Kürt Anasını Görmesin!
Erdal YILDIRIMKadim Mezopotamya ve Anadolu'da binlerce yıldan beri yaşayan kimi halkların, toplumsal grupların yüzlerce, binlerce yıllık tarihsel süreçte yaşananlar, ne kadar sağlam ve güçlü psikolojik bir durumda olsa herkesi şok edip travmalara sokacak türden acılara sevk eder.
Binlerce yıllık kin, düşmanlık, katliamlarla bugüne gelmiş coğrafyamızda, egemenler kendisine benzemeyen, hangi farklı ritüellere sahip olursa olsun, hangi milletten ve inançtan olursa olsun, buna bakılmaksızın onlara her tür katliamı, soykırımı uygulamış, inkâr etmiş ve gün yüzü görmesini engellemiş ve bu durum bugün de devam ediyor.
Bakmayın siz, "1000 yıllık İslam bayrağı altında Kürt-Türk kardeşliği tesis edilsin" sözleriyle, sanki bunca katliam, soykırım olmamış, sanki bu yaşanmışlıklarla ilgili sorumlu ve suçlular adalet önünde hesap vermiş, sanki acılar sağaltılmış benzeri mesajların verilmesine. Bu mesajın yaşananları inkârdan, acıları sağaltmak yerine çoğaltmaktan başka bir karşılığı yoktur. Bugün Türk-Kürt kardeşliği yerine ABD, İsrail, Türk, HTŞ kardeşliğinin gereği yapılıyor Suriye’de ve ne yazık ki, Kürtler bir kez daha kalleşçe oyuna getirildi.
Türk - Kürt kardeşliğinden dem vuran, bir barıştan söz edenlerin samimiyetine inanmak mümkün mü? Baksanıza Kürtler için veya farklılığı olan başka toplumlar için söylenen, yazılıp çizilenler uygulamada hep "Ama Kürt Anasını görmesin" öyküsünü anımsatıyor. Öykü, ikisi de idam cezası almış bir Laz ile bir Kürt’ün sehpaya çıkmadan önce cellatla yaptıkları konuşmayla ilgilidir. Bu kez de idam öncesi alışılmış uygulamada idam edilecek kişilere son arzusu sorulur. Önce Kürt soruya yanıt verip "Anamı görmek isterim” der. Cellat "kabul" der ve Laz'a dönüp, "Senin son arzun nedir?” diye sorar. Laz biraz düşündükten sonra "Kürt, anasını görmesin!"
Bu salt ülkemizde yaşanan bir olay, olgu da değil.. Bakalım Ortadoğu'ya, Suriye'ye. Kimileri “kurttan dost, ayıdan post olmaz’ deyimini unuttukları için dost gördükleri ABD, İsrail ve tüm batılı emperyalistler, Kürtlere karşı tek vücut oldular. Kürtleri Halep, Dayr Hafir, Münbiç, Afrin’den elbirliğiyle Fırat'ın batısından sürüp doğusuna attılar. Alevileri de Lazkiye ve başka yerlerde soykırıma uğratmaya devam edip göç yollarına mahkum ettiler. Sonra da pişkince bir şekilde Suriye'de "Kürtlere büyük haklar verildi" manşetlerini “sırada Rakka var” diye süslemeye başladılar. Tıpkı öyküdeki gibi, "Kürt anasını görmesin!"
Umarız ki, tarihte bunca yaşanan bu olay bir daha yaşanmasın. Kürt de, Alevi de, Ermeni, Rum, Ezidi, Süryani, Gürcü, Çerkez de, Türk de anasını görsün. Acıları yaşatmamak için de kesinlikle içtenlik kadar, canı, canlıyı, doğayı, ve insanı sevmek lazım. Öyküde görüyoruz ki, adeta kendi acısından bir intikam öne çıkar. Oysa acıları yarıştırmak da insani değildir. Toplumun mutlu yarınlara ulaşmasının önündeki yol, ilgili bireyin, kurumların ve devleti yönetenlerin tarihten doğru dersler çıkarması, tarihle, kendisiyle yüzleşmesi ve hukukun işletilmesi, adaletin sağlanması, gerçek bir hesaplaşmanın da yaşanmasıyla gerçekleşebilir. Bu her bireyin yüzleşmesi gereken bir olgudur.
Güzel bir geleceğin gerçekleşmesi için güçlü bir birlikteliğin sağlanması, mücadele ve dayanışmanın yükseltilmesi için umudunu ve direncini yitirmeyenlere selam olsun.
Erdal Yıldırım
17 Ocak 2026
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kürt Anasını Görmesin!
- Suriye ve bitmeyen oyunlar...
- ABD Emperyalizmi ve 21. Yüzyıl Haydutluğu
- Madımak Ateşi Hiç Sönmedi Ki!
- Yaşasın Gezi Direnişi!
- 12 EYLÜLLÜ KARANLIKLAR SON BULACAK!
- Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda
- Osmanlı Oyunlarında Bir Yenisi : Gençlik Kampı
- Meclise CAN Gelecek !
- GÜVERCİN KATİLLERİ İŞ BAŞINDA
- ALEVİLİKTE HIZIR KÜLTÜ
- ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK, BARIŞ İÇİN BİRLEŞİP MÜCADELEYE













