|
Futbol milli takımı Hollanda'dan 6 gol yiyince sosyal medyada "Milli ruh nerede" sorgulaması başladı.
Önce bunun maço bir refleks olduğunu belirtmek lazım. Eğer milli ruh, spor başarısıyla tartılıyorsa, aranan ruh, daha bir hafta önce kadın milli voleybol takımının başarısında bulunmuştu denilebilir. Ama mesele o da değil: orada bile zaferin keyfinin ortaklaşa yaşanamadığını gördük. O yüzden sanırım ortada bir ruhsuzluk değilse bile, ruhun paylaşılamama hali var.
Ortak sevinçlerini yitirmiş bir halktan söz ediyoruz; tabii kederde, sevinçte bir olamayan topluluklara halk denebilirse...
Son 20 yılın, kutuplaştırarak yönetme politikasının en ağır sonucu bu: Birinin kederi, diğerine sevinç vermeye başladı. Birbirinin cenazesine oh olsun diyenler, karşı saftakinin acı çekmesine sevinenler, aynı düğünde bile ayrı masalarda birbirine diş bileyenler çıktı ortaya... Ağır ve sistematik kamplaştırma, giderek birbirinden tamamen uzaklaşma sonucunu yarattı.
Eskiden kentler ya da mahalleler arasında gözlediğimiz derin yarıklar, artık aynı kentin, aynı mahallelerinde, hatta komşular arasında yaşanır oldu. "Milli ruh" denilen duygu kayboldu.
İnsan, "Acaba o ruh yeniden döner mi" diye düşünmeden edemiyor. Acaba Erdoğan'ın dilim dilim böldüğü bu toplum, yeniden bütünleştirilebilir mi? Aynı düşünmesek, tamamen farklı inançta olsak, bambaşka kültürel geçmişlerden gelsek de, aynı türküde duygulanmayı, aynı zaferden gururlanmayı, aynı sofrada bir arada oturmayı başarabilecek miyiz?
Yoksa hırçın bir iktidar savaşı sonucu toplumun içine düştüğü bu "ruhsuzluk", kalıcı bir hastalık gibi nesiller boyu yaşayacak mı?
Umudu yitirmeyelim: Baştan kokan balık yine oradan düzelmeye başlayacak. Ülke yönetimindeki bölücü zihniyet yerini kucaklayıcı bir anlayışa bıraktığında, o yaklaşım, yeni bir ortak ruhu canlandıracak Aranan "milli ruh", ancak o zaman yeniden ortaya çıkacak.
|