Umut ŞENER

SAHİP OLMAYA DAİR

Umut ŞENER
  23-03-2023 09:41:00

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               Mert Kavak’a

Sahip olduğum bilgi yer altında çalışmaya dairdir. Ama şimdi bunun iyi mi, kötü mü olduğunu bilmiyorum. Tamam, usul bellidir, nasıl kullanırsan öyledir. Tabii karşınızda bütün her şeyle beraber usulleri de alt üst eden bir olağanüstü durum yoksa! Benim var…

Yeraltı işçisiyim ben. Kazmayı, önüne çıkan engeli temizlemeyi iyi bilirim. O bindiğiniz metrolar var ya, siz bilmiyorsunuz ama ben her binişte ve inişte “burayı biz yaptık” diye selamlaşır ve vedalaşırım emeğimle.

Cemalettin Amca vardı. Ne zaman devrimcilik yapan çocukları ve evlat bildikleri için duruşmaya gelse akşamında efkarlanırdı. Nezarethanelerden mahkeme salonlarına çıkan dehlizlerde hep işkence, küfür, hakaret, dayak olurdu çünkü. Ağzı burnu kan içinde slogan ata ata gelenleri görünce başı düşerdi önüne.

İnşaat işçisiydi Cemalettin Amca. Adliye inşaatında da çalışmıştı. O duvarların içinde teri, emeği, parmak izleri olduğu için sahiplenirdi o yapıyı. Yapının sahibi orayı zulmetmeye kullandığı için utanırdı orada yaşananlardan. Sebeplerden biri olduğunu düşünüp pay çıkarırdı kendine. Dertlenir, dertlenir vururdu şişenin gözüne. İşte tam böyle bir efkarın, hüznün ortasındayım şimdi.

Birbirimizin bıyığının ne zaman çıktığını, alnımızın üste doğru ne zaman açıldığını bildiğimiz can dostlarla olduğumuz her yerden çıkıp geldik. Ben bir şeyleri yapmayı bilmenin, onlar bilmemenin kahrediciliğini yaşadı. Hangisi daha iyi böyle bir kahrın ortasın onu da bilmiyorum.

Enkazın önündeyiz. Bu hale gelmeden önce adına apartman denilen yapının ikinci katının önündeyiz aslında. İkinci kat yerde önümüzde, birinci katın nereye gittiğini bilmiyorum. Kolonlar patlamış zeminler üstüste yığılmış. Nasıl açılır biliyorum ama açacak makine alet nerede bilmiyorum.

Bir adam bekliyor. Karısının gövdesinin yarısı dışarıda. Gözleriyle konuşuyorlar. Kadın üzgün, çocuklarının nerede olduğunu bilmemenin, onları kaybetmenin üzüntüsü var gözlerinde. Adam üzgün, onlarla o enkazın altında olmadığı için.

“Abi n’apalım?”

“Verin onu, n’olur?”

Hilti bulalım bari diyorum. Aldığı sinyalle şehrin dört bir yanına dağılan arkadaşları arıyorum. Kırk beş dakika mesafede olan bir ekip “bizde var” diyor, “hemen” diyorum.

Yollar kapalı. Açık olan yerlerde nefes alan bir canın nefes almaya devam edebilmesi için yapılan “sessizlik” anonsları. Anons var, kontak kapat. Makine -varsa- durdur. Dört saat sürdü hiltinin gelişi.

Kadın, gözlerinde aynı üzüntüyle duruyor orada, ama artık gözleri hareketsiz. Adam, gözlerinde aynısından çok daha büyük bir üzüntüyle duruyor orada, ama artık çakılıp kaldığı gözler onu görmüyor.

“Abi, n’apalım?”

“Kesin verin bana olan kadarını” diyor. “O benim cenazem!”

Bildiğim her şeyi unutmak istiyorum.

  Bu yazı 3140 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım