Avusturya Alevi İslam Teşkilatı Karalama Bölme Düşmanlaştırma Politikalarına devam ediyor

 Tarih: 21-05-2022 14:42:33   Güncelleme: 21-05-2022 16:03:33
Avusturya Alevi İslam Teşkilatı Karalama Bölme Düşmanlaştırma Politikalarına devam ediyor
Avusturya’da Aleviliğin kendine Özgün bir inanç olarak tanınması ardından, Türkiye’den Cem vakfı ve Aydınlık çetesinin yanında Avusturya devletine Aleviliği İslam’ın beşinci mezhebi olarak tanınmasını sağlayan İslam Alevi teşkilatı, karalama, bölme, düşmanlaştırma politikalarına devam ediyor.

 WELG - Daha önce bir çok konuda halkı yanlış bilgilerle birbire düşmen eden, Avusturya’daki Alevileri bölen, İslam Alevi teşkilatı Aleviliğin kendine özgün tanınmasından sonra yeniden saldırıya geçti.

Alevi islam teşkilatı, St Pölten halkını bölerek dünyada bir ilk olma özeliğine sahip olan Cemevi olarak planlanan ve inşa edilen  St Pölten Cemevinin satışına sebep olmuştu. AABF’nin 13 yıl sürdürdüğü Aleviliğin kendine özgün bir inanç olma mücadelesini kazanması ardından telaşa düsen İslam Alevi teşkilatı yeniden Türkiye’deki fikirdaşları ile eş zamanlı saldırıya geçmeye başladı.

Afişle İlgili sosyal medya hesabında bir yazı kaleme alan Viyana Alevi Toplumu eski başkanı Muhittin Efe, şunları yazdı.

Avusturya da yaşayan Alevi Canlar!

Şu aşağıdaki afişi kendisine sözüm ona; "İslam Alevi mezhebinin mensubu olan" ve başlarında kim olduğu, ne olduğu belli olmayan bir pravakatör ve aynı zamanda Federal Başkan olan şahıs, Alevi'ler arasına kin ve nefret tohumları ekerek, insanlarımızı birbirlerine düşürmek, bölüp, parçalamak için adete değil doğrudan doğruya davetiye çıkarıyor...

Buradan Avusturya makamlarına suç duyurusunda bulunuyorum...

Bu düşmanca tavır, bu kışkırtıcı, kin ve nefret tohumları ekerek insanlarımızı birbirlerine düşürmek isteyen çeteye hak ettiği yanıtı tüm kurumlar, tüm Alevi'yim, insanım diyenler ciddi bir yanıt vermelidirler...

Bunun adı açıkça düşmanlık, insanları kin ve nefrete teşvik ederek suç işlemektedir...

Başta konfederasyonumuz ve Federasyonumuz vakit kaybetmeden harekete geçmelidir... Diğer tüm sivil toplum kuruluşlarını da bu afiş hakkında bilgilendirilmeli ve Avusturya makamlarına suç duyurusunda bulunmalıdır...

HAK yardımcınız, HIZIR yoldaşımız olsun...

Nalet yezitlere ve yezit zihniyetine...

Muhittin Efe

Viyana Alevi Toplumu eski başkanı

****                   ******

İste AABF Tüzüğünün İnanç kısımı:

 

TÜZÜK

 

Avrupa Alevi İnanç Toplumu Avusturya

(aleviten österreich)

 

 

İnanç Topluluğunun İsmi

 

İnanç toplumunun ismi Avrupa Alevi İnanç Toplumu Avusturya (Almanca: Europäisch-Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich, kısa adı: „aleviten österreich“). İnanç toplumunun merkezi Viyana'dadır ve faaliyet alanı Avusturya Cumhuriyeti'nin tamamını kapsamaktadır.

 

İnanç sistemimiz, tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasından çok öncesine uzanıyor. 19. yüzyılın sonunda kendilerini o dönem Kalenderi, Kızılbaş, Bektaşi, Hurufi, Işıkçı, Rafızî, Hakikatçı, Karmati, Sıraç, Tahtacı, Çelebi, Abdal, Çepni, vb. diye tanımlayan atalarmız, birleşmek niyetiyle ve Küçük Asya ve Ortadoğu'daki Müslüman egemenliğine karşı „Aleviler“ adı altında toplanıyor.

 

13. yüzyılın başlarında, inanç önderimiz Hünkar Bektaş Veli şöyle sesleniyor bizlere: „İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır". Bu inanca mensup olanlar geldiği Anadolu topraklarında zulüme uğramış ve zorlama tedbirlerine maruz kalmıştır. Çoğu kaynak yok veya manipüle edildimiştir. İyi bir şekilde saklanmış sadece sayılı kaynak kurtarılabilmıştır. Bu sebepten dolayı inanç içerikleri sözlü olarak aktarılmıştır. Ancak Avrupa ve Avusturya'da inancımızı özgürce yaşama ve kendimizi geliştirme fırsatımız oldu. Bu ülkede inançsal kimliğimizi gizlemeye ihtiyacımız yok. Burada kendimizi Avrupa Alevi İnanç Toplumu Avusturya (kısaltılmış versiyonu: „aleviten österreich") olarak adlandırıyoruz.  "Avrupa" kelimesi, Avrupa’da varolan değerlere yönelik olumlu tutumumuzun ifadesidir; örneğin hukuksal eşitlik, inanç özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü.

 

İnanç öğretimizin tanıımlaması

 

Alevilik; Küçük Asya, Mezopotamya ve Ortadoğu'daki tek tanrılı dinlerin oluşmasına rağmen, günümüze kadar gerçekliğini koruyan bağımsız bir inançtır.

Alevi anlayışı insanı, yani canı, merkez alır. Alevilik, insanın bu dünyada Insan-ı Kamil olmasını ve son aşamada Hâkk ile bütünleşmesini amaçlar.

 

Alevilik

 

Alevilik, Insan-ı Kamil olma yolunu tanımlayan bir inançtır. Bu nedenle inancımızı yol olarak adlandırıyoruz. Alevilik varoluşa inanır. Varoluşu belirleyen nötr cinsiyete sahip olan Hâkk (varlık), var olan her şeyi kendi özünden ve kendi maddesinden yaratır. İnsanın görevi ise mantığını kullanarak gittiği bu ulu yolda Dört Kapı Kırk Makam’dan geçerek kendi varlığında vahdete ermektir (Vahdet-i Vücut).

 

Alevilik, insanları etnik köken, dil, din veya cinsiyet temelinde ayırt etmez. Ayrıca, Alevi inancında misyonerlik yoktur ve farklı inanca mensup olan insanları bir Aleviye çevirmeyi asla amaçlamaz. Alevilik, varolan bütün din ve inanç topluluklarına aynı derecede saygı duyar ve 72 Millete Bir Nazarda bakar.

 

Dil

 

Bölgeye bağlı olarak, aleviten österreich'ın inanç ritüelleri ağırlıklı olarak Türkçe, ama aynı zamanda Kürtçe veya Zaza dillerinde gerçekleşir. Alevilik ilkesine göre, asıl olan dil değil, niyettir. ‚Önemli olan dil değil, niyettir‘ demiş Şah İsmail 16. yüzyılda. Örneğin, inanç ritüelleri bugün Avusturya'da Almanca olarak da yürütülmektedir. Talibin ritüellerde kullanılan dili ve içeriği anlaması önemlidir.

 

Alevi öğretisinin yazılı kaynakları

 

Genel

 

Baskı gören ve her zaman geldikleri soyu gizleme mecburiyetine kalmış olan bir inanç topluluğunun yolunu sürdürenler olarak, Aleviler sözlü bir geleneğe sahiplerdir. Alevilerin inanç öğretisi yüzyıllarca sözlü aktarım yoluyla nesilden nesile iletilmiş  ve ortodoks bir dogma yönelimini reddetmiştir. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’in  (13. yüzyıl) ilkesine göre Okunacak en büyük kitap insandır. Ayrıca, yüzyıllar boyunca ortaya çıkmış olan kutsal yazılar vardır.

 

Aleviten österreich’ın Kutsal Metinleri

 

1- Temel kaynak ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’in  beyanları – Makâlât

"Makâlât" isimli kitap, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’in (13. yüzyıl) fikirlerini içerir ve Alevilikteki hümanist değerlerden ve yanı sıra manevi olgunlaşma sürecinden bahseder. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli 13. yüzyılda Aleviliği yeniden örgütler ve şekillendirir. Aleviliğin önemli bir piri ve düşünürüdür.

 

2-  Velâyetname

Velâyetname kitabı çeşitli pirlerimiz ve rehberlerimizin keramet söylencelerini içerir.

Özellikle kayda değer olan velâyetnameler Hünkar Bektaş-ı Veli, Dikmen Baba ve Ali Baba Sultan'a aittir.

 

3- Buyruk

 

Buyruk metinlerinde ritüeller, teolojik temeller, inanç ahlakı ve aynı zamanda Aleviliğin anlatımları yazma/risale olarak özetlenmiştir. Bu derlemeler Pir, Rehber ve Ana tarafından incelenerek sözlü olarak Talip'e aktarılmıştır. 16. yüzyılda oluşan farklı Buyruk türleri vardır.

 

4- Yedi Ulu Ozan‘ın derlemeleri ve Divanları

Yüzyıllar boyunca Aleviler inançlarını deyiş şeklinde aktarırlar. Özellikle dikkat çeken eserler, bir derlemede (Divan) bulunan Yedi Ulu Ozan'ındır. Bilgin ve önder olan Yedi Ulu Ozan Alevi inancının temellerini şiirlerinde dile getirir. Asırlar boyunca aktarılan şiirleri, Alevi ahlakının, inancının ve lituryanın temel taşlarını oluşturuyor. Yukarıda bahsi geçen 7 Ulu Ozan şunlardır: Nesimi (14. yüzyıl), Yemini (15. yüzyıl), Fuzuli (16. yüzyıl), Virani (16. yüzyıl), Hatayi (16. yüzyıl), Pir Sultan Abdal (16. yüzyıl) ve Kul Himmet (16. yüzyıl).

 

5- Diğer kişilerin eserleri

Ayrıca kutsal yazı olarak büyük önem taşıyan Alevi inanç önderleri Hallac-ı Mansur (10. yüzyıl), Yunus Emre (13. yüzyıl), Ahi Evren (13. yüzyıl), Balım Sultan (16. yüzyıl) ve Edip Harabî'nin (19. yüzyıl) eserleri tanınıyor.

 

Die Alevitische Schöpfungstheorie und das alevitische Menschenbild - Vahdet-i Mevcut und Vahdet-i Vücud

 

Alevilikteki Hakk anlayışı Varlığın Birliği/Vahdet-i Vücud’un ayrılmaz olan „Hakk-Muhammed-Ali“ birliğinden bahseder ve Hakk terimine odaklıdır. Cinsiyeti belirlenmemiş Hakk, sonsuz bir varlıktır, yani sonsuz özelliklerden oluşan maddedir. Bu bütün ve bileşik olan ne zeka ne de iradeden oluşturulmuş; tarafsız, etkileşimli ve gerekli sebeplerden oluşup, özellikle koruma amaçlı içlerinde bir dinamik taşır. Hakk; hakikat, bilgi ve hakkaniyettir. Farklı bir deyişle: Hakkın varlığı bizlere yol gösterir. Aleviller, Hakk‘ın canlılarda tecelli ettiğine inanılır ve asıl mesele onun sayesinde kendi özüne erişmektir. İnsan; hayvan ve doğa gibi canlıdır. Onu diğer varlıklardan ayırt eden tek fark ise aklıdır ve onun sayesinde Hakk‘a ulaşabilmesidir. İnsan Hakk‘ın yansımasıdır. Bu sebeten dolayı Hallac-ı Mansur’un (9. yüzyıl) En-el Hak söylemi Alevilikteki varoluş kavramının temelini oluşturur.

 

Aleviler Vahdet-i Mevcut kavramına inanırlar. Yani „yoktan var ediş“ kabul edilmez. Şair Edip Harabi’nin (19. yüzyıl) deyişleri bu kavramı şöyle açıklar:

 

„Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layık mekân yok iken
Hanemize aldık mihman eyledik

 

Kendisinin ismi henüz yok idi
İsmi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kıyafeti resmi yok idi
Şekil verip tıpkı insan eyledik.“

 

Aleviler, Kutsal Güç'ü içlerinde taşıdıklarına ve Hakk'ın onlara bu yolda ilerlemek için gerekli gücü ve iç huzuru verdiğine inanırlar. Bu inanç ‚İnsan-ı Kamil‘ olma umudunun kaynağıdır. Bu nedenle Aleviler, bu sürecin sonunda Nur-i Kadim'i keşfettiğinde, Hakk ile tekrar bir araya geldiğine yani Hakla Hak Olduğuna inanıyor. Hakk’a yaklaşmak ve sonunda ‚Hakla Hak Olma‘ hedefine ulaşmak için, Aleviler bu dünyada sadece bir yaşamın olduğuna inanmazlar; Hakk onlara birçok yaşam vermiştir. Aleviler için İnsan-ı Kamil olma süreci Hakk’ın insanlara karşı beslediği ilginin sonucudur. Hakk, hür olan insana birçok yaşam boyunca kendisine yaklaşma fırsatı verir (Not: Dört Kapı Kırk Makam).

 

Bu yüzden Alevilikte Hakk'tan önce gelen insan özgürlüğünden ve insanın Hakk ile olan diyalektik ilişkisinden bahsedilir.

 

Kısacası, Dört Kapı Kırk Makam‘dan geçtikten ve böylece Devriyenin (Zihinsel olgunlaşma süreci) sona ermesinden sonra, insan İnsan-ı Kamil ve nihayetinde ‚Hakla Hak Olmak‘ aşamasına ulaşı.

 

 

Alevi değerleri

 

Dört Kapı Kırk Makam

 

Alevi değerinin özü, her insanın olgunlaşmasını ve böylece dünyada ona  biçilen göreve layık olmak ve Hakk’a yakınlaşmak için Yol’a girmesini sağlar. Her kapının 10 tane makamı vardır. Alevilikte bu makamların önemli bir kısmı, eğitimde hedef olarak tanımlanan, evrensel erdemlerin bir parçasıdır. Bu kapılardan geçerken Talip/Muhip Rehber tarafından destek görür.

 

 

a- Şeriat kapısı

Şeriat kapısı yol bilgisine, ilke ve kurallarına uygun davranıştır. Şeriat kapısının 10 makamı şunlardır:

 

1- Ikrar

2- Ilim, Bilim

3- İbadet ve inançsal ritüeller (Cem, Niyet)

4- Dürüst şekilde kazanılmış, yasal gelire sahip olmak

5- Hak yememek

6- Kadın ve erkeğin birbirlerine karşılıklı saygı göstermesi

7- Evlilik (evlilik dışı olan birlikteliklerden kaçınmak)

8- Adil ve şefkatli davranmak

9 - Temiz olmak

10 - İyilik istemek ve yapmak

 

b - Tarikat kapısı

İkinci kapı Ikrar Cemi ile açılır. İkrar verip yola girme kapısıdır. Amaç;

 inancın içeriğini anlamak ve tanımaktır. Şeriat kapısının 10 makamı şunlardır:

 

1- Pirin/Mürşidin öğütlerine uymak

2- Hizmeti görev olarak kabul etmek

3- Özüne sadık kalmak (özünü fakir görmek)

4- Egolara karşı mücadele etmek

5- Saygı duymak

6- Arınmak

7- Hakk’a inanmak

8- Hakk yoluna girmek

9 -Toplumsal değerlere sahip çıkmak

10- İnsanları, hayvanları ve doğayı sevmek, korumak ve dünya malından       

      vazgeçmek.

 

c- Marifet kapısı

İnsan bilinci, varoluşun gerçek anlamını tanımlamar. Varlığın güzelliğinin farkına varmak; bedenin, duygunun, aklın ve ruhun birliği olarak kendini gösterir. İnsanın kendini tanıması aynı zamanda Hakk’ı tanımaktır, Hakkı kendi özünde bulmaktır (Vahdet-i Vücut). Marifet kapısının 10 makamı şunlardır:

 

1- Edepli olmak

2- Ahlaklı yaşam sürdürmek

3- Sabırlı olmak

4- Tutumlu olmak

5- Mütevazı davranmak

6- Cömert olmak

7- İlim irfan sahibi olmak

8- Hoşgörülü olmak

9- Bilinçli olmak; sadece mantık ile değil, cangözü ile elde edilen becerileri keşfetmek (gönül gözü ile görmek)

10- Özünü yar eylemek.

 

d- Hakikat kapısı

Alevi inancı kendi özünü ve aynı zamanda Hakk’ı arayan ve Hakk‘ı kendi özünde bulmak isteyen insanı merkezine koyar. Bu kapıda, gönül gözünü perdeleyen perdeler bir bir açılmıştır. Hakikat kapısına ulaşmış Hakk yolunda buluşmuş olan talibin “Gerçeği gerçekle gördüğü” kişi kendisinden başkası değildir. Hakk kendi suretindedir. Hakikat kapısının 10 makamı şunlardır:

 

 

1- Alçakgönüllü olmak; 72 millete aynı nazardan bakmak

2-  „Hakk, Muhammed und Ali“ birliğine inanmak

3- Eline, beline, diline sahip olmak; yalan söylememek, çalmamak şiddet uygulamamak, sadakatsizlik etmemek

4- Hakk’ın yansımasına inanmak (Seyr)

5- Hakk’a güvenmek

6- Birliğe yönelmek ve yöneltmek

7- Hakk’ın sırrını çözmeye yakınlaşmak

8- Manayı bilmek

9- Hakk’ın sırını öğrenmek

10- Hakk’ın varlığına ulaşmak (Münacat ve Müşahede).

 

 

‚Dört Kapı Kırk Makam' birbirleriyle bağlantılı olan ama eş zamanda uyulması ve hissedilmesi gereken değer ve kurallar içerir. Alevilerin bu değerler doğrultusunda bir yaşam sürdürmeleri ve egolarını yenmeleri ömür boyu sürecek olan bir görevdir.

 

Teolojik Temeller

 

Ikrar

 

Üyelerin aleviten österreich topluluğunda kabul görülmeleri için her şeyden önce Ikrar vermeleri gerekir. Kişinin kendisi ve toplum ile olan rızalığı bunun için şarttır. İnanç topluluğu önünde, Cem esnasında, Talip ikrar verip Yola girer. Böylece Alevi değerlerine yönelik, yani Dört Kapı-Kırk Makam ilkeleri doğrultusunda, ilerler. Kişi bilinçli bir şekilde Yola girerek Aleviliği inancı olarak kabul görür ve bu sebepten dolayı topluluğun bir üyesidir.

 

Kutsal Güç

 

Aleviten österreich insana Can olarak aktarılan Hakk’ın kutsal gücüne inanr. Kökenine, cinsiyetine, dinine ve dünya görüşüne bakılmaksızın herkes bu Kutsal Güç'te bir paya sahiptir. Böylece, her insan Hakk’ın nitekliklerine sahiptir ve bu nitelikleri anlamak ve  tanımak görevidir: Insan-ı Kamil.

 

Devriye

 

Aleviten österreich inanç toplumu ruh göçüne (metampsikoz) inanır. Can iki parçadan oluşmaktadır: Can ve Ten/Nefis. Can Hakk’tan gelip „bencil özelliklerinden arınmış bir şekilde“ dört kapıya bağlı kırk makamdan geçerek tekrar Hakk’a gider. Ölüm sadece ölümsüz ruhumuza Don olarak görülen Ten’i (bedeni) etkiler. Can, ten ölümünün ardından başka bir bedene göç edinceye dek Hakk‘ın yanında barınır. Bu Devriye, Can „kâmil oluncaya“ ve Hakk  ile birleşinceye dek (Hakla Hak Olmak) devam eder.

 

Alevilikte ölümden sonra Cennet ile Cehennem yoktur. Insan Can’ını iyiye yönelik arırndırmayı başarırsa, çeşitli Don almış vaziyette dünyaya geri dönebilir. Eğer Can‘a kötülük aşılamışsa, dünya üzerinde daha büyük kötülüklere uğrayacaktır ve bu Alevilikte kabul görülen Cehennem olgusudur.

 

Rıza Şehri

 

Cem’de Rıza Şehri’ni temel alarak, Aleviler toplumdaki günlük yaşamlarında da birbirinden hoşnut ve razı olmayı amaçlar.  Buradaki fikir, tüm Alevi canların ancak birbirinden razı olduğu zaman mutluluk ve refah içinde yaşayabilecekleridir. Bu yüzden, anlaşmazlıkları ve uyuşmazlıkları çözmek Cem'in önemli bir parçasıdır.

 

Musahiplik

 

Kardeşliğin bir simgesi olarak, iki aile Musahip olur. İki çift Ikrar verir ve sonsuza dek birbirlerine destek çıkacakarına dahil söz verirler. İki aile arasında dünyevi ve manevi bağ olarak mühürlenen bu musahiplik, Alevi toplumunun özünü oluşturmaktadır.

Bu aileler, toplumda dayanışma ve uyum içinde yaşar ve topluma sadece biyolojik kardeşlerin değil, aynı zamanda manevi kardeşlerin de birbirine yakın olabileceğini gösterir. Musahiplik, birbirine destek sunmaktır ve her şeyden önce, Dört Kapı Kırk Makamdan geçerek, Hakla Hak Olma yolunda yanlış kararlar almamayı önlemeyi amaçlar. Her iki ailenin kazancı da hatası da Cem’de toplum nezdinde değerlendirilir. Yani aileler birbirine karşı ayrı bir sorumluluk üstlenir ve birbirini önemseme mecburiyetindedir. Ayrıca, bu ailelerin çocukları ve torunları arasında evlilik yasağı da var.

 

Cem

 

Cem, Alevilikte en önemli değerdir. Bir çok farklı Cem ritüeli vardır ve bu Cemler çeşitli sebeplerden dolayı gerçekleştirilir (Görgü, Ikrar, Hızır, Matem vb.). Cem erkanları Cemevlerinde, Meydan Evinden veya Dergahlarda yürütülür. Cem‘e kadın ve erkek hep birlikte katılır ve herkes eşit bir şekilde Can olarak görülür. Cinsiyet eşitliği yapmamaksızın, Cem erkanlarımız hem Dede hem de Ana tarafından yürütülebilir.

 

Cem neyden oluşur

-  İkrar

-  Onkıi Hizmet

-  Dar-ı Mansur

-  Düşkün Kaldırma

-  Rızalık

-  Tevhid veya Miraç

-  Bağlama, Saz, Tembur eşliğinde Semah

-  Lokma / Niyaz

-  Gülbang

 

Pir/Rehber/Ana

 

Anadolu’da bulunan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın  Postnişi aleviten österreich tarafından önder olarak kabul edilir.  Yol gösterenler Çelebi ve Ocakzade gruplarına ayrılır. Her ikisi de bilgileri sistematik bir şekilde bir sonrakilere aktarır. İnanç ritüellerini ve Cem erkanlarını yürütmek sadece inanç önderlerinin görevidir. Alevilik bir katılım topluluğudur ve böylelikle bir soy topluluğu değildir. Böylece, Talip olup da bir Ocağa mensup olmayanlar ama gerekli bilgiyle donanlar, aksi belirtilene kadar, bir Ocakzade tarafından verilen Icazetname sayesinde inanç topluluğunun inanç ritüellerini yürütme yetkisine sahiptir.

 

Ermişler

 

İnanç rehberlerbi aralarında ‚Ermiş‘ olarak adlandırılan insanlar, çiledoldurmak (iç dünyasına dönmek, 40 gün boyunca dış dünyadan izole bir şekilde meditasyon) dediğimiz süreden sonra yeniden Hakk’ın bilgisini geri kazanmıştır. Ermişler, vizyonları ile yola inananlar için bir nevi danişmandır.

 

aleviten österreich - Bayram ve anma günleri

 

- 14 Ocak’tan 15 Şubat’a kadar Hızır orucu zamanıdır

- 21 Mart – Newroz/Hewtemal; Ekinoks, baharın başlangıcı ve doğanın yeniden canlanması kutlanır

- 5/6 Mayıs –Hıdırellez (Hızır denizde İlyas, karada Hızır'dır).

- 16 – 18 Ağustos – Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’in  (13. yüzyıl) anması

- 4 gün süren Kurban Erkanı – Hz. İsmail'in anısına

- 12 gün süren Muharrem/Matem Orucu; Kerbela’da şehit düşenlerin ansına oruç ve anma günleri

- 13’üncü gün Aşur Günü, anma ve oruç günleri; umut ve yaşamın sürmesi

- Aralığın ortasından itibaren– Gağand

 

Amaçlar ve hedefler

 

1- Aleviten österreich'in ana görevi Aleviliği korumak ve aynı zamanda üyelerini Alevi öğretisi doğrultusunda eğitimektir.

 

2- Alevilik öğretisini benimserken, Hak, Muhammed, Ali birliği kılavuzudur. Aleviten österreich, özellikle Avusturya’da yaşayan Alevilerin sorunları ve ihtiyaçları konusunda çaba gösterir.

 

3- Aleviten österreich, ibadet haneler ve kültür, eğitim ve sosyal merkezler inşaasında aktif rol oynamakta. Bu sebepten dolayı eğitim organizasyonları ve bağış etkinlikleri düzenliyor.

 

 

4- Aleviten österreich, Alevi gençlerinin Alevilik öğretisi doğrultusunda ve aynı zamanda demokratik, seküler, sosyal ve modern değerler temelinde insan haklarını ve temel özgürlükleri dikkate alarak eğitim alması için çaba harcıyor. Her türlü ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, fanatizm ve köktencilik Alevi doktrinine aykırıdır.

 

5- Aleviten österreich, Alevilerin tarihi ve kültürel kimliğini korumak ve Alevi inanç önderlerinin (Ana, Dede, Baba) ve halk ozanlarının (zakir, ozan, aşık) desteklemek için çaba göstermektedir.

 

6- Aleviten österreich, Alevi inancının eğitim, bilim ve medya alanında uygulanması, yayılması ve araştırılması için çaba gösterir. Aleviten österreich, Aleviliğin tarihsel gelişimi ile ilgili çalışmalar yürüten komisyonlar ve komiteler kurar. Bu amaçla konferanslar, sempozyumlar, seminerler, panel tartışmaları, kurslar ve basın toplantıları düzenler ve yayınların basılmasında ve kütüphanelerin kurulmasında yer alır.

 

7- Aleviten österreich üyelerine psikolojik destekle ilgili (örneğin cenaze erkanlarında) sorunlarda yardım sunmaktadır. 

 

8- Aleviten österreich, Avusturya okullarında ve üniversitelerinde yasal imkanlara uygun olarak Alevilik dersleri verir.

 

9- Aleviten österreich, Avusturya kurumlarında olan (hastaneler, hapishaneler vb.) yasal imkanlara göre Alevilerin ilkelerine uygun bir şekilde psikolojik destek ve eşlik etme imkanını sunmaktadır.

 

Diğer amaçlar ve hedefler

 

1 - Aleviten österreich, üçüncü şahıslara karşı üyelerinin inançsal menfaalterini korumakla görevlidir. Bahsi geçen üçüncü şahıslar gerçek kişi veya tüzel kişi olabilirler.

 

2 - Aleviten österreich, üyelerini ayrı inanca mensup olan ve farklı kültürel ve etnik kökenlerden gelen insanlarla barış içinde yaşamaya davet ediyor.

 

 

3 - Aleviten österreich, Alevi inancını ve değerlerini koruyup, aynı zamanda Alevilerin Avusturya toplumuna entegrasyonunu aktif olarak desteklemektedir.

 

4 - Aleviten österreich, demokrasiyi, hukuk devletini ve Avusturya anayasasını dikkate almakta ve üstlendiği görevleri yerine getirirken Avusturya'da yürürlükte olan yasalara uygun hareket etmektedir. Aynı zamanda, aleviten österreich, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) büyük önem vermektedir.

 

5 - Aleviten österreich, yardım kuruluşlarının yaptığı faaliyetleri destekliyor ve bu alanlarda çalışma yürütüyor: yaşlı bakımı, çocuk yetiştirme, gençlik çalışmaları ve muhtaç insanlar ve dezavantajlı gruplar (evsizler, göçmenler vb.) için yardımlaşma.

 

6 - Aleviten österreich, Türkiye, Avrupa ve diğer ülkelerdeki Alevilik temsilcileri ve kurumları ile dostane ve kooperatif ilişkiler sürdürmekte. Temsilciler Meclis’inde alınan karar ile aleviten österreich isteklerini destekleyen diğer organizasyonların üyesi olabilir.

 

7 - Aleviten österreich, Türkiye’de Alevliğin anayasa kapsamında tanınması ve güvence altına alınmasına yönelik destek sunmakta.

 

@welgmedya.com  

  Bu haber 1432 defa okunmuştur.   Editör: haber merkezi   Kaynak: welg medya

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım