Can DÜNDAR

Kılıçlar çekildi

Can DÜNDAR
  02-09-2024 11:28:00

TÜRKİYE'YE DAİR

Türkiye siyaseti, bir simgeler savaşıdır. Eleştirel söz söylemek, insanın başını derde soktuğu için, genellikle siyasi aktörler simgelerle konuşur. Bir cenazede bir parti liderinin önüne tek bir mermi fırlatılması ya da bir başka lideri elinin altındaki dosyayla çektirdiği fotoğrafı yorumsuz paylaşması, derin anlamlar içirir. Siyasi yorumcuların bir görevi de bu simgelerin ardındaki anlamı çözmektir.
 Son günlerin simgesi, kılıç... Kılıç üzerine en son tartışma, devasa bir imam ordusuna hükmeden Diyanet İşleri Başkanı'nın Ağustos başında Ayasofya Camii'ndeki hutbeye elinde kılıçla çıkmasıydı. Başkan, daha önce de yaptığı bu jestin, "geleneksel ve tarihsel" köklerini hatırlattı, ama Hamas lideri için kıldırdığı gıyabi cenaze namazından sonraki hutbesi, "savaş çağrısı mı" diye yorumlandı:
Tam bir ay sonra Ağustos sonunda yine kılıç üzerinden yeni bir tartışma koptu. Cumhurbaşkanı Erdoğan Hava Harp Okulu'nda cami açılışı yaparken Savunma Üniversitesi'nden mezun olan teğmenler, kılıçlarını çattıktan sonra "Laik demokratik cumhuriyete uzanacak eller"e karşı kılıçlarının daima keskin ve hazır bulunacağına dair yemin ettiler. Sonra da "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı attılar.
Teğmenler, tıpkı Diyanet İşleri Başkanı gibi kılıç çatmanın "geleneksel ve tarihsel" köklerini hatırlattılar. "Kılıçlı yemin" anında siyasetin gündemine girdi. İktidar çevreleri, özellikle sosyal medyada bunu bir "isyan teşebbüsü" olarak yorumlarken, muhalefet yemini ve sloganı normal karşıladı.
Tartışmanın kökeninde, yıllardır laikliğin altını oyan hükümetin, tarihsel olarak "laikliğin bekçisi" sayılan ordudan gelecek bir hareketlenmeden korkması yatıyor. Ordu komutanlarının tam sadakatini sağlayan, neredeyse partili bir komuta kademesi yaratan iktidar, dipten gelebilecek bir laik dalgadan kaygılanıyor. Siyasette çekilen kılıçlar, kolay kolay kınına girecek gibi görünmüyor.

BİZE DAİR

 Yıllardır Berlin'de gezerken bazı evlerin girişinde plaketler görüyorum: "Filanca sanatçı burada yaşadı" diye... Türkiye'den bir sanatçının adına rastlamadığım için üzülüyordum. 60 yıldır birarada yaşayan iki toplum için ne büyük eksiklik... Sonunda bir girişim yapmaya karar verdim. Türkiye'nin en önemli müzisyenlerinden Neşet Ertaş, ömrünün önemli bölümünü Almanya'da geçirmişti. Neden onun adına bir plaket asılmasındı ki? Bülowstrasse'de, kapamış olan Türk Pazarı'nda bir saz dükkanı vardı; orası böyle bir plaket için ideal mekandı. 2022'de Alman Kültür Bakanlığı'na başvurdum. Neşet Ertaş'ın önemini ve böyle bir plaketin taşıyacağı anlamı anlattım. O, sadece kuşaklar yetiştirmiş, önemli bir müzisyen değil, Almanya'da yaşayan farklı fikir ve inançtan insanları da birbirine yaklaştıracak, güçlü bir ortak paydaydı. Bakanlık, başvuruma bir yıl sonra olumlu cevap verdi. Plaketin ve törenin hazırlanması da bir yıl sürdü. Nihayet başvurumdan tam iki yıl sonra plaketi asma noktasına geldik. 19 Eylül günü, saat 10;00'da, eski "Türkischen Basar"ın bulunduğu U-ban istasyonunun girişinde yapılacak resmi törenle, Ertaş'ın Almanya devrini bir plaket üzerinde kayda geçireceğiz. Törenden önceki gece (18 Eylül) de, Villa Neukölln'de buluşup Ertaş için yaptığımız "Garip" belgeselini izleyecek, türkülerini söyleyecek, ondan anılar anlatacağız. (Biletler pickaseat.com'dan alınabilir.)

Hepinize iyi haftalar.

Can Dündar

  Bu yazı 9188 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım