Temel DEMİRER

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR[1]

Temel DEMİRER
  04-11-2019 09:42:00

 

TEMEL DEMİRER

 

“Biz de bir güneş sığdıralım ömrümüze.

Ve aldırmayalım hiç, gelen geceye.”[2]

 

‘Acılara Tutunmak, ‘An Gelir’, ‘İyimser Bir Gül’, ‘Sevgi Duvarı’, ‘Dokunma Yanarsın’, ‘Kendine İyi Bak’, ‘Mahur Beste’, ‘Suskun’, ‘Bahtiyar’, ‘Hoşçakalın Gözüm’ ve ‘Bir Veda Havası’ydı O; dillerden hiç düşmeyen...

 

“Benim başım hep beladaydı zaten. Son zamanlarda bunun nedenleri üzerine çok düşündüm; ben Türkiye’nin alışageldiği bir ‘sanatçı’ tipi çizmiyorum. Hayatın farkındayım, akıllıyım, beni içine almaya çalıştıkları normlara uymuyorum. Medya benden başka türlü malzeme çıkaramıyor; çünkü ‘kim nerede-kiminle’ programlarının aktörü olmuyorum. Düşünebiliyorum, ailemle ve inandığım geleneksel değerler üzerine inşa edilmiş bir yaşam sürdürüyorum, vergimi ödüyorum, namussuzluk yapmıyorum… Bütün bunların ötesinde bir de bütün haksızlıkların farkında olan ve buna karşı çıkan bir yanım var. Eh, bir de sistemi eleştiren ve her daim muhalif bir adamım. Benim başım nasıl belada olmasın?”[3] diyen O, isyanın adıydı...

 

“Barış diyorum savaş anlıyorlar, demokrasi diyorum faşizm gibi algılıyorlar, ülkemi sevdiğimi söylüyorum vatan haini diyorlar,” sözlerinin sahibi, iktidarı eleştiren Ahmet Kaya’ydı.

 

O, “bir rüya bütün çektiğimiz,/ rüya kahrım, rüyam zindan…/ nasıl da yılları buldu,/ bir mısra boyu maceram,” dizelerindeki üzere hüzündü, isyandı...

 

Böylelikle de, 12 Eylül’ün paralize ettiği ezilenlerin sesiydi, çığlığıydı.

* * * * *

Duymasını, dinlemesini, anlamasını bilenler içindir Onun sesi; tonlaması şırıngayla beyninize enjekte edilmiş hissi uyandırır.

 

O bağlamayı sert ve içten çalardı; “Bağlama böyle çalınır” dedirtircesine…

 

Söylediği bütün parçaları öyle bir yorumlamıştır ki, ondan başka yorumlamaya cesaret eden pek çık(a)mamıştı; çıkanlar da o tadı ver(e)memişti...

 

Öte yandan “çok uzakta öyle bir yer var,/ o yerlerde mutluluk var,/ paylaşılmaya hazır bir hayat var” sözleriyle (duruşuyla) egemenleri (işbirlikçileriyle) silkelemiş, sarsmış, rahatsız etmişti.

 

Cem Boyner’in 1994’de kurduğu ‘Yeni Demokrasi Hareketi’nin kurucu üyelerindendi. Takımın hırçın oyuncusu olduğu için uzaklaştırılması uzun sürmemişti ve Erdoğan’ı da cezaevine bizzat uğurlayan kişilerdendi. Din, dil, ırk farkını önemsemeden insanların acılarını dillendirdi; ezilenlerin safındaydı yani.

 

Ancak “O kocaman bir dünyadır. Erdoğan onu sadece kendisini Pınarhisar’a uğurlayan Ahmet Kaya’ya indirgemek istiyor. Egemenlerin geleneksel tavrıdır bu da. “Dünyaya sataşan” çocukları ehlileştirmek isterler. Ahmet Kaya önce bir devrimci, sonra bir halk devrimcisiydi. Ahmet Kaya’yı ehlileştirmeye ne Tayyip Erdoğan’ın ne de Kemal Kılıçdaroğlu’nun gücü yeter”ken;[4] coğrafyamızın isyancı değerlerindendi.

 

* * * * *

Celalettin Can’ın, “Bizim (78) kuşağın(ın) ‘80 sonrası duygu dünyasını yansıtan sesti. Kuşağımızın 5000 kaybı ve idamlarıyla, on binlerle yaralısı, milyon işkence görmüşü ve fişlenmişiyle büyük lincinin sesiydi. 80 öncesi solla, 80 sonrası sol arasında ilişkiyi yeniden kurmanın, yaşanmışlıkları gelecek kuşaklara anlatmanın dili olacaktı O,”[5] diye betimlediği Ahmet Kaya; eşi Gülten Kaya’nın, “Gezi’nin, itiraz ruhudur. Ahmet Kaya itiraz ruhunun içinde de olurdu, Diyarbakır’da da olurdu,”[6] tarifine uygun 43 yıllık sanat hayatına, büyük bir itirazın, başkaldırının hikâyesini sığdırandı…

 

Yaşar Kurt’un, “80’lerdeki ilk göz ağrımız, ilk aykırı sesimiz. Cezaevlerine dikkat çeken, oralarda neler olduğundan bahseden müthiş bir sanatçı,”[7] betimlemesindeki Ahmet Kaya, “…‘İyi çocuk’ olmamış gerçek bir insan”dı.[8]

 

“Müziğiyle, duruşuyla insan unsuru üzerinde kurulan ve kurulması tasarlanan iktidar biçimlerine karşıydı; bilincini özgürleştirmesi, onu bu ülkede ayrıksı kıldı, giderek yalnızlaştırdı ve dışladı.

 

Bir sanatçı, yaşarken, düşünürken ve üretirken sistemin ideolojik kodlarını sarsmalı, bilincin belirlenmiş sınırlarını aşmalıydı ki, Ahmet Kaya’nın yaptığı biraz da buydu… Ahmet Kaya da, ne müzik otoriteleri ne devlet eli ile hiç pazarlanmadı; ne sesini ne cebini ne de vicdanını devlete hiç teslim etmedi.

 

Bir sınıfa aitti ve bu yüzden o ‘biz’di, ‘bizim’di…”[9]

* * * * *

Sert, güçlü devrimci protest müzikti onunki…

 

“Protest müzik”, “sol arabesk” tarifleri ve tartışmaları arasında Hasan Hüseyin’den Yusuf Hayaloğlu’na, Osman İşmen’den Ahmet Koç’a sayısız isimle yaptığı çalışmalar, iyi ya da kötü (beğenin ya da beğenmeyin) sound’u, sözleri, düzenlemeleri ve yorumları açısından o yıllarda ülkenin popüler müziği ortamında gerçek bir reformdu. Zira bu ses sokak arasında yaşayan, mahalle kıraathanesindeki delikanlıyla, mahpustan yeni çıkmışların ta kendisiydi.[10]

 

O ana değin yapılan müzikal işlere göre, hem daha kuralsız hem de serbest bir yapıya sahipti. Hem Batı, hem de (halk müziği, folklor babından) Doğu seslerini içerirken şiir ve edebiyatla da iç içeydi.

 

Bir yandan bağlama, öte taraftan senfoni dinleyen kulakların dikkatini çekebilme özelliğine sahipti.

 

Kaya’nın çok özel bir ses rengi vardı: İyi şarkıcı, yorumcu ve besteciydi. Eski fotoğraflarının içine Ruhi Su, Rahmi Saltuk ve Zülfü Livaneli saklanmıştı. Solcuydu, devrimciydi. Şarkılarını dinleyecek yüreği olan tüm vicdan sahibi insanlar için söyledi.[11]

 

Murat Utkucu’nun ifadesiyle, “Herkesin başını dayayıp ağlayacağı bir Ahmet Kaya şarkısı vardı… Onun şarkıları hakkını alamayan kısa çöpün trajedisiydi. Ama kısa çöp olmayı onur bilenlerin trajedisi”![12]

 

“Ahmet Kaya dinlemek” deyince, 80’lerin hüznünde, 90’ların en acı yerlerinde ve daha binlerce ruh hâlinde sesi kulağımızda/ zihnimizdedir. Çünkü Onun şarkıları çoğunlukla halkın sıkıntılarını, dertlerini, sorunlarını seslendirirdi. Coğrafyanın siyasal koşulları Onun bestelediği şarkılara da yansıdı. Çoğu şarkısı “yasaklı” listesine girdi.[13]

 

Onu ses perdesi bas-bariton aralığında olması yanında; içten, duygulu bir havada okuması insanları derinden etkiledi. Her kasetinde farklı enstrümanlar, farklı sesler ve tınılar kullanmış ve kendini tekrar etmeyip, müziğini sürekli geliştirmişti. Müzikteki arayışları hep sürdü.

 

“Solcuların yüksek sesle, muhafazakârların kısık sesle, ülkücülerin de gizlice dinlediği”nden[14] söz edilen yapıtlarında, insancıl öfkesi, güzel günlere olan inancı, haksızlığa karşı duruşu ve başkaldırısıyla vardı.

 

* * * * *

Konserleri yasaklanıyor, gözaltına alınıyordu. Ama o, her fırsatta dinleyicilerinin karşısına geçiyordu elinde şazıyla.

 

Dobraydı, pervasızdı biraz, düşündüklerini ne pahasına olursa olsun ifade etmekten geri durmazdı. Bu nedenle Savaş Ay, onu kendi programlarından birine konuk ederken, daha program başlamadan pazarlığını yapma ihtiyacı duyuyordu. Söz konusu programda, Savaş Ay’ın konukları birbirini yiyip bitirirken, Ahmet Kaya onlardan biraz uzakta, yalnız başına oturuyordu. Bir ara, biraz da sinirli, “Yahu beni konuşturmayacaksan niye çağırdın,” diye çıkıştı Savaş Ay’a!

 

Ay, “Sen konuşursan kanal kapatılır” diye yanıtlamıştı Onu…

 

“Henüz 16 yaşındayken afiş astığı için daha sonraları hep kavgalı olduğu faşizm tarafından hapse atılır. Bu, ilham aldığı müzik ustasına dahi karşı çıkacak kadar asi olan Ahmet için daha fazla mücadele ve tabi ki daha sert bir sanatsal duruş anlamına gelmekteydi.

 

O artık müziği ile durumdan ve durumundan memnun olmayan herkesin duygularına hitap edip, üzerindeki ölü toprağını silkelemeye başlamıştı. Çok geniş kitlelere ulaşması zaman zaman müziğinin ideolojik içeriği konusunda eleştirilmiş olsa da ortada olan bir gerçek vardı ki, Ahmet Kaya müziği ile kitlelere dayatılmış olan sindirilmişlik, çaresizlik, yozluk ve kimliksizleştirmeyi kader belleyip boyun eğme seçeneğini değil; başkaldırıyı ve mücadeleyi ulaştırmaya çalışmıştır. Bu mesajlarının geniş kitlelere ulaşması; çoğu zaman baskı, tehdit, gözaltı, tutuklama, yasaklama ve benzeri zorba yöntemlerle engellenmeye çalışılsa da, yolundan dönmeyen bir Ahmet Kaya gerçekliğine dönüşmüştü.”[15]

* * * * *

Egemenler bu gerçeği içine sindiremedi, hazmedemedi; aksi de mümkün değildi zaten…

 

Evet, egemen ötekileştirmenin çarpıcı bir örneğiydi...

 

Nefret edeni çoktu; seveni daha çok… Sevmeyenlerin nedeni malum! Hayat akıp gitmekteyken, dillerdeydi eşitlik, özgürlük, kardeşlik, başkaldırı şarkıları…

 

Bir “Cadı Avı”nda aforoz edilmeye kalkışıldı!

 

“Ahmet Kaya isminde bir şerefsiz...”, “Arabanı soksaydın da bir yerine çıkarsaydın yurtdışına...”, “Kürt olduğunu iddia eden bir haymatlos...”[16]

 

“Ahmet Kaya malum o densizliği yapmış...”, “O gece tek çirkin adam vardı. O da ne yazık ki Ahmet Kaya idi...”[17]

 

“Yarın parasını verin, oğlunuzun sünnetinde söylesin, oğlunuzun erkekliğini över...”, “Yalancı haysiyetsizin biridir...”, “Siz paradan haber verin Ahmet’e...”[18]

 

“Bu yaratığın insan sevgisinden kardeşlikten dem vurmaya hakkı kalır mı?”, “Türkü söylemeseydi kötü bir bar fedaisi olurdu...”[19]

 

“Ahmet Kaya tam bir şerefsizdir...”, “Sanat diye yaptığı iş, homoseksüel aşk ilanı...”, “Ayağınıza dolaşan yaratığa ‘hoşt’ dersiniz ya, benim yaptığım da bu…”[20] yaygaraları eşliğinde Ona 1999’un Şubat’ında yapılanlar 28 Şubat sürecinin uzantısıydı; egemenlerin malum kudurgan haliydi!

 

12 Şubat 1999’da ‘Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül gecesinde bütün salon birden ayaklanmıştı. Çatallar ve bıçaklarla beraber küfürler de aynı yere yönelmişti. Bir tarafta garsonların kurduğu barikatı aşmak isteyen ve hep bir ağızdan 10. Yıl marşını okuyan onlarca kişi, bir tarafta ise olanlara oturduğu masadan bakan Ahmet Kaya, “Önümüzdeki kasette Kürt asıllı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum,” demişti. Sadece Kürtçe şarkı söylemekten bahsetmişti…

 

Bu sözlerinden ötürü linç edilmek istenmişti. Daha sonrasında hakkında çıkan, doğrulanmayan iddialar yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı.

 

Perihan Maden’in, “Kötülüklerin dağından ansızın inenler tarafından, bağından tekme tokat kovulan adamın ifadesi. Yüreği, toprakları için sevgiden çatlayan adamın daha o saniye başlayan acısının, sıla hasretinin ifadesi aynen Hrant’ınki gibi. Amma çok bu toprakları sevdi bu iki adam. Birini öldürdük acısından, birini öldürttük,”[21] itirafındaki Ahmet Kaya’ya o gece küfür edenler unuttular; ama biz Reha Muhtar,[22] Şenay Düdek, Ertuğrul Özkök, Serdar Ortaç[23] vd’lerini unutmadık!

 

Bir de o kıyamete rağmen şu dediklerini: “Ben güzellikler ve dostluklar adına söyledim. Ama benim kimliğimi kimse elimden alamaz. Yıllarca bunu söyledim. Kürt ve Türk halkları kardeştir. Yıllarca bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunduğumu söyledim. Binlerce yıl daha bölünmeyeceğini savunuyorum ama Kürt realitesini sahiplenmek ve kabul etmek zorundadır bu ülke. Bunu da söylüyorum…”

 

“Dünyanın bütün kültürlerine eşit mesafede duran, kendini hiçbir yere ait göremeyecek kadar dünya vatandaşı hisseden ama bir kimlik aidiyeti ifade etmek gerekirse Kürt asıllı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ben kendisine sadakat göstermemi isteyen tüm sistemleri reddedecek kadar özgür bir ruha sahibim. Benim mücadelem, yok sayılan bütün halkların varlığı kabul edilinceye kadar bitmeyecektir... Başta Kürt halkı olmak üzere bütün halkların yüzlerini dağlara dönüp ağlamasını istemiyorum…”[24]

 

 “Kimlik sorunu yalnızca insanın milliyeti ya da milleti ile ilgili değildir, yani kişilik sorunu ilk önce insanın ben var mıyım yok muyum diye başlar. Yani hayatın içinde varsanız hayat için bir şey yapıyorsanız bunun çok ağır bedelleri vardır, bu benim için de geçerli işte bu ülkenin yöneticileri için de geçerlidir, bakkalı için de geçerlidir yani eczacısı için de geçerlidir. Ama sanatçı halkın sesi halkın gözüdür yani çağın tanığıdır ve çağın bire bir tanığıdır, yani bütün cinayetlerin tanığıdır. Görür ve anlatır, halk görür anlatamaz, halk susar. Sanatçının işi gördüğünü anlatmaktır, korkmadan anlatmaktır, yiğitçe anlatmaktır.

 

Ben o zaman aslında önemli bir şeyler açıklamak adına değil yani bir Kürt asıllı bir insan olarak bir kaset yaptığımı ve bir tek Kürtçe kaset yaptığımı değil, bir kaset yaptığımı ve Kürtçe bir şarkı söylediğimi, çok iyi bir niyetle söyledim…

 

Ve, Kürtler ve Türkler 1500 senedir binlerce yıldan beri birlikte yaşayan bu halkın gerçekten kardeş olduğuna inanıyorum, yani bunu böyle istediğim için, Kürt asıllı olduğum için, böyle bir şarkıyı söylemek istediğim için yaptım. Yani işte madem sen işte Kürtçe bilmiyorsun bu Kürtçe’yi nasıl söyleyeceksin diye sordular? Yani bunun cevabı çok kolay, Türkiye’de bugün Portekizce, İspanyolca, İngilizce şarkıcılar nasıl söylüyorsa bende böyle söyleyeceğim yani…

 

Hiç bir zaman, sanat, şöhret, para, pul, ar, namus, her şey ama her şey insanın kültürel anlamdaki siyasal anlamdaki ulusal anlamdaki kişiliğinden çok daha önemli değildir.”

* * * * *

28 Ekim 1957’de Malatya’ da doğup; 16 Kasım 2000’de Paris sürgününde öldü(rüldü)ğünde henüz 43 yaşındaki Ona dair, buncasının ardından, “Tu di nava dilê gelan de yî hevalê hêja/ Sen halkların yüreğindesin değerli yoldaş” demekten başka elden ne gelir?

 

Eşi Gülten Kaya’nın, “Onsuz, acı ve şaşkınlıkla bakıyorum geçen zamana. Acı, içime çivilenmiş zaten ama şaşkınlık! Bir inkârın, bir yok saymanın/ ya da yok etmenin içinde yerimizde saymışız bugünden bakıldığında. Bu da bu ülke için ağır bir yük ve hepimiz bu yükün de altındayız. İki satır söyleyeyim dedim ama hiçbir şeyi sığdıramıyoruz işte iki satıra. “Hayat bizi deniyor” demişti eşim bana sürgündeyken. Üzerine söyleyecek bir sözüm yok... Yaşarken öldürdüler,”[25] diye haykırdığı Onun Paris’te Cimetière du Père-Lachaise’deki mezar taşındaki yazıda: “Tarifi imkânsız acılar içindeyim./ Gurbette akşam oldu/ yine rüzgâr peşindeyim./ Yurdumdan uzak yağmurlar içindeyim,/ akşam oldu, sürgün susuyor,” notuyla Ahmet Kaya hep vardı. Vardır. Var olacaktır da…

 

Paris’e yerleşti. İstanbul’u, ailesini, halkını özledi Paris’te. Dünyanın en güzel, en hareketli, en kozmopolit kentlerinden biri olan Paris, bir sıkıntı olup kalbini yoruyordu bu nedenle. Sonra o güzel atlara binip gidenlerden oldu.

 

“Diyorum ki,/ bir şeylerin varsa yarınlara,/ okunmamış bir kitap,/ söylenmemiş bir söz,/ yapılmamış bir resim gibi./ Sevgi üstüne, barış üstüne, kardeşlik üstüne/ Durma kardeşim./ Sakın durma,” diyen Johann Wolfgang von Goethe’nin, “İnandığı şeyi yapan insanların enerjileri asla tükenmez,” vurgusunu anımsatarak; 2000 yılında Paris’te biz(ler)i, “Hoşçakal iki gözüm” dercesine bırakıp gitse de sanatın kalıcılığı, güzelliğin evrenselliği ve devrimciliğiyle hepimizledir O…

 

Bir Anka Kuşu gibi, kendini külünden durmadan yaratan Ahmet Kaya’nın kimseye hiçbir borcu yoktur. Hepimizin ise ona yitmiş bir hayat borcu vardır.

 

Ve nihayet Cahit Irgat’ın, “Sevgiden sırılsıklam/ Yangınlanacak aşklar/ Çok yakında bir gün/ Çok yakında bir gün/ İnsanlar insan gibi yaşayacaklar,” dizelerindeki üzere seni unutmayacağız gözüm…

 

Son bir şey daha: İktidarla ilişkili hiç kimse biz(ler)e, “Ahmet Kaya ve Etik”[26] söylevleri çekmesin; Ahmet Kaya’nın başına getirilenler bazen Nâzım Hikmet, bazen Yılmaz Güney ya da benzerleridir!

 

15 Eylül 2019 22:43:19, Çeşme Köyü.

  Bu yazı 6194 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 26.07.2026 11:00:17