Umut ŞENER

SAYILARA DAİR

Umut ŞENER
  19-05-2023 09:42:00

Sayılar neden vardır? Hesap yapmak için.

 Gidenlerin, enkaza karıştırılıp tarlalara serpilenlerin, kayıp diye kaydedilenlerin sayısı bile belirsizken üstelik!

Annesinin karnında daha dünyaya gelmeden can verenler sayı bile olamadı mesela…

Hiç çocuğu olmamış bir hala, depremde evi yıkılmadığı halde, depremden sonra aileden hayatta kalanların toplandığı bahçede yaşamaya başlamıştı. Tozun toprağın içinde oradan oraya koşturan çocukları saydığı dikkatimi çekti. Sık sık çocukları sayıyordu, eksik var mı diye… Sayılar onun için artık değişmemesini istediği bir gerçekliğe dönüşmüştü.

Günler geçmişti depremin üstünden, “günaydın” dedikleri bir sabaha uyanamayan milyonlarca insan için o andan sonra ayın kaçı, saat kaç, bilinmez olmuştu. Aynı sorunlara uyandıkları her günü saymak eziyetten başka bir şey olmamıştı çoğu için. Sayılarla ifade edilen zaman kavramı silinmişti hayatlarından.

1 hafta, 1 ay, 40 gün, 3 ay, 100 gün!

 Sayılarla tek tek açıklansa bile manevi olarak yaşanan kaybın ifadesi olamayacak kadar büyük ve uzun bir zaman…

Yazılan, açıklanan, duyulan, okunan sayılar bile çok can yakıcıyken, gerçek sayıların bunlar olmadığını bilmenin bambaşka bir gerginliği ve travmayı tetikleyici etkisi var bir de… Öğrenmek çok acı verecek ama “kimsiz/kimsesiz” diye belirtilen bir başucu tahtasındaki sayı olarak kalmak kadar değil…

 “Çadır istiyoruz.” “Sayı verin, kaç kişilik?”

 “Su lazım.”

“Sayı verin, kaç litre?”

“Bahçeme kendi imkanlarımla konteyner kurmak istiyorum.”

 “Sayı verin, kaç metrekare?”

Bununla da bitmiyor artık sayılarda sembolleşen, işkenceye dönen hayat…

Tüm ailesini kaybeden biri defnedebildiği, sahibi olabildiği cenaze sayısıyla tanınıyor afet bölgesinde. En çok cenaze kaldıran en şanslı sayılıyor!

Cenazesi ilk 6 günde defnedilenlerin hiç şansı yok örneğin. Çünkü onlar çöp poşetlerine, battaniyelere, yem çuvallarına sarılıp tohum yatağı hazırlanmış tarlalar gibi sıra sıra açılmış toprağa iş makinalarıyla serpiştirildiler.

Sonrakilerin cesetlerinden numune alındı. Gömüldükleri yerdeki tahtalarla, numune tüplerine aynı sayı numaraları verildi.

Hayatta kalan, kaybının peşine düşen olduysa, önce 1 gün, 5 gün o sayıyı öğrenmeye çalıştı. Öğrenebildiyse bu kez DNA eşleştirmesi için günleri saymaya başladı. Nihayet, numuneyle mezar tahtasına bir karışıklık olmadan aynı sayı yazıldıysa cenaze sahibi olabildi! O arada boğazındaki boğumları kaç kez saydı bilinmez!

Bildiğin sayının ayrı, bilmediğinin ayrı acı vermesi, ikisinin birlikte yine sadece acı vermesi yüzünden sayılar afetzedelere ne dost oldu, ne düşman. Öylece ortada kaldı her şey gibi!

Yok olan biyoçeşitlilik, yenilenebilir ve sürdürülebilir kaynakların çoğunun kaybedilmesi, asbest başta olmak üzere kimyasal kirlenme, azalan ve kirlenen su kaynakları, tarımsal (bitki ve hayvan) üretim ve ürün kaybı, üretim araçlarının, üretici güçlerin varlığındaki aşırı azalma… tüm bunların ekonomik karşılığı, istatistik olarak, yüzde olarak, para olarak kaybı açıklayan sayılar… Hepsinin bir sayısal karşılığı var elbette.

Bu sayıları bilmek ya da bilmemekse çok bir şey değiştirmiyor deprem afetini yaşayanların hayatında. Çünkü yaşanan kaybın sayılarla açıklanamayacak kadar büyük manevi yanı var bir de…

Götürdüğü bir kıçıkırık kalem, peluş oyuncak için 100 çocuğun yüzünü, 500 kez sosyal medya hesabında paylaşanlar da oldu tabii. Onlar mesela manevi hesaba da, maddi hesaba da dahil!

Sahada çalışan arama-kurtarma ekibi sayısı bilinmiyor. Nereye, ne gönderildi bilinmiyor. Gönderilen dayanışma ve yardım malzemelerinin akıbeti bilinmiyor. İsias Otelde kaç kolon kesildi, bilinmiyor. Mütaahhitten devletin başkanına uzanan zincirde kim kaç lira kazandı bilinmiyor. Bilinmeyenlerin toplamı, bir halkın geleceğini evini, işini, aşını, geçimini, güvenliğini bilinmeyen bir sonsuz sayıya dönüştürüyor!

Biz en iyisi, şimdilik bildiklerimizi tutalım aklımızda.

Milattan sonra 2 bin 23. yılın, Şubat ayının 6. günü deprem oldu.

11 il, 40 ilçe, 100’den fazla köy depremi yaşadı.

15 milyon kişi afetten etkilendi.

Resmi sayıya göre 50 bin 500 kişi hayatını kaybetti.

850 bin kişi uzuvlarını kaybetti, ampute edildi.

Afet bölgesinin tamamından yaklaşık 3 milyon kişi göç etti…

100 gün geçti!

* Sayılar neden vardır? Hesap sormak için.

  Bu yazı 2969 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım