107 gündür Ölüm orucunda olan Avukat Aytaç Ünsal’ın mektubu: “Sana kendimi anlatmak istedim”

 Tarih: 19-05-2020 17:13:55   Güncelleme: 19-05-2020 17:43:55
Son Dakika Editör: haber merkezi Kaynak: Welg medya haber WELG Medya kaynağı
107 gündür Ölüm orucunda olan Aytaç Ünsal, avukat eşine yazdığı mektubunda bir hakim annenin tek evladı olarak Anadolu’da geçirdiği yılları, gördüğü haksızlıkları ve mücadelesini anlattı.

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Aytaç Ünsal, Burhaniye T Tipi Cezaevinde tutuklu durumda. Açlık grevi ve ardından geçtiği ölüm orucunun 100. günü geride kaldı. Aytaç Ünsal, kendisi gibi avukat olan eşi Didem Baydar Ünsal’a bir mektup yazdı. Aytaç Ünsal, mektubunda bir hakim annenin evladı olarak çocukluğundan beri Hatay’dan başlayarak Anadolu’nun farklı yerlerinde gördüğü haksızlıkları anlattı ve haksızlığa uğrayan halkını savunma hakkının elinden alınmaması için ölüm orucuna başladığını söyledi.

AYTAÇ ÜNSAL’IN MEKTUBU

“Sana bu
mektubu
içine yüreğimden başka bir şey katmadan
yolluyorum”
Nazım Hikmet

Merhaba!

Nasılsın? Sana kendimi anlatmak istedim. Ölüm orucunda olan bir avukatı tanımak istersin diye düşündüm. Bu hikayenin içinde bir avukatın ölüme yürüyüşünün nedenleri vardır. Ve aslında bu hepimizin hikayesidir.

Memur bir ailenin tek oğluyum aynı zamanda tek çocuğuyum. Memur çocuğu olmak demek bir yandan hiçbir yerden olmamak bir yandan Anadolu olmak demektir. Çünkü doğduğun yer farklıdır, büyüdüğün ve kendini bildiğin yer farklıdır. Benim için de böyle oldu.

Annem Denizli Acıpayam babam Adana Kozanlıdır. Ama ben Antakya’da Arap bir ebe eşliğinde dünyaya geldim. Hakime bir annenin oğluyum. Yargı mekanizmasına vakıf olmak insana çocukluktan beri hak, hukuk ve adaleti öğretiyordur gibi düşünülebilir. Oysa benim çocukluktan itibaren adaletsizliği tanımamı sağlamıştır. Çocukluğumda bile sınıfsal farkları gözümün önünde somutlamıştır. Babam ise orman mühendisiydi. Birçok kez Orman Müdürlüklerinin lojmanlarında kaldık.

Antakya’da çok küçüktüm. Ama halkın hayatı tüm çıplaklığıyla karşımdaydı. Kaldığımız lojmanda zaman zaman Zeliha isminde genç bir kız bana bakmaya geliyordu. Bana bakarak, anneme yardım ederek para kazanıyordu. Nusayri yoksul bir ailenin kızıydı. Güzel bir Arap şivesiyle Türkçe konuşuyordu. Kendisi hayatı henüz tanımayan Zeliha benimle birlikte yaşamı öğreniyordu. Ve Zeliha’nın annemin eski kıyafetlerini giymek zorunda kalan yoksulluğuna tanık oldum.

Bizimle aynı binada oturan bir orman işçisinin oğlu vardı. Adı Mustafa. Benimle yaşıt ama benim gibi değil. Çünkü ben etrafımda kimse olmadan sokağa çıkamam ama Mustafa sokaklardadır. Benim üç tekerlekli bisikletim vardır ama Mustafa taşlı yollarda koşar. Ve yalın ayaktır. Benim gibi yeni spor ayakkabıları yoktur. Ve Mustafa benden farklı olarak hep açtır. Yalın ayak taşlı yollarda koşturan 4-5 yaşlarındaki bir çocuğun açlığına orada tanık oldum. Ve haşlanmış yumurtalarımı düzenli olarak onunla paylaşmayı ilk kez orada öğrendim.

Bir sonraki durağımız Çanakkale’nin küçük ve sevimli ilçesi Bayramiç’ti. Vatanın cennet haliydi Bayramiç. Tıpkı Antakya gibi Anadolu’nun zenginliğiydi. Çingene halkıyla Türk halkı iç içe yaşıyordu. Burada da benimle ilgilenen, eve temizliğe yardım eden genç bir kız vardı. Bu sefer adı Berna’ydı. Ve bu kez Nusayri değil ama Çingene’ydi. Ama aynı yoksulluk ama aynı emekçilikti. Bu kez oyun arkadaşım ise Türk Sünni İslamcı bir ailenin oğlu İsmail’di. Sık sık ziyaret ettiğim başka arkadaşlarım da vardı. Orman İşletme’de çalışan işçiler bazı öğle aralarında barınaklarının yanına mangal kurup “boklu balık” yaparlardı. Çanakkaleliler içi temizlenmeden pişirilen sardalya balığına bu adı verirler. Tabii mangalın kurulduğunu beş duyumla tespit ettikten sonra kasap önünde dolaşan kediler gibi etraflarında dolanmaya başlardım. Fark edip hemen yanlarına çağırırlardı. Ve bir süre sonra bu mütevazı mangal partisinin bir üyesi haline gelmiştim. Doğallığı, içtenliği, sıcaklığı, o insanlar arasında tanıdım.

Çanakkale’den sonra İç Ege’ye doğru yola çıktık. Uşak’taydık. Artık ilkokula da başlamıştım. Ve tanıklıklarım artarak devam etti. İlkokulda bizim gibi bürokrat devlet memuru çocuklarının nasıl kayırıldığını bizzat yaşadım. En yakın arkadaşım Yavuz isminde Konyalı bir işçi çocuğuydu. Okulun büyük çoğunluğu bu işçi ve çiftçi çocuklarından oluşuyordu. Onlarla aynıydık ama bir yandan da birbirimiz gibi değildik. Başka bir sınıfta okuyan Mehmet diye bir arkadaşım vardı. Önlüğü yamalıydı. Yakası kız öğrencilerinin yakasına benziyordu. Ailesinden harçlık alamadığı için teneffüslerde simit alamıyordu. Bunu görünce eve dönünce anneme ağlamıştım. Ve sormuştum “Neden? Neden o öyle?”. Çünkü bu yaşadıklarım annemin bana okuduğu Diyet, Gönen gibi Ömer Seyfettin hikayelerindeki hak ölçülerine uymuyordu.

Annem de açıklamaya çalışıyordu. Ve “sen de ona simit ayran alabilirsin” diye tavsiyede bulunuyordu. Bir gün okulun serseri çocuklarından biri Mehmet’i aşağılamaya ve ona sataşmaya başladı. Deliye döndüm. Çocuğun üzerine atılıp yere düşürdüm ve tekmelemeye başladım. Mehmet’in yaşadıklarının hesabını soruyordum sanki. Durmuyordum, öfkemi boşaltıyordum. Zor aldılar çocuğu elimden. Sonra öğretmenim sınıfın önünde beni tahtaya kaldırarak yaptığımın hesabını sormuştu. “Neden yaptın?” diye sorunca, “Çünkü o benim kardeşim” demiştim. Öğretmen tek çocuk olduğumu bildiği için şok olmuştu. “Nasıl yani Mehmet ÜNSAL mı onun adı?” demişti. O kadar sahiplenmiştim ki annemi arayıp “Aytaç’ın kardeşi var mı?” diye sormuştu. Vardı! O benim kardeşimdi.. bir çocuğun yaşadığı ezikliğe ve arkadaşım Yavuz’un bodrum katındaki küf kokulu izbe işçi evine orada tanıklık ettim.

Ardından üniversiteye kadar kaldığım İzmir’deydik. Artık İzmir’de bu sınıf farkları benim aklımın alamayacağı kadar fazlaydı. Gittiğim lise karışıktı. Zengin ailelerin çocukları da vardı ama büyük ölçüde yoksul halk çocuklarının okuduğu bir yerdi. Liseye başlayana kadar İzmir’deki en iyi arkadaşlarım apartmanın kapıcısının çocuklarıydı. Hep onların evindeydim, onlar da sık sık bizdeydi. Kendimi hep orada, işçilerin, halkın yanında daha rahat hissediyordum. Zenginlerin arasında o kasıntı, ilkel bireycilik, gösteriş beni boğuyordu. Lisede bunu çok kez deneyimledim.

Türk Sünni bir ailede yetişmiştim. Özellikle baba tarafında Kozan’da MHP’nin etkisi yoğundu. Annemin babası, dedem Süleyman Demirel hayranıydı. Ben de politik biri olmamakla birlikte bu gerçeklik dışında doğru düzgün bir şey görmemiştim. Lisede yaşadığım bir olay bana tüm bunları sorgulatmıştı. Bir sınıf arkadaşım vardı Yusuf adında. Mardinliydi, Kürt’tü. Tarih dersine gelen öğretmen bir gün Yusuf’u kaldırdı ayağa “Söyle bakalım Yusuf, sen Arap mısın, Kürt müsün, Türk müsün?” diye sordu. Yusuf “Kürt’üm” deyince “Sen dersimden kaldın!” dedi. Şok olmuştum. Neydi bu şimdi. Ülkemizin gerçeğiydi ve ben de bu gerçekle lisede yüzleştim. Yurtta kalan, dolmuş parası olmadığı için her gün okula kilometrelerce yürümek zorunda olan, bundandır ki sınıfta uyuklayan arkadaşlarımın gerçekliğinde yüzleştim. Tek maaşla ayakta kalmaya çalışan ve her gün makarna pilav yemek zorunda olan ailelerin gerçekliğinde gördüm.

Ankara’ya üniversite okumak için gittiğimde hukuk fakültesinde okuyan öğrencilerin çoğu durumu iyi olan ailelerin çocuklarıydı. Milyonların bu gerçeğinden çok uzaktılar. Hani Türk filmlerinde der ya başka dünyaların insanlarıydılar. Gündemleri, dertleri çok başkaydı. Rahat değildim, mutlu değildim. Benim alışkın olduğum, açık, samimi, sıcak, “haklı ve doğruyu” çocuk gibi kabul eden, ağız dolusu gülmeyi bilen, zor zamanda omuz başında biten, mert insanlarımın ilişkileriydi. Ben Zeliha’yı, Mustafa’yı, Berna’yı, İsmail’i, Mehmet’i, Yavuz’u, Yusuf’u arıyordum. Sanki onlar bir anda kaybolmuş gibi hissediyordum.

Sonra Halkın Hukuk Bürosu’nu tanıdım. Ve anladım ki aslında onlar her yerdeler. Hem de milyon milyonlar. Onları yeniden buldum. Katıldığım Cansel Malatyalı direnişinde tanıdım onları. Kazova işçilerinin yanında tanıdım. Kınıklı maden işçilerinde gördüm. Halkın Hukuk Bürosu avukatı olan sevgili eşim Didem’de buldum onları yeniden. Onları bir kez daha bulduktan sonra da asla yalnız bırakmadım. Soma’da karnındaki bebekleri yetim kalan kadınları, Ermenek’te ayaklarında çarık olmayan ve çocuklarını çamura gömen ana babaları, Berkin Elvan’ı, Hasan Ferit Gedik’i, Dilek Doğan’ı, Sıla Abalay’ı savunmak ilkokuldaki Mehmet’i savunmak demekti. Ve ben o Mehmetleri asla savunmasız bırakmadım. Hayatımın en mutlu zamanlarını halkımı savunurken yaşadım. Hayatı ve halkı savunurken, hayatı ve halkı tanıdım. Çocukluğumda yaşamı Zeliha’dan, Mustafa’dan, Mehmet’ten, işçilerden öğrenmiştim. Halkın Hukuk Bürosu ise bana yaşamı gerçek anlamda öğretti.

Kınıklı işçiler, Kazova işçileri, Cansel Malatyalı, Türkan Albayrak, her yerde direnen TAYAD’lılar, özgür tutsaklar, vatan sevme ustası devrimciler, burada adını sayamayacağım kadar çok olan müvekkillerim, eşim, sevdam, Didem’im bana gerçekten yaşamanın ne olduğunu öğrettiler. Vefayı, bağlılığı, dayanışmayı, paylaşmayı, sevgiyi, güveni iliklerime kadar yaşadım. Ve çok büyük rahatlıkla “yaşadım” diyebiliyorum.

Şimdi bana tüm bunlardan vazgeçmemi dayatıyorlar. İşçileri, köylüleri, Anadolu halklarını savunamazsın diyorlar. Halkın Hukuk Bürosu’nda avukatlık yapamazsın diyorlar. Önümüzdeki 10,5 yıl boyunca Didem’i göremezsin diyorlar. Halka, vatana ve sevdama, mesleğime yasak koymaya çalışıyorlar. Ama bunlar öyle hemen vazgeçilebilecek, değersiz şeyler değildir. “Neyse, yapacak bir şey yok” diyecek kadar basit değildir. Bana hayatı öğreten, emeğiyle beni insan haline getiren halkımdan, Anadolum’dan asla vazgeçmem. Ölürüm ama vazgeçmem.

İşte benim yolculuğumun hikayesi böyledir. Dün hayatımda olan Mustafa bugün de vardır. Şimdi Kırıklar 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde 300’lü günlerine geliyor. Ölüme koçakça direniyor.

Simit yiyemeyen Mehmet bugün 30 kilo kalmış İbrahim Gökçek’tir. Ve ben onların çocukluğumdan beri ailesiyim. Ve ben onların çocukluğumdan beri avukatıyım. Ölürüm ama onları savunmaktan vazgeçmem!

 

  Bu haber 70017 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray7511--516
    2Beşiktaş7502--815
    3Amed7421--814
    4Fenerbahçe7412--1313
    5Trabzonspor7412--1113
    6Alanyaspor7331--212
    7Kocaelispor7403--212
    8Çorum FK7313--410
    9Kasımpaşa7241--010
    10Rizespor7313---210
    11Başakşehir7223---18
    12Gaziantep FK7223---38
    13Gençlerbirliği S.K.7223---88
    14Erzurumspor FK7223---88
    15Konyaspor7124---45
    16Samsunspor7115---94
    17Göztepe6033---43
    18Eyüpspor6105---143
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    9 Ekim, CumaGalatasaray3-1Kasımpaşa
    10 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.2-2Amed
    10 Ekim, CumartesiAlanyaspor0-0Erzurumspor FK
    10 Ekim, CumartesiSamsunspor0-3Trabzonspor
    10 Ekim, CumartesiRizespor0-3Fenerbahçe
    DünKonyaspor0-0Başakşehir
    DünGaziantep FK0-3Çorum FK
    DünBeşiktaş2-1Kocaelispor
    BugünEyüpspor20:00Göztepe
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor9711--1322
    2Bursaspor9612--819
    3Iğdır FK9612--619
    4Keçiörengücü9441--916
    5Batman Petrolspor9513--116
    6Mardin 19699432--515
    7Antalyaspor9504--215
    8Sarıyer9432--215
    9Bandırmaspor9342--913
    10Fatih Karagümrük9342--113
    11Muğlaspor9261--112
    12Sivasspor9252--111
    13Pendikspor9243---610
    14Manisa F.K.9234---19
    15Bodrum FK9153---18
    16Esenler Erokspor9153---58
    17Ümraniyespor9144---37
    18İstanbulspor9126---135
    19Vanspor FK9135---114
    20Boluspor9018---181
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    13 Ekim, SalıBandırmaspor14:30Sivasspor
    13 Ekim, SalıSarıyer17:00Bodrum FK
    13 Ekim, SalıPendikspor20:00Vanspor FK
    14 Ekim, ÇarşambaBatman Petrolspor14:30İstanbulspor
    14 Ekim, ÇarşambaÜmraniyespor17:00Boluspor
    14 Ekim, ÇarşambaAntalyaspor20:00Kayserispor
    14 Ekim, ÇarşambaKeçiörengücü20:00Iğdır FK
    15 Ekim, PerşembeMardin 196917:00Fatih Karagümrük
    15 Ekim, PerşembeManisa F.K.20:00Esenler Erokspor
    15 Ekim, PerşembeMuğlaspor20:00Bursaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü6510--916
    2Aliağa FAŞ6501--415
    3Elazığspor6411--1113
    4Güzide Gebzespor6330--412
    5Çorluspor 19476312--510
    6İnegöl Kafkas Gençlik6312--310
    7Isparta 32 Spor6312--110
    8Şanlıurfaspor6231--19
    9Menemen FK6303---19
    10Erbaaspor6213--07
    11Somaspor5212---27
    1268 Aksaray Belediyespor6132--16
    13Ankaraspor6204---46
    14Kastamonuspor6204---103
    15Sebat Gençlikspor5023---42
    16Arnavutköy Belediyespor6006---100
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    17 Ekim, CumartesiElazığspor19:00Arnavutköy Belediyespor
    17 Ekim, CumartesiMenemen FK19:00Güzide Gebzespor
    17 Ekim, CumartesiŞanlıurfaspor19:00Hatayspor
    18 Ekim, PazarKastamonuspor14:30Isparta 32 Spor
    68 Aksaray BelediyesporErbaaspor14:30Çorluspor 1947
    68 Aksaray Belediyesporİnegöl Kafkas Gençlik15:00Sebat Gençlikspor
    68 Aksaray BelediyesporMuş Sport Klübü19:00Ankaraspor
    68 Aksaray BelediyesporSomaspor19:00Aliağa FAŞ
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor6600--2318
    2Talasgücü Belediyespor6510--1016
    3Bitlis Özgüzelderespor6501--1215
    4Niğde Belediyesispor6501--1015
    5Karaköprü Belediyespor6501--915
    6Mazıdağı Fosfatspor6420--914
    7Kırşehir Belediyespor6411--1513
    8Ağrı 19706222--08
    9Kırıkkale Büyük Anadolu6213---17
    10Adana Adaletgucu5203--06
    11Osmaniyespor6204---56
    12Yeni Mersin Idmanyurdu6204---56
    13Karaman FK6204---96
    14Silifke Belediyespor5113---64
    15Yozgat Bld Bozokspor6114---154
    16Diyarbekirspor6015---71
    17Yeni Malatyaspor6006---180
    18Adanaspor6006---220
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    DünDiyarbekirspor2-3Kırıkkale Büyük Anadolu
    DünKaraköprü Belediyespor0-1Bitlis Özgüzelderespor
    DünMazıdağı Fosfatspor0-0Yozgat Bld Bozokspor
    DünKırşehir Belediyespor0-0Ağrı 1970
    DünTalasgücü Belediyespor6-1Adanaspor
    DünYeni Mersin Idmanyurdu0-1Osmaniyespor
    DünNiğde Belediyesispor1-2Karaman FK
    DünYeşilyurt Belediyespor3-0Yeni Malatyaspor
    BugünAdana Adaletgucu15:00Silifke Belediyespor
    Son güncelleme: 12.10.2026 08:49:51