|
Bir ülkenin favori Cumhurbaşkanı adayı, casusluk suçlamasıyla yargılanıyorsa orada ya casusluk tanımında bir sorun vardır, ya da siyaseti rekabetin kurallarında... Türkiye'nin bir sonraki cumhurbaşkanı olması beklenen, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, casusluktan yargılandığı dava başladı geçen hafta...
İmamoğlu geçen yıl Mart ayında, adaylığını açıklar açıklamaz tutuklanmıştı. Hakkındaki ilk suçlama, yolsuzluktu. Rüşvet çarkına dayalı bir suç örgütünü yönetmekle suçlanıyordu. Yetmedi, 35 yıl önce aldığı diploması, saçma bir gerekçeyle iptal edilerek cumhurbaşkanlığına aday olması engellendi. Bu da yetmedi, şimdi bir de siyasal casuslukla suçlanıyor. Erdoğan'ın muhaliflerini böyle ağır ithamlarla yargılatması yeni değil: benim iddianamemde de bu saçma suçlama vardı; tabii ki hiçbir kanıt bulunamadı. Savcılık, İmamoğlu'nu, belediyenin bir uygulaması üzerinden toplanan milyonlarca kişisel veriyi yabancı ülkelere sızdırmak ve dark-web üzerinden satmakla suçluyor ve 20 yıla kadar hapsini istiyor. Bu iddiaya kanıt olarak sunduğu belge ise, İmamoğlu'nun seçimi kazandıktan sonra odasında çektirdiği bir fotoğraf... Fotoğraftaki kişinin cep telefonundaki kimi yazışmalardan ABD, İngiliz ve İsrail gizli servisleriyle ilişkide olduğundan şüphelenilmiş. İmamoğlu ise seçim zaferinin ardından yoğun tebrik ziyaretleri süresince binlerce kişiyle birkaç dakikalık görüşme yapıp fotoğraf çektirdiğini, fotoğraftaki kişiyi tanımadığını söyledi. İmamoğlu'yla birlikte, onun seçim kampanyasının direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ da aynı davada yargılanıyor. Özkan, İmamoğlu'nun "kingmaker"ı olarak tanınıyor. Yanardağ ise ülkedeki son birkaç muhalif kanaldan birinin sahibi ve yöneticisiydi. Tutuklanmasının ardından kanalına el kondu ve satışa çıkarıldı. Ekrem İmamoğlu ilk ifadesinde iddiaları reddederken, "Roma'yı yakmam daha gerçekçi" demişti. Geçen haftaki ilk duruşmada da suçlamaları "absürd" ve "utanç verici" olarak niteledi: "Eğer Türk yargısının bir utanç belgeleri müzesi olsa, bu iddianame o duvara ilk asılan metin olurdu" dedi. Ne yazık ki Erdoğan dönemi hukuksuzluğunun bir utanç müzesi yok. Henüz...
|