Umut ŞENER

“Ç”YE DAİR

Umut ŞENER
  03-04-2023 09:50:00

O yoldan geçen herkesin dikkatini çekiyordu virajdan kıvrılınca birdenbire önlerine çıkan görüntü. Ürkütücü. Tuhaf. Renginden biçiminden kaynaklı, bir duygu yaratmıyor gibi göründüğü halde insanı derinden sarsan bir yıkıntı. Diğerlerinden farklı, kilometrelerce yayılan alandaki yıkımın sembolü olan yapılardan değil. Ev değil, bina değil. Bir direk.

Fay güzergahı üzerinde olan kaya patlamış.

Küçükken, ailece yaptığımız ve yönü genelde bozkıra doğru olan yolculuklarda bizi oturttukları cam kenarı koltuklarda direkleri sayarak vakit geçirirdik. Uzun aralıklarla yerleştirilen yüksek gerilim hattı direklerinin gönlümdeki yeri bambaşkaydı tabii. Uçsuz bucaksız bozkırın ortasında nadiren karşıma çıkan bu koskocaman direkler, kollarını iki yana açmış, kabarık etekli masal devlerine benziyordu. Dalıyordum onlarla girdiğim ve sonunda hep kazandığım hayallere…

Bu direklerden bir tanesi var o patlamış yarılmış kayanın üstünde. Karnının ortasına tekme yemiş gibi kıvrılmış yatıyor dinamitlenmişçesine dilik dilik olmuş taşların üstünde. Gelip kaldıran yok, zaten onun taşıyacağı kadar bir elektrik de yok ortalıkta.

Herkes durup önünde fotoğraf çektiriyor

Tam onun yanındaki yoldan içeri kıvrılıyoruz. Dağların arasında bir suyun geçtiği güzergâh boyunca dizilmiş köylerden en sondakine gideceğiz. Oranın da en sondaki evine.

Yoksul köyler, yoksul evler. Bir de deprem, sel, fırtına üstüne eklenince dibe vurmuş her şey… Varın siz düşünün yoksulluğun boyutunu…

Yıkık, yamalı birkaç köprüden geçip köye varıyoruz. Her yer toz içinde, nereye gitsen böyle zaten, toz yutup toz soluyor insanlar, hayvanlar, ağaçlar, dağlar, ovalar…

Evin önündeki araba sesini duyunca yaşlı bir teyze çıkıyor avluya. Ç. artık alışkanlık haline getirdiği biçimde inip bagajı açıyor. Su kolilerini indirmeye başlıyor. Teyze, durdurup sımsıkı sarılıyor Ç.’ye. Sonra bana sarılıyor, birini görmenin mutluluğunu hissediyorum sarılışındaki sıcaklıktan.

Aynı anda avluda bir amca görünüyor. Bakıp tekrar içeri giriyor.

Bırakacaklarımızı indirdikten sonra teyze bizi bir şeyler içip biraz soluklanmaya ikna etmeye çalışıyor. Ç., “amcayı görüp gideceğiz, sağolun” diyor. Teyze avluya geçip branda kapıdan sesleniyor.

Amca yaklaşıyor, gözleri kıpkırmızı, ıslak…

 “Çok korktum” diyor. Telaşlanıyoruz biz de.

“Ben seni arayacaktım. Verdiğin numarayı kaydedememişim. Sen gelmesen nasıl ulaşacağımı da, ne yapacağımı da bilmiyordum. Yolunu gözledim, burada böyle dünyadan ayrı sahipsiz, kimsesiz kalmaktan korktum…”

Ç.’nin gözleri doluyor. Sarılıyor amcaya.

“Geldiğini görünce çocuk gibi sevindim oğlum” diyor, çocuk gibi ağladığını söylememek için

“Olur mu hiç öyle, bak ben defter tutuyorum, en son ne zaman su getirdik, kimin neyi biter, neyi azalmıştır, hepsini yazıyorum. Öyle de çıkar gelirim zaten, sizi görmeye, hâl hatır sormaya…”

“Al şu telefonu da yaz numaranı, kendin kaydet.” derken cebinden telefonunu çıkarıp uzatıyor.

Ç. numarayı giriyor, “varmış zaten, kayıtlıymış” diyor şaşkınlık içinde. “Al, çaldır bakalım beni…”

Amca alıyor telefonu, rehbere giriyor. Birkaç defa deniyor, yok…

 Ç. tekrar alıyor, kendi giriyor bu kez rehbere.

“Sen ne yazıyorsun ararken?” diye soruyor. Amca “C”ye basıp ekranı gösteriyor, “yok işte…”

Numara Ç ile kaydedilmiş. Amca “C”ye basarak aratıyor, bulamıyor o yüzden.

Neyse ki sorun anlaşılıyor.

“Ç” ile başlayan isim “Ç”nin yerine “C” yazılarak yeniden kaydediliyor.

Amca rahatlıyor, biz rahatlıyoruz. Dünyayla, hayatla, ihtiyaçla bağlar yeniden kuruluyor

  Bu yazı 3004 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım