AŞK-IŞIK ve ALEVÎ..
Kemal ATALARTarihsel süreçte vardan var olan yolun daha sonra özellikle 1200 lü yıllardan itibaren hızlı ve kati katliam, sürgün ve asimilasyona tabii tutularak yok edilmeye çalışıldığı gün gibi aşikardır.
1000'li yıllardan günümüze sürgün katliam ve asimilasyon tarihlerini irdelediğimizde, yukarı Mezopotamya ve Bereketli hilal bölgesi olarak belirlenen alan en fazla kaybın zulmün yaşatıldığı coğrafyadır.
Hatta çok eskilere gitmeye gerek olmadan içinde bulunduğumuz yüzyılda bile Gerek Anadolu’da gerekse Mezopotamya coğrafyasında gerek etnik kimliği ve özellikle Aykırı yol kimliği ( Göksel tanrılara inanmayan, Alevilik ) nedeni ile yaşamın varlığın ışkın süreğinde olduğunu ikrar, vicdan ve can temelli mevcudun her şeyin aslında rucû bulduğu anlayışı, 20.yy da Maraş, Sivas, Çorum,
Adıyaman, Gazi, Malatya vb. yerlerde belirgin diğer bir cok yerde de gizli yani mahalle baskısı olarak yaşandığı, kendi vardan var oluş yolu olan Alevilik anlayışından kopartıp yoktan var oluşu, biat, hurafe ve mitolojileri dayatan 90’lı yıllarda Iran Türkiye işbirliği ile ne yazık ki içimizdeki taşeronları aracılığı ile Camii, Cemevi projesi dayatması yapılmak sureti ile Aleviliği " benim kabem insandır " anlayışından kopartıp ,"benim kabem taştan benim yaptığım evdir "anlayışı baskısıdır.
Bu durum son 20 yıllık süreçte, cumhuriyet Halk Fırkasının kurduğu ve 1924 anayasası ile tek din ve mezhep ( yorum ) anlayışı ile kimliklere bile kabul etmediğimiz halde sormadan yazmak sureti ile sizden bizdensiniz diyerek baskı altında çocuklarımıza 8-10 yaşlarından itibaren din bilgisi, din dersi, din kültürü gibi kılıflarla bizzat devlet eli ile yönlendirme ve dayatma ile özünü unutturmak sorgulama ,araştırma yetisini uzaklaştırarak ,baçtı köhne kafalar oluşturmak için ( Cehennem, günah, kafir vb. ) bu basit ispatı meçhul fikir ve mitlerle alevi yolu asimile edilmektedir.
Ama, Aleviliğin köklerinin en az insanlık tarihi kadar eski ve derinde olduğu gerçeği onları korkutuyor ve bu nedenle her türlü melanet ve delalet ile yolun süreğini tabiri caiz ise yatağından sökerek ucube bir yol çizmek için el birliği iş birliği yapmaktan geri durmuyorlar.
Bu nedenle..;
Alevi üst kimliği ile insan, aşk ve ışık yani bilgi, ilim, doğa, gerçeklik üzerinde tarihin derinliklerindeki köklerimizden tüm kopartmalara dayatma ve asimilasyonlara rağmen, Bektaşi, Ağu içen, baba Mansur, dede garkın, ve diğer tüm üst ocakların evlatları ve yol izcileri olarak bizler ve bizlerden sonra gelecek nesillerin, biat etmeden, köle olmadan, hurafe ve mitolojiler yerine kendi gerçekliğini ( her ne kadar hep asimile ile edilmiş olsa bile ) ögrenmek için okumalı, sorgulamalı, irdelemeli her anlatılana değil ,aklına vicdanına ve yolun yani insan ve can felsefe bütünlüğünü idrak etmeli, sorgulamalı-ki ,hatta bulundukları cem erkanlarında, derneklerinde, platformlarda,
arkadaş toplantılarında sorgulama ögrenme öğretme ve bilgi hazinesini paylaşmayı ve eleştiri-özeleştiri kavramlarını kullanmalıdır.
Aksi taktirde, zaten sıkıntı içinde bırakılan Alevilik yani aşk, ışık yolu hurafelere, dayatmalara ve karanlığa mahkum edilerek yörüngesinden çıkartılacaktır. Gençler sizlerin okumanıza araştırma ve sorgulamalarınıza güveniyor ve inanıyoruz.
Çünkü.;
Sizler ta ezelden gelen içsel dürtülerinizde bu yolun doğruluğu gerçekliğini akıl ve vicdan merhalesinden görenler, bilenlersiniz. Hurafe ve batıl hikayeler yolumuz olamaz..
Yolunuz açık olsun
Aşk ile...
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













