Umut ŞENER

“SEVİNÇ”E DAİR

Umut ŞENER
  24-04-2023 09:24:00

Bayram deyince sevincini de ekleriz yanına, daha doğrusu eklerdik.

Çoktandır tadı kaçtı bayramların sofradaki ekmek küçüldükçe, ölümler, zulümler büyüdükçe; kendi toprağımızda el yerine konulup, evimizden, bahçemizden, sokağımızdan, çocukluğumuzdan, anılarımızdan gitgide koparılıp, sevdiklerimize hasretlerimiz çoğaldıkça…

Hele de bu bayram! Hangi takvimi kullanıyor olursak olalım, çoğumuz istedik ki aya, güneşe “dur” diyebilelim, “vakti değil getirme arefeyi, bayramı” diyebilelim. Heyhat, geldi. Ağıda, gözyaşına, feryada, isyana, hüzne, burukluğa, öfkeye bulanıp gitti!

Bayram deyince sevinç gelir aklımıza; şeker gelir, çocuk gelir, umut gelir. Ne şekerimizin tadı var, ne çocuklarımıza bayram olacak bir ortam…

“En çok çocuklara kötülük oldu bu deprem” diyor bir nene. Köhnemiş dünyanın hiçbir kötülüğünde payı olmadığı halde, her kötülük en çok onları vuruyor zaten.

Hiçbir şeyi bayrama benzemeyen bir bayram oldu işte.

“Kimsiz”, “kimsesiz” diye yazılı tahta tabelaların yüzlerce dizili olduğu toplu mezarlarda çocuklar. Savaşta bile bu kadar çocuk ölmez!

Tam dört gün çocuğunun yıkıktan uzanan elini tutarak ekip beklemiş, alet edevat beklemiş babaya bayram gelir mi? Gelmez. “Çıkarıldığında sıcaktı daha” diyor. Zaman en değerli şeyken, zamanla yarışılması gereken onca saat, yarışa giren kimsenin olmayışı, sıcacık bir ölüm olmuş çocuklara…

Yaşayabilecekken ölüme terk edilenlere yanıyor en çok yürekler, terk edenlere öfkeleniyor en çok…

Arefe günü mezarlıklardan ağıtlar yükseliyor, ertesi gün birlikte olamayacak olmanın feryadı bu.

Bayram sabahı mezarlıklardan ağıtlar yükseliyor. Yiyemediği şekeri, giyemediği bayramlığı bir avuç toprağın üstüne serenlerin feryadı bu.

“Kardeşlerimizi, gelinlerimizi, büyüklerimizi de kaybettik. Çok kaybımız var bizim. Ama çocuklarımız bu kadar kırılmasaydı biz yine de daha iyi olurduk. Her şey gitti. Yine böyle olsaydı ama çocuklar kalsaydı. Onlara tutunur, onlar için her zorluğa gererdik şimdi acıdan dövdüğümüz göğsümüzü…”

Çocuklar, sesiyle getiren bayramları… Çadırlarda ses yok, öyle çok çocuk yok ki artık hayatta…

“Benim kızımın sınıfından on sekiz öğrenci ailesiyle birlikte yok oldu” diyor bir kadın, çocuğuna iyice sarılarak. On sekiz aile yok artık! Okul açılacak diyorlar, kalan çocuklar giden çocukları aramayacak mı?

On altı yıl sonra bir evladı dünyaya getirmenin mutluluğuyla kızını özene bezene büyüten kadın, bitlendiği için, banyo yaptıramadığı için, ağlayarak kesmiş kızının dokunmaya kıyamadığı saçlarını… Bayram gelir mi bu anneye?

Peki hiç gelmeyecek mi bir daha Adıyaman’a, Maraş’a, Antep’e, Hatay’a, Malatya’ya bayram? Hiç mi bayram gibi olmayacak bayramlar bundan sonra?

Gelecek.

Olacak.

 Gebeliğini gözündeki ışıltıyla utangaçça söyleyen gelinlerin, karnı kabarmaya başladıkça daha çok inanacağız buna.

Çadırlarda ilk adımlarını atıp da yürümeye başlayan Leyla yürüdükçe gelecek.

 Şeker kabuklarından saçlarına süs yapan Raperinle gelecek. Sera naylonunun altında, eksi bilmem kaç derece soğukta, kendini bile ısıtmayan teneke sobanın yanında dünyaya gözlerini açan Rıdvan büyüdükçe gelecek.

 İlk dişlerinin sancısını çeken Dilarayla, süt dişleri düşmeye başlayan Muhammedle gelecek…

 Çocuksuz bayram olmaz. Çocuklar, taşıdıkları umutla, yine getirecek bayram sevincimizi. Şekerimizin tadı da olacak.

  Bu yazı 3077 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım