Ali YILDIRIM

ANA, ANA TANRIÇA, KADIN…

Ali YILDIRIM
  12-05-2019 09:19:00

VAREDEN DOĞA

 

İnsanın çevresini anlama tanıma ve kavrama süreci yalnız bir merak konusu olmanın çok ötesinde bir anlam taşımaktadır: Varoluş…

 

Her canlının temel içgüdüsünün yaşamak, hayatta kalabilmek, varlığını devam ettirebilmek olduğu tartışma götürmez.

 

Milyonlarca yılı bulan insanlaşma sürecinde insan doğanın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yaşamasını tümüyle doğanın ona sunduğu olanaklara borçludur. Ancak doğada varolanı toplayarak, avlayarak varlığını idame ettirmiştir.

 

Kendi yaptığı, ürettiği aleti kullanması doğaya karşı kendi iradesini ele alma noktasında başlangıcı oluşturur. Ama hala doğanın ona sunduklarıyla sınırlı bir irade özgürlüğü. Toplayacak bitki yoksa, avlayacak hayvan yoksa aletin bir işe yaraması da sözkonusu olamaz.

 

Doğanın bereketi, doğurganlığı insan hayatı hayatını çepeçevre kuaşatmaktadır.

 

Doğa ne verirse ancak o kadarını alabilirsin! O kadar  var olabilirsin!

 

Bolluk/kıtlık, doğurganlık/kısırlık doğanın özelliklerindendir. Çevresini anlama sürecinde insan ilk olarak bunun ayrımına varacaktır.

 

Doğada her bahar bitkiler yeşermekte, yazın meyvelerini vermekte, güz gelince sararmakta, kışın kurumakta, bu döngü her yıl kendini tekrar ederek sürüp gitmektedir. Bu çevrim insanın avladıkları hayvanlar için de geçerlidir. Hayvanlar otların, suların bollaştığı baharda yavrulamakta, yazın ise yavrular büyüyüp gelişmektedir. Kışın doğacak bir yavrunun ise yaşama şansı bulunmamaktadır. Tüm canlıların doğada birbirlerine bağlı bir yaşam zinciri de mevcuttur. Bir halkanın eksik olması zinciri kopartacak, eksik hale getirecektir.

 

İnsan doğanın kendi canlılığını sürdürebilmesinde göksel olayların da son derece etkili olduğunu gözlemleri sonucu keşfetmiştir. Görmüştür ki baharda yağmur yağıyor, bitkiler boy atıyor, onu yiyen hayvanlar serpilip çoğalıyor. Kurak zamanlarda ise doğa kuruyor hayvanlar telef oluyor. Bitki ve hayvan varlığına bağlı kendi varlığı da bu zamanlarda tehlikeye giriyor. Zamanında, kararında yağacak olan yağmur umut olmakta, yaşama sevincini ortaya çıkarmaktadır. Yağmura haberci olarak işitilen gök gürültüsü, çakan şimşekler bu durumda bir anlam ifade etmeye değer taşımaya başlayacaktır. İnsanlık bu olguları belleğine yazacaktır.

 

İnsan birey olarak kendi doğumunu elbette göremez, bilemez, anlayamaz. Ama bir başka canlının doğumuna tanık olur, bu doğumu görür. Bitkilerde, hayvanlarda, topraktaki bu yaratılış, doğum, varoluş çevrimini, doğanın gizini bizzat yaşar.

 

VAREDEN KADIN

 

İnsanın doğada gözlemlediği tüm bu yaratıcı, varedici gizemi kendi cinsinin kadın olanında keşfetmesi insan bilincinde çok önemli bir sıçramadır.

 

İnsan görmektedir ki ister dişi ister erkek olsun her insan bir dişiden doğmaktadır. Kadının karnı yavaş yavaş büyümekte, vücudunda gözle görülür bir takım değişimler ortaya çıkmakta,

 

kadın karnında bir varlık taşımakta ve bir an geldiğinde kadın kendisi gibi bir insan dünyaya getirmektedir. İnsanlık bilinci çok uzun zamanlar boyunca bu doğum olayında erkek cinsinin bir işlevinin, bir katkısının olduğunu anlayamamış, kavrayamamıştır. Bunu da çok doğal görmek gerekir, kadın erkek arasında bir anlık yaşanan bir birleşme böylesine büyük bir sonuçta ne kadar anlam ifade edebilir ki?

 

Görülmektedir ki rahim olma özelliği taşıyan yalnızca kadındır, çünkü canlının oluştuğu, içinde insan halini aldığı, varolup geliştiği kadınlık organı yalnızca insanın dişisinde bulunmaktadır.

 

Kuşkusuz doğurabilmek çok önemli eşsiz bir özelliktir. Ama yetmez. Dünyaya getirilen canlının yaşayabilmesi de gerekir. İşte bu süreçte daha doğum anından başlayarak kadının Rahman özelliği devreye girecektir. Doğurduğu yavruyu emzirerek, bedeninin içindeyken canından beslediği yavrusunu ilk sütü ile doyurarak yaşatmaya başlayacaktır. Erkeğin yaratmada esaslı bir katkısı bulunmadığı gibi yaşatmada da katkısı sınırlıdır.

 

İnsan aklı şu durumu net olarak anlayabilmemketir:

 

İnsanı vareden ve yaşatan kadındır.

 

Doğaya ait olan bu varetme yaşatma özelliğini kadında bulan insan tecrübesi doğanın özellikleri ile kadının özelliklerini özdeştirecektir.

 

İnsanın kendi dışında gelişen ve varlığının asli unsuru olan doğa olaylarını ilgiyle, şaşarak, merakla anlayıp kavrama arayışı doğa olaylarını etkileyebilme ritüelleri icat ederek serüvenine dönüşür.

 

Yaşamak için doğanın gazabından korunabilmek gerekir. Fırtınadan, selden, kuraklıktan uzak olmak gerekir. Kendisi kızdığında, gazaba geldiğinde kendisine neler yapıldığı sakinleşiyor ise o da aynısını doğaya karşı yapmayı düşünür. Kendisinin dışında büyük bir güç olan doğanın öfkesini önlemek, gazabını dizginlemek  hayatın devamının temel şartıdır.

 

İnsan beyni harekete geçer. Doğa eğer kadına benziyorsa, doğanın özellikleri kadında varsa onu simgeleyecek olan da bir kadın figürü olabilir ancak. Doğanın benzeri, sıfatı, zatı olarak kadın.

 

Doğanın yaratıcı ve varedici gücü insanın önünde eğildiği ilk kutsal olur.

 

KUTSAL KADIN SIFATLI OLACAKTIR

 

Yani insanın kendi somut varlığı dışında ve fakat varlığı için vazgeçilmez olan doğa güçleri ancak elle tutulur gözle görülür maddi bir şekle büründürülebilirse onunla bir ilişki kurulabilir.

 

İnsan bilinç birikimi şunu anlar ki doğanın erişilmez gücü, doğa kutsalı ancak bir kadın imgesinde somutlanabilir.

 

Erişilmez gücü somutlayarak ilişki kurma biçimi insanın kendi kutsalını yaratması oyması biçimlendirmesi şeklinde ortaya çıkacaktır.

 

Kutsal doğa ancak kadın olarak somutlanabilir, kutsal ancak bir kadın sıfatlı olabilir. Canlıyı bedeninde vareden, büyüten, doğuran kadın… İri kalçalı, dolgun memeli, şişkin karınlı…

 

Artık kutsalımızın şekli, şemali, sıfatı tamamlanmıştır.

 

KUTSAL ANA: WİLLENDORF VENÜSÜ

 

Tarihte bilinen ilk kadın tanrıça Willendorf Venüsü olarak adlandırılmıştır. Arkeologlar kutsal ananın yaşını günümüzden 25.000 öncesine tarihlendirilmektedir.

 

Avusturya’nın Willendorf şehri yakınlarında 1908 yılında bir demiryolu yapımında bulunan kireçtaşından yapılma heykelin boyu 10.6, genişliği 5.7, derinliği ise 4.5cmdir.

 

Heykel yukarıda betimlediğimiz doğa kadın özdeşikliğinin tüm unsurlarını bünyesinde barındırmaktadır.

 

Dolgun göğüsleri, iri kalçası ve şişkin göbeği ile insanı yaşatacak doğurganlık ve bereketin tipik bir simgesidir.

 

30 BİN YAŞINDA TANRIÇA

 

Kutsalın kadın olarak tasarlanması tek bir örnekten ibaret değildir. Tam tersine insanlık tarihinin kutsalı yarattığı günden erkek tek tanrılı dinlerin ortaya çıktığı zamana kadar varlığını devam ettirmiştir.

 

Çek Cumhuriyetinde 1924 yılında bulunan Dolní Věstonice Venüsü günümüze kadar bulunan en yaşlı Ana Tanrıçadır. 30 bin yaşında olduğu saptanan heykel de 11 cm boyunda olup biçimi itibariyle kutsal doğa ananın tüm özelliklerini taşımaktadır.

 

Kutsalı kadın olarak düşünmenin ve varetmenin tarihi önümüzdeki yıllarda elde edilecek buluntularla çok daha eski zamanlara çekilebilecektir.

 

Varolan buluntular dahi şunu net biçimde ortaya koymaktadır:

 

İnsanlık tarihinin çok büyük bir kesitinde kendi doğasına uygun olarak kutsalı kadın olarak görmüş, Ana tanrıça inancıyla yaşamıştır.

 

TANRIÇALAR VATANI ANADOLU

 

Anadolu uygarlığın şafağının attığı bir coğrafyadır. Yaşadığımız toprakları, Anadolu’yu Ana Tanrıçanın vatanı olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Türkiye’deki hemen hemen bütün neolitik kazı alanlarında bizi Ana tanrıça karşılamaktadır. Bunlardan en bilineni Çatalhöyük ve Hacılar kazı yerleridir.

 

Bu merkezlerde artık tarıma geçilmiş olduğundan kutsal ilişkisi bu kez toprak ile kadın arasında daha somut bir hal almış durumdadır: Toprağın bolluk ve bereketi ile kadının doğurganlığı kutsalı elle tutulur kılmıştır.

 

Anatanrıça sınıfsız bir zamanın kutsalıdır. Tüm insanların eşit ve can olarak görüldüğü bir sürecin ürünüdür. Hiyerarşinin, devletin, sınıfları henüz ortaya çıkmadığı her insanın yeteneğine, gücüne göre iş görüp ihtiyacına göre üretimden pay aldığı doğa yasalarının üstünde bir hukukun var olmadığı doğal toplum halinin bir ilahıdır. Rahim ve rahmandır. Koruyandır, kollayandır, gözetendir.

 

Anatanrıça doğuran ve doyurandır. Erkek tanrı doğuramaz ve doyuramaz, bu kadınlık halidir.

 

İNSANLIĞIN SONU

 

Sınıflı toplumun ortaya çıkışı her ne kadar uygarlığın başlangıcı olarak ileri sürülse de insanlığın doğal halinin sonu getiren bir sürecin adıdır. Toplumun hiyerarşik bir yapıya bürünmesi ile insanlıkla birlikte Anatanrıçalar dönemi de sona ermiştir. Doğal halin yıkılarak ortadan kaldırılması insanlığa ve kadına yönelmiş bir karşı devrimdir. Tanrıçalar tahtından indirilir ve yerini her şeye hakim erkek tek tanrı alır.

 

Tanrı olan kadın artık erkeğin eşiti olarak bile görülmez. Yaratan, doğuran kadın yeni düzene uygun erkekçe bir anlatı ile erkeğin en işe yaramaz olan kaburga kemiğinden yaratılır. Her insanın ancak ve yalnızca bir kadından yaratıldığını herkes bilmekte iken bir işe yaramaz kemikten kadın yaratma anlatısı insan aklına yapılmış büyük bir saldırıdır.

 

Yazar Merlin Stone, ‘Tanrılar Kadınken’ adlı son derece değerli kitabında tüm bu süreci arkeolojik verilerle kapsamlı bir biçimde ele almıştır. 

 

Tanrıçanın düşüşü diye adlandırabileceğimiz olaylar dizisi sınıflı toplumun tarihinin de başlangıcı olan Sümer uygarlığında yazının kullanılmasıyla ortaya çıkar. Tarihin başlangıç noktası –ki bu yazının kullanımıyla ifade edilir- kadının da sonu demektir. MÖ 2’lere geldiğimizde erkek tek tanrı belirmeye başlayacak ve sonrasında da artık hep onun hükmü geçerli olacaktır.

 

Simone de Beauvoir bu yeni süreci şu şekilde özetleyecektir: ‘Erkeklerin yazdıkları yasaları onaylayan bir tanrıya sahip olmak gibi bir üstünlükleri vardır; kadınlar üzerindeki mutlak yetkenin onlara Yüce Tanrı tarafından bağışlanmış olması da bir talihtir. Bütün öbür dinlerin yanı sıra, Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve Müslümanlıkta erkeğin efendiliği tanrısal bir haktır; dolayısıyla Tanrı korkusu, ezilen kadınların başkaldırıya yönelik bütün tepkilerini bastırır.’

 

YOLUMUZ KADINA ÇIKAR

 

Alevi yolu kendisine insanlığın doğal durumunu esas almıştır.

 

Bu anlamıyla tarihimiz kadının kutsallığı kadim zamanına uzanır.

 

Alevi erkanında sınıf ve hiyerarşi sözkonusu değildir. Bu yolda herkesin can olarak çağırılmasıyla anlam kazanır.

 

Kadın erkek, yaşlı genç, varlıklı yoksul yolun her mensubu yolun nazarında sıfatlarından soyulmuş olarak can halindedir.

 

Şurası çok açıktır ki zamanın başlangıcında hiyerarşinin ve sınıfları belirdiği demde tüm insanlık iki çizgi üzerinden var olmuş ve kendisini tanımlamıştır.

 

Bu yollardan ilki kadın doğa merkezli, eşitlikçi kadim insanlık çizgisidir.

 

İkinci yol ise şeriatı oluşturur ki bu hiyerarşik, erkek egemen, insanı kullaştırıp hiçleştiren  anlayışın çizgisidir.

 

Alevi yolu kadim birinci yol olarak varlığını bu güne ulaştırmış, taşımıştır.

 

Dişi tanrıya tapma geleneği Anadolu’da Yeni Taş Çağı boyunca egemendi. Hatta o dönemde kadın tanrı baş tanrıydı. Hattilerin "Vuruşemu", Hurrilerin "Hepat", Hititlerin "Arinna’nın güneş tanrıçası", Geç Hititlerin "Kupaba" ve Yunanların "Kybele" olarak adlandırdıkları tanrıçalar aynı geleneğin ürünleridir.

 

Anadolu Alevi coğrafyasının merkezinde uygarlığını gerçekleştirmiş olan Hititlerden bize miras bir yoldur bu.

 

Onlar için rahim ve rahman olan kadın yani tanrıça birdi, tekti eşsizdi.

 

Tabletlere şöyle yazmışlardı bu inançlarını:

 

‘Büyük Güneş Tanrıçası Arinna,

 

Sen saygın bir tanrısın.

 

İNSANLIĞIN SONU

 

Sınıflı toplumun ortaya çıkışı her ne kadar uygarlığın başlangıcı olarak ileri sürülse de insanlığın doğal halinin sonu getiren bir sürecin adıdır. Toplumun hiyerarşik bir yapıya bürünmesi ile insanlıkla birlikte Anatanrıçalar dönemi de sona ermiştir. Doğal halin yıkılarak ortadan kaldırılması insanlığa ve kadına yönelmiş bir karşı devrimdir. Tanrıçalar tahtından indirilir ve yerini her şeye hakim erkek tek tanrı alır.

 

Tanrı olan kadın artık erkeğin eşiti olarak bile görülmez. Yaratan, doğuran kadın yeni düzene uygun erkekçe bir anlatı ile erkeğin en işe yaramaz olan kaburga kemiğinden yaratılır. Her insanın ancak ve yalnızca bir kadından yaratıldığını herkes bilmekte iken bir işe yaramaz kemikten kadın yaratma anlatısı insan aklına yapılmış büyük bir saldırıdır.

 

Yazar Merlin Stone, ‘Tanrılar Kadınken’ adlı son derece değerli kitabında tüm bu süreci arkeolojik verilerle kapsamlı bir biçimde ele almıştır. 

 

Tanrıçanın düşüşü diye adlandırabileceğimiz olaylar dizisi sınıflı toplumun tarihinin de başlangıcı olan Sümer uygarlığında yazının kullanılmasıyla ortaya çıkar. Tarihin başlangıç noktası –ki bu yazının kullanımıyla ifade edilir- kadının da sonu demektir. MÖ 2’lere geldiğimizde erkek tek tanrı belirmeye başlayacak ve sonrasında da artık hep onun hükmü geçerli olacaktır.

 

Simone de Beauvoir bu yeni süreci şu şekilde özetleyecektir: ‘Erkeklerin yazdıkları yasaları onaylayan bir tanrıya sahip olmak gibi bir üstünlükleri vardır; kadınlar üzerindeki mutlak yetkenin onlara Yüce Tanrı tarafından bağışlanmış olması da bir talihtir. Bütün öbür dinlerin yanı sıra, Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve Müslümanlıkta erkeğin efendiliği tanrısal bir haktır; dolayısıyla Tanrı korkusu, ezilen kadınların başkaldırıya yönelik bütün tepkilerini bastırır.’

 

YOLUMUZ KADINA ÇIKAR

 

Alevi yolu kendisine insanlığın doğal durumunu esas almıştır.

 

Bu anlamıyla tarihimiz kadının kutsallığı kadim zamanına uzanır.

 

Alevi erkanında sınıf ve hiyerarşi sözkonusu değildir. Bu yolda herkesin can olarak çağırılmasıyla anlam kazanır.

 

Kadın erkek, yaşlı genç, varlıklı yoksul yolun her mensubu yolun nazarında sıfatlarından soyulmuş olarak can halindedir.

 

Şurası çok açıktır ki zamanın başlangıcında hiyerarşinin ve sınıfları belirdiği demde tüm insanlık iki çizgi üzerinden var olmuş ve kendisini tanımlamıştır.

 

Bu yollardan ilki kadın doğa merkezli, eşitlikçi kadim insanlık çizgisidir.

 

İkinci yol ise şeriatı oluşturur ki bu hiyerarşik, erkek egemen, insanı kullaştırıp hiçleştiren  anlayışın çizgisidir.

 

Alevi yolu kadim birinci yol olarak varlığını bu güne ulaştırmış, taşımıştır.

 

Dişi tanrıya tapma geleneği Anadolu’da Yeni Taş Çağı boyunca egemendi. Hatta o dönemde kadın tanrı baş tanrıydı. Hattilerin "Vuruşemu", Hurrilerin "Hepat", Hititlerin "Arinna’nın güneş tanrıçası", Geç Hititlerin "Kupaba" ve Yunanların "Kybele" olarak adlandırdıkları tanrıçalar aynı geleneğin ürünleridir.

 

Anadolu Alevi coğrafyasının merkezinde uygarlığını gerçekleştirmiş olan Hititlerden bize miras bir yoldur bu.

 

Onlar için rahim ve rahman olan kadın yani tanrıça birdi, tekti eşsizdi.

 

Tabletlere şöyle yazmışlardı bu inançlarını:

 

‘Büyük Güneş Tanrıçası Arinna,

 

Sen saygın bir tanrısın.

 

 

 

  Bu yazı 5184 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 25.07.2026 22:00:15