SINIFSAL BİR SORUN OLAN DEMOKRASİ
Heybet AKDOĞANEzilen sınıfları burjuvazinin baskısı altında tutmaya yarayan demokrasi, radikal boyutuylada olsa, burjuvazinin yönetim sistemini aşamayan, sınıflı toplumlara, "şeffaf" yönetim anlayışı olarak lanse edilen bir yönetim biçimidir. Sınıflı devlet sisteminin, sömürgeci yapısını maskelemek için, anayasal bir hak olarak telaffuz edilen demokrasi; özünde toplumların, egemen burjuva devletin üretim ilişkilerini sorgulamaması için ve burjuva iktidarın amaçlarına ulaşmak için, savunduğu sınıfsal bir yönetim şeklidir.
Emperyalizmin krizleriyle birlikte, sık sık gündeme getirilen demokrasi kavramı, mülkiyet ilişkilerinden soyutlanmış ve hiç bir sınıfsal sorgulamanın yapılmadığı, işçi sınıfını ezen, modern bir burjuva düzen anlayışıdır. Bazen toplum ve siyasetçiler arasında 'saf demokrasi'den bahsedilsede, sınıflı toplumsal düzende iddia edilen 'saf demokrasi'ninde
içeriği ve sonuçları sınıfsal sömürüye hizmet etmektedir. Bütün bunlardan yola çıkarak demokrasi kavramının hiç bir türünün halkların nihai kurtuluşu için, devrimci bir düşünce olduğunu söyleyemeyiz. Elbette ki, varolan acımasız kapitalist düzende demokrasi az da olsa toplumların özgürlük alanında biraz nefes almasını sağlayabilir; fakat burjuvazi hukuk kanunların sağlayacağı bu şeffaflık, daha sonra burjuvazinin çıkarlarına ters düşeceği için, burjuvazi tarafından toplumların biraz nefes alışı, faşizmin 'boğaz sıkan' sıkı yönetimleriyle tekrar imkânsız hâle gelir. Lenin'inde söylediği gibi, " liberalizmle beslenen bir demokrasinin emekçi kitlelere sunulan bir aldatmacadan ibaret olması," konumuzu temellendiren önemli bir tespittir. Egemen burjuvazinin bir alt katmanı olan küçük burjuvazi sınıfının bir handikapı olan, sömürücü devlet ile emekçi sınıfın arasında uzun bir mesafenin olması ve bu mesafenin ancak demokrasi ile
kısaltılabilir görüşü, burjuvazinin, devletin ezilen emekçi sınıfının üstünde bir yapı olduğunu görmeyişinden kaynaklanmaktadır. Orta sınıf ve küçük sınıf burjuvazisinin sahip olduğu bu düşünce, yine burjuvazinin genel karakterinden dolayıdır. Demokrasinin, burjuva ideologlarının iddia ettiği gibi hak ve hukuk konusunda itici bir güç olması; demokrasinin sınıfsal içeriğinden hiç bir şey eksiltmemektedir. Demokratik yönetimin devlet üzerinde bir kontrol gücü olduğunu söyleyenler, neticede 'kaba ve mekanik' bir düşünceden başka bir şey ileri sürmemektedirler. Sınıflı toplumlar tarihi, işçi sınıfına her zaman şunu göstermiştir: "Proleterya mevcut devlet düzenini yıkmadan hiç bir şekilde ilerleme sağlayamaz." Proleteryanın gün geçtikçe emperyalizmin egemenliği altında ezilmesi, işçi sınıfına devrimin tek kurtuluş yolu olduğunu ispatlamaktadır. Emperyalist sermayeyi ve onun her türlü organik bağlarını hedef alması
gereken proleteryanın, sosyalizme ulaşmak için, burjuvaziye karşı devrimci siyasetle mücadele etmesi, sınıflı devlet sisteminin işçi sınıfına zorunlu kıldığı bilimsel siyaset yöntemidir. Bu siyaset yöntemi proleterya tarafından uygulandığında, burjuva demokrasinin bütün ilerici yanlarındanda faydalanmak gerekmektedir. Kitlelerin devrime olan motivasyonunu artırmak için proletarya siyasetinin içeriğine uygun olan bütün ilerici görüşleri kucaklamak elzemdir. Zira, demokrasiyi toplum gerçekliğinden soyutladığımızda, burjuvazinin çıkarlarını pekiştiren gelişmelerin oluşmasıda kaçınılmaz olur. Burjuva demokrasisine karşı, proleteryanın devrimci demokrasisinin galip gelmesi, bağımsız ve özgün bir devrim mücadelesiyle sağlanabilinir.
Gün geçtikçe devlet ve demokrasi sorununun önem kazanması, devrimci demokrasinin ve sosyalizmin halklar nezdinde acil bir ihtiyaç olduğunu bizlere
anlatmaktadır. Çünkü burjuvazi demokrasisinin sınıfsal gerçekliği görmezden gelmesi ve yönetim krizine girdiği zaman sadece reformizme yönelmesi; ezilen emekçi sınıfın ihtiyaçlarını kalıcı olarak karşılayamamaktadır. Bu yüzden ister şeffaf yönetim olsun, ister reformist yönetim açılımları olsun, özel mülkiyet sistemini ortadan kaldıramadığı için, toplumsal sorunların tüm kaynağı olan sınıfsal sorunlar, demokratik arayışların nihai çözümü olamamaktadır.
(Heybet Akdoğan)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













