlıştır. Bu kavga yoksul-zengin kavgasıdır. Kimden olursa olsun bütün yoksulların birleşmesi şarttır..."

"Halkların kardeşliği sloganı baştan beri burjuva-liberal bir hiledir. Önce tam hak eşitliği, ondan sonra halkların kardeşliği," gibi...

Kolay mı?

"TİP örgütsel bakımdan da kendini devrime değil reforma göre konumlandırmış gevşek/ legal bir yapılanmaydı. MDD ve YÖN hareketleri ise halkın öz gücüne değil 'yurtsever subaylar'a güveniyorlardı ve siyasetlerini sol bir darbe beklentisi üzerine inşa ediyorlardı,"[8] saptamalarıyla tarif edilen tabloda O, coğrafyamızdaki 71 kopuşunun radikal aktörlerindendi.

Şefik Hüsnü, İsmail Bilen, Mihri Belli TKP'sinden, Aybar-Boran-Aren TİP'ine; Kemalizme, milliciliğe, asker-aydın darbeciliğine; varlığı belirsiz geleceğe ertelenmiş "komünist parti"ye, parlamenter yoldan "devrimciliğe", legalizme karşı çıkıştı.

Burjuva aydınlanmacı, Avrupa-merkezli anlayışlardan koparak, ezilen ve sömürülenlerin ilerici, devrimci tarihi ve gerçeklerine komünist bir anlayışla eğilmişti.

Marksizm-Lenizm'in burjuva uygarlığının şu ya da bu kanadının ilerleticisi değil, yıkıcısı olduğunu; burjuva devrimciliğinin değil, ezilenlerin devrimci mücadelesinin mirasçısı olduğumuzun altını çizmişti.

Evrensel teorik ve konjonktürel devrimci birikimden hareketle Marksizmin-Leninizm'in devrimci diyalektiğini özgülleştirip, ihtilalci diyalektiğini coğrafyamıza taşımıştı; "Büyüklük şu ya da bu olmak değil kendin olmaktır,"[9] kararlılığıyla...

* * * * *

Marksizm-Leninizm'i Maocu görüşle birleştirerek kullandığı yöntemiyle "İbrahim Kaypakkaya'nın ideolojik-teorik-siyasi doğrultusunu verili tarihi şartlarda biçimlenen somut devrime, somut siyaset ve pratiğe indirgeyen yaklaşım asla Kaypakkaya çizgisinin özünü yakalayamaz. Kaypakkaya çizgisi, proleter dünya devrimi doğrultusundan yalıtılmış bir devrim tasavvuruyla bağdaşmaz. Bilakis, proleter dünya devriminin bir parçası olarak, emperyalist zinciri zayıf halkasından koparmayı enternasyonalist görevin somut ödevi sayar. O, "Büyük Proleter Kültür Devriminin Ürünüyüz" derken tam da bu muhteva ve gerçeği anlatıyordu. O, evrensel komünist çizgiden bahsediyordu, ulusçu ufka hapsolmuş dar devrimci çizgiden değil."[10]

Resmi ideolojiyle uzlaşmaz tavrıyla O, zamanının en radikal devrimcilerindendir. Mevcut iktidardaki muhafazakâr sağcı iktidarlara muhalif olmanın, sosyalist olmak için yeterli olduğunu düşünenlere inat, perdenin arkasındaki gerçek egemenlere ve gerici ideolojisi Kemalizm'i köklü bir biçimde eleştiriyordu.

Kemalizm'in bu topraklarda yaşanacak olası bir sosyalist devrime karşı örgütlenmiş bir burjuva ideolojisi olduğunu belirtmişti. Ulusal sorun üzerine yaptığı tespitler de gayet isabetliydi.

Özetle İbrahim Kaypakkaya'nın Kemalizm'den kopuşu Mao'nun Guomindang'dan kopuşundan da ayrı düşünülemez. Bu anlamıyla Mao'nun Kemalizm için Sun Yat Sen benzetmesi yapmasının maddi bir hatayken; Kaypakkaya da PDA'cılarla polemiğinde, "Mustafa Kemal olsa olsa komünist hareketi bastıran Çan Kay Şek olabilir," demektedir.

İbrahim Kaypakkaya'nın emperyalist-kapitalist dünya sistemi, İttihat-Terakki, Osmanlı'dan TC'ye durum, Türk Devleti gerçekliği, Kemalizm tespiti, Mustafa Suphi TKP'sine yaklaşım, ülkenin sosyal-ekonomik yapısı, dünya genelindeki ideolojik meseleler, emperyalizm, parlamentonun mahiyeti, legalizm, reformizm, tarih, toplumlar, geçmişten o güne inkâr, imha ve soykırımlar, ulusal sorun ve milli hareketler, halk hareketleri ve isyanları, işçi sınıfı ve köylülük, sendikalar, grevler, aydınlar, öğrenci hareketleri, 15-16 Haziran büyük işçi direnişi değerlendirmesi ve dersler, devleti illegal ve silahlı mücadele temelinde devrimci şiddet ile yıkma perspektifi, halk savaşı, parti-ordu-cephe anlayışı, sosyalist devletin nasıl olması gerektiği ve daha bir çok konuda, oldukça ileri ve nitel adımlar atmıştı.

Özellikle İbrahim Kaypakkaya'nın 15-16 Haziran değerlendirmeleri, Onu "köylü devrimcisi" olarak sunmaya kalkışanlara net bir yanıttır:

"İşçi sınıfımızın kendiliğinden gelme mücadelesi 15-16 Haziran'da doruğuna ulaştı. İşçiler bütün burjuva ve küçük-burjuva revizyonist kliklerini tepeleyip geçtiler. 15-16 Haziran büyük işçi direnişi ve arkasından gelen sıkıyönetim, bazı kadroların bilincinde önemli bir sıçrama yarattı. Bu arkadaşlar, işçi hareketinden ve onu izleyen zor mücadele günlerinden önemli dersler çıkardılar.

İşçi hareketi, birinci olarak, devrimin şiddete dayanacağını, bunun zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Aybar-Aren oportünizmine ve bütün pasifist, parlamentarist görüşlere ağır bir darbe indirdi.

İkinci olarak, işçi hareketi, burjuva devlet teorilerine ağır bir darbe indirdi. Halkın kurtuluşunu hâkim sınıfların ordusundan beklemenin ne derece ahmakça bir hayal olduğunu gözler önüne serdi. Çünkü işçi direnişi tanklarla, süngülerle, sıkıyönetimle bastırılmıştı. Süngülerin gölgesine sığınan patronlar, sıkıyönetim makamlarıyla birlikte yüzlerce işçiyi işten atmışlardı. Yüzlerce devrimci işçi ve aydın, sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. Bütün bunlar M. Belli'nin, D. Avcıoğlu'nun ve H. Kıvılcımlı'nın cuntacı hayallerinin ve anti-Marksist-Leninist devlet ve ordu tahlillerinin saçmalığını ortaya çıkardı.

Üçüncüsü, 15-16 Haziran büyük işçi direnişi, gerçek kahramanın kitleler olduğunu bir kere daha gösterdi. Ve bir avuç seçkin aydın grubuna dayanarak devrim yapmayı hayal eden bireyci küçük-burjuva akımlarına ağır bir darbe indirdi.

Dördüncüsü, 15-16 Haziran direnişinin bastırılması, devrimin ilk başlarda şehirlerde başarıya ulaşamayacağını, şehirlerde zaman zaman ortaya çıkacak işçi ayaklanmalarının kırlık bölgelere çekilmediği taktirde bastırılmaya mahkûm olduğunu gösterdi. PDA kliğinin belirsiz bir gelecekte, şehirlerde genel ayaklanma ile iktidarı ele geçirme hayallerine ağır bir darbe indirdi.

Beşincisi, 15-16 Haziran'dan sonra gelen ve üç ay süren sıkıyönetim, en zor şartlarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci bir örgütlenmeyle, kanun dışı bir temel atarak ve çalışmaları bu temel üzerine inşa ederek mümkün olabileceğini gösterdi. Legaliteye bel bağlamanın, revizyonist örgütlenmenin, şiddetlenen sınıf mücadelesi şartlarında halkımıza zarar vermekten başka bir işe yaramayacağını gösterdi.

Altıncısı, 15-16 Haziran direnişi, ülkemizde devrimin objektif şartlarının ne kadar olgunlaştığının somut bir delili oldu."[11]

Ayrıca ulusal soruna (Kürt gerçeğine) bakış açısını belirleyen şey, Karl Marx'ın, "Başka bir halkı ezen bir halk özgür olamaz, özgürleşemez," sözüyken; Kürt ulusal hareketinin gerici dahi olsa kendi kaderini tayin hakkına sahip olması gerektiğini belirterek şunların altını çizmişti:

"Şeyh Sait ayaklanmasının arkasında İngiliz emperyalizminin parmağı olduğu iddiasıyla, Türk hâkim sınıflarının milli baskı politikasını savunmaya yeltenen sözüm ona 'komünistler' var. Biz burada İngiliz emperyalizminin parmağı olup olmadığını tartışmayacağız. Böyle bir iddiayla milli baskı politikasının savunulup savunulmayacağını tartışacağız. Şeyh Sait isyanının arkasında İngiliz emperyalizminin parmağının olduğunu varsayalım. Bu şartlarda bir komünist hareketin tutumunun nasıl olması gerekir?

Birinci olarak, Türk hâkim sınıflarının Kürt milli hareketini zorla bastırma ve ezme politikasına kesinlikle karşı çıkmak, buna karşı aktif bir şekilde mücadele etmek, Kürt milletinin kendi kaderini kendisinin tayin etmesini istemek, yani ayrı bir devlet kurup kurmamaya bizzat Kürt milletinin karar vermesini istemek. Bu, pratikte dışarıdan müdahale edilmeksizin, Kürt bölgesinde genel oylama yapılması, ayrılma veya ayrılmama kararının bu yolla veya buna benzer bir yolla bizzat Kürt milleti tarafından verilmesi anlamına gelir. Kürt hareketini bastırmak için yollanan bütün askeri birliklerin geri çekilmesi, her türlü müdahalenin kesinlikle önlenmesi, Kürt milletinin kendi geleceği hakkında kendisinin karar vermesi, komünist hareket birinci olarak bunun için mücadele eder ve Türk hâkim sınıflarının bastırma, ezme, müdahale politikasını kitlelere teşhir eder, ona karşı aktif olarak savaşırdı.

İkincisi, İngiliz emperyalizminin milliyetleri birbirine düşürme politikasını, bunu her milliyetten emekçi halka, bunların birliğine verdiği zararı kitlelere teşhir eder, İngiliz emperyalizminin müdahale, içişlere burnunu sokma politikasıyla aktif olarak savaşırdı.

Üçüncüsü, Kürt ulusunun ayrılmasını, 'bir bütün olarak sosyal gelişmenin ve sosyalizm için proletaryanın sınıf mücadelesinin menfaatleri açısından yargılar', bizzat ayrılmayı destekleme veya desteklememe yolunda bir karara varırdı. Eğer ayrılmamayı proletaryanın sınıf menfaatlerine uygun buluyorsa, Kürt işçileri ve köylüleri arasında bunun propagandasını yapardı; özellikle Kürt komünistleri, kendi halkı arasında birleşmenin propagandasını yapardı ve milli baskılara karşı mücadeleyi toprak ağalarının, mollaların, şeyhlerin, vb. durumunun güçlenmesiyle bağdaştırma çabasında olanlara karşı mücadele ederdi. Buna rağmen Kürt ulusu ayrılma yönünde karar verirse, Türk komünistleri buna razı olur, ayrılma isteğinin karşısına zor çıkarma eğilimleriyle kesinlikle mücadele ederdi. Kürt komünistleri ise Kürt işçi ve emekçileri arasında 'birleşme'nin propagandasını yapmaya, emperyalist müdahaleyle mücadeleye; Kürt feodal beyleriyle, şeyhlerle, mollalarla, burjuvazinin milliyetçi amaçlarıyla mücadeleye devam ederdi."[12]

* * * * *

Toparlarsak: Tarihe "Türkiye'nin geleceği çelikten yoğruluyor. Belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacaktır," notunu düşen "İbrahim Kaypakkaya, '71 devrimci hareketinin sembol isimleri arasında hak ettiği değeri tam bulamamış bir öncüdür."[13]

"Bir kopuş köprüsü inşa etmeye çalışmıştı."[14]

"Teorik görüşleri, döneminin sol-devrimci kesimleri tarafından görmezden gelindi ve bu hâliyle 'saklanmaya çalışılan bir meşale' olarak anıldı."[15]

"Yeniden ayağa kalkabilmek için Türkiye devrimci hareketi İbrahim Kaypakkaya'nın gözüpekliğine, ileriyi görme yeteneğine, sürekli öğrenme tutkusuna, teorik ve siyasal üretim yapma kapasitesine, teorisiyle pratiğini birleştirme iradesine sahip önderlere, Marksizm-Leninizm'le donanmış yeni Kaypakkaya'lara her zamankinden daha fazla gereksinim duyuyor."[16]

Evet geç(me)miş tarihsel köklerimiz ve bizleri bugünlere kadar taşıyan ideolojik, politik ve örgütsel öncellerimize, doğru ve bilimsel bir yöntemle yaklaşarak Onları yaşatmak "olmazsa olmaz"ken; Georgi Dimitrov, III. Enternasyonal'in 1935'deki 'VII. Kongresi'nde ifade ettiği, "Proleter kahramanlığının değerli örnekleri halka mal edilmeli, saflarımızda ve işçi sınıfı içinde korkaklığın, burjuvalığın ve her türlü çürümüşlüğün karşısına konulmalıdır. İşçi hareketinin kadrolarını eğitmek için, bu örnekler yaygın bir şekilde kullanılmalıdır,"[17] uyarısını da kulaklara küpe etmeliyiz.

Ve de Charlie Chaplin'in, "Gün sonunda yapmadıklarınla değil yaptıklarınla yargılanırsın"; François-Noël Babeuf'ün, "Büyük işleri, halka yaraşır işleri, yalnız halk yapabilir. Onun için, yalnız halk adamlarının kımıldadığını gördüğünüz zaman kımıldayın. Kurtarıcınızı içinizden başka yerde aramayın. Kendinizden başka bayrak tanımayın,"[18] saptamalarını hafızamıza kazımalıyız.

 

12 Mayıs 2021 16:42:56, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Newroz, Haziran 2021...

[1] Ahmet Telli, Su Çürüdü, Everest Yay., 2008.

[2] Julius Fuçik, Darağacından Notlar, çev: Celal Üster, Yordam Kitap, 2015, s.67.

[3] "Bir kadın bir ilaç veriyor ve en çok neremin acıdığını soruyor. Bütün acının sanki kalbime vurduğunu söylüyorum.

Subay, 'Senin kalbin var mı ki!' diyor.

'Evet, elbette var,' diyorum ve birden hâlâ kalbimi savunacak gücü bulabildiğim için kendimle övünç duyuyorum." (Julius Fuçik, Darağacından Notlar, çev: Celal Üster, Yordam Kitap, 2015, s.30.)

[4] Eylül Deniz Yaşar, "Oruçoğlu Anlattı: Sadelik, Mülkten Uzak Durma, Dayanışma...", 18 Mayıs 2020... http://mezopotamyaajansi22.com/tum-haberler/content/view/97116

[5] Muzaffer Oruçoğlu, "İBO'nun Katledilmesine Giden Yol", 15 Mayıs 2019... https://muzafferorucoglu.wordpress.com/2019/05/15/ibonun-katledilmesine-giden-yol/

[6] Fyodor Mihalyoviç Dostoyevski, Yeraltından Notlar, çev: Ergin Altay, Can Yay., 2018.

[7] Irvin D. Yalom, Nietzsche Ağladığında, çev: Aysun Babacan, Ayrıntı Yay., 1998.

[8] Mahmut Üstün, "71 Devrimciliğinin Simge İsmi Kaypakkaya...", 18 Mayıs 2018... https://www.politikyol.com/mahmut-ustun-yazdi-71-devrimciliginin-simge-ismi-kaypakkaya/

[9] Søren Kierkegaard, Kendinizi Sevmeyi Unutmayın, Aforizmalar, çev: Emre Murat Bozer, Aylak Adam Yay., 2016, s.9.

[10] "Kaypakkaya Çizgisinin Komünist Manifestosu ve 18 Mayıs 73'de Bitmeyen Hesaplaşma!", 9 Mayıs 2021... https://www.gazetepatika15.com/kaypakkaya-cizgisinin-komunist-manifestosu-ve-18-mayis-73de-bitmeyen-hesaplasma-89165.html

[11] İbrahim Kaypakkaya, "Şafak revizyonizmi ile aramızdaki ayrılıkların kökeni ve gelişmesi: TİİKP Revizyonizminin Genel Eleştirisi" (Haziran 1972) Bütün Eserleri, Nisan Yayıncılık, 2016, ss. 424-427.

               [12] İbrahim Kaypakkaya, "Türkiye'de Milli Mesele", Aralık 1971, Seçme Yazılar, Umut Yayıncılık 2020, ss. 188-190.

[13] H. Selim Açan, "Kaypakkaya'da Özgün Olan", 15 Mayıs 2020... https://gazete.alinteri1.org/Kaypakkayada-ozgun-olan

[14] Ertuğrul Kürkçü, "İbrahim Kaypakkaya'nın Ardından...", 18 Mayıs 2020... https://avrupaforum1.org/ibrahim-Kaypakkayanin-ardindan-ertugrul-kurkcu/

  Bu yazı 8232 defa okunmuştur.

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 26.07.2026 23:00:17