Ahmet Şeremet: “Ancak 14 Temmuz Ruhuyla Yaşayabilir ve İlerleyebiliriz”
Tarih: 15-07-2024 00:43:5214 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi
WELG | M. Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek'in öncülüğünde 1982 yılında başlayan 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nde işkence ve kötü muameleye karşı büyük bir mücadele örneği olarak tarihe geçti. Bu direnişin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen, tanıklar o dönemin karanlık günlerine ışık tutmaya devam ediyor.
Gözaltı ve İşkence
1982 yılında gözaltına alınan Ahmet Şeremet, 90 günlük gözaltı sürecinde Filistin askısı gibi ağır işkencelere maruz kaldığını anlattı. “Diyarbakır'a gönderildik ve burada cezaevine girer girmez yere yatırıldık, çırılçıplak soyulduk. Esat Oktay Yıldıran botlarıyla gelip kafama bastı ve ‘Sen kimsin? Necisin?’ diye sordu” diyen Şeremet, o dönemde birçok kişinin benzer işkencelere maruz kaldığını belirtti.
Direniş ve Mücadele
Şeremet, “İnsanlık dışı işkencelere maruz kaldık. Birçok arkadaşımızın işkenceyle öldürüldüğünü biliyoruz. Artık bir direniş gerekiyordu ve Mazlum Doğan ile başladı bu. Amaç işkenceleri durdurmak ve yeni bir başlangıç yapmaktı. 14 Temmuz direnişi, gözlerini kırpmadan ölüme giden arkadaşlarımız sayesinde başarılı oldu. Demek ki mücadele bedel istiyormuş. Bedel ödeyeceksin ki kazanacaksın” ifadelerini kullandı.
Günümüzdeki Durum
Aradan 42 yıl geçmesine rağmen cezaevlerinde hala benzer uygulamaların sürdüğünü vurgulayan Şeremet, “Şu an cezaevlerinde 12 Eylül Darbesi’ni geçen bir durum var. İnsanlar 30-32 yıllık infazını tamamlıyor ancak tahliye edilmiyorlar. Bu faşizmin ta kendisidir. Cezaevlerinde baskı, şiddet, işkence uygulamaları had safhaya gelmiş durumda. Tek yapabileceğimiz şey güç birliği yapmak ve bunu sonuca ulaştırmaktır” dedi.
14 Temmuz Ruhu
Ahmet Şeremet, “14 Temmuz’un ruhu aslında budur. Ancak o ruhla yaşayabilir ve ileriye gidebiliriz” diyerek, bu direnişin ve mücadelenin günümüz koşullarında da önemini koruduğunu vurguladı.
@welgmedya
































