|
Erdoğan'ın Şangay zirvesinde çektirdiği fotoğraf, Türkiye'nin girmeye çalıştığı yeni ailenin portresini ortaya koydu: Fotoğrafta Erdoğan, Rusya'nın, Belarus'un, Azerbaycan'ın, Tacikistan'ın devlet başkanlarıyla görünüyordu.
Batılı ülkeler bir NATO ülkesi liderinin karşı ittifakın zirvesinde fotoğraf vermesini garipsedi. Bizler için garip olan ise her Türk vatandaşının bu fotoğrafla gurur duymasının istenmesiydi. Türkiye asırlık demokrasi yürüyüşünden vazgeçip "otokratlar kulübü"ne girdi diye niye gurur duyacaktık ki?
Fotoğraftakilerin ortak noktaları çok: Mesela demokrasi, özgürlük, seçim sevmemeleri, muhaliflerini hapsettirmeleri, basın özgürlüğünden, yargı bağımsızlığından, kadın haklarından nefret etmeleri, ülkeleri yoksullaşırken çevrelerini zengin etmeleri, her türden eleştiriyi zorbalıkla engellemeleri... Türkiye'nin bir temsilcisinin bu fotoğrafta görünmesi, AKP'den MHP'ye, Sabah gazetesinden Cumhuriyet'e, Bahçeli'den Perinçek'e geniş bir Avrasyacı grubu sevindirdi, ancak demokrasi, özgürlük ve tam bağımsızlıktan yana olanlar, gurur değil endişe duydular.
Şangay fotoğrafının gündelik pratikteki karşılığını son birkaç günde yaşananlarda görebilirsiniz:
LGBT'ye karşı nefret söylemi... O yürüyüşe katılanların müziğin de yasaklanmasını istemesi... HalkTV'ye yeni cezalar... Sokaklarda mafya hesaplaşması... Sınır ötesi adam kaçırma operasyonu...
Şangay tercihinin sadece birkaç günlük yansıması budur.
"ABD'de, Avrupa'da yok mu" diyenler mesela Almanya'ya gelip bir kesime karşı nefret konuşması yapmayı ya da bir televizyon kanalının bir konuğun sözünden dolayı kapatılıp kapatılmadığını araştırmayı denemelidir. Erdoğan'ın bu yola çıkma nedeninin, Batı dünyasına, "Benim alternatifim var, üzerime gelmeyin" demek olduğunu düşünenler, şimdi bunun daha kalıcı ve dönüştürücü bir tercih olduğunu görüyor. Sıkıntı şu ki, bu onun tercihi, Türkiye'nin değil.
|