|
Türkiye halkı öfke dolu... Dünya çapında yapılan anketlere göre, Türkiye nüfusunun yarısına yakın kesimi (yüzde 48), yoğun bir şekilde öfke hissettiğini belirtiyor. Bu oran küresel ortalama olan %22'nin iki katından fazla.. Gallup raporlamalarında Türkiye, dünyanın en öfkeli toplumları listesinde genellikle ilk 2 ile 6. sıra arasında yer alıyor.
Bu rakamların, sosyal medyadaki hakaret fırtınasından, sokakta yerli yersiz öfke patlaması yaşayan insanlara kadar her alanda doğrulanıyor. Türkiye halkının bu kadar şiddetli bir öfke sarmalına kapıldığını hiç hatırlamıyorum. Görevden alınan belediye başkanları, tutuklanan gazeteciler, başarısız politikacılar, baskınla el değiştiren ana muhalefet partisi, günden güne ağırlaşan geçim şartları, artan fiyatlar, adaletin yok olması ve özellikle de bunlar karşısındaki çaresizlik, toplumsal bir gerginlik ve kızgınlık yarattı. Yaşanan bunca haksızlığa, yoksulluğa karşın tepki gösterecek demokratik kanalların tıkanması ve yaşananların asıl sorumlusu olan Saray'ın dokunulmaz olması, öfkenin olmadık hedeflere yönelmesine yol açıyor.
Özellikle iki hedeften söz edebilirim:
Birincisi CHP yönetimine, Erdoğan yargısının verdiği destek sayesinde el koyan Kemal Kılıçdaroğlu... Uzun süre kamuoyunun önüne çıkmadıktan sonra geçen hafta katıldığı bir televizyon programındaki sözleri, kendisini öfke fırtınasının hedefi haline getirdi.
İkinci hedef ise Dünya Kupası'ndan elenen milli futbol takımı oldu. Geçen haftaki newsletter'da söz ettiğim bir propaganda eşliğinde ve büyük umutlarla ABD'ye gönderilen milli takım, oynadığı iki maçta tek puan alamadan elendi. Turnuvada tek gol atamadan elenen iki takımdan biri (diğeri Haiti) oldu. Futbolcuların yapılan bunca yatırıma, bağlanan bunca umuda, onca milliyetçi yüceltmeye rağmen sergiledikleri başarısızlık, toplumdaki takım ruhunu da paramparça etti. Sadece oyuncular değil, antrenör, futbol federasyonu başkanı da öfkeden payını aldı.
Biriken öfke, demokratik kanallardan sandığa aktarılmaz ve özlenen değişime kapı açılmazsa, olmadık bir yerden patlaması kaçınılmaz.
|