Ey Alevi Canlar,
Kemal ATALARZalimin karşısında, mazlumun yanında olma felsefen, taht kavgası için birbirine kıyan akrabaların 1450 yıllık acısını yaşamak değil, yaşadığın çağda yakılan, yok edilen, katledilen günümüz mazlumlarının yanında olup, deccallerin karşısında durmaktır.
Kaldı ki, Şii dayatması ile 1500'lü yıllardan bu yana sana İslam, Vahhabi ve Arap dayatması yapılıyor. Hâlâ anlayamadın mı? Hüseyin duruşu demek; binlerce yıl önce kendi ideal ve felsefesi uğruna, her ne olursa olsun mücadeleden vazgeçmemek ve bu uğurda gerekirse ölmeyi göze almak demektir. Öyle ki, o mücadele ateşi bin yıllar sonrasına ışık olacak ve yoldaşları tarafından sonsuza kadar taşınacaktır.
Peki bizler ne yapıyoruz?
Binlerce yıl önce kendi anlayış ve idealine kavuşmak uğruna açlığı, susuzluğu ve ölümü göze alan bir topluluğun torunları olarak, Alevilik anlayışıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan 1514 Yavuz-İsmail taht ve kadın kavgasına takılı kalıyor ve bizi Şii-İslam’ın bir parçası gibi göstermeye çalışan tarihsel dayatmayı sürdürüyoruz. Bu uğurda binlerce canımızın şehadetine neden olan olayları yaşatıyor ve körü körüne geçmişte takılı kalıp bugünü görmezden geliyoruz.
Kaçımız günümüzün deccallerinin katliam ve zulümlerine karşı durabiliyor? Kaçımız bu uğurda mücadele edenlerin yanında yer alabiliyor?
Geçmişi anmaya elbette itirazım yok, ancak bugünü görmezden gelip binlerce yıl öncesine saplanıp kalan bir zihniyetin bir kez daha düşünmesi ve yaşadığımız zamana dönmesi gerektiğini söylüyorum.
Aksi takdirde, binlerce yıl önce Alevilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan olay ve kişisel çekişmelerin yaşandığı coğrafyalara dönüp baktığımızda; İran, Irak, Suudi Arabistan, Suriye gibi ülkelerin hiçbirinin Aleviliği, İslam-Şiiliğin bir uzantısı veya kendi çıkarlarının ötesinde gördüğünü söyleyebilir miyiz? Ne yazık ki hayır!
Dünyanın neresinde olursa olsun, haksızlığa, zulme ve katliamlara uğrayan her kim olursa olsun, onların mücadelesine saygı duyarım. Ancak, bugünü ve günümüzü görmezden gelip kendi insanımıza yapılan zulme duyarsız kalıp, "Onlar şöyleydi, böyleydi, yapmasalardı, devlete karşı gelmeselerdi..." gibi basiretsiz ve vicdandan uzak söylemler geliştirmeyi ahlaki ve insani bulmuyorum.
Titreyip kendimize gelelim!
Bugünün ayrıştırmalarına, taht kavgalarına ve çıkar çatışmalarına alet olmayalım. Kendimizi parçalara ayırmak yerine, bırakalım taht kavgalarını geçmişte ve günümüzde onlar yapsın. Bize düşen; birleşmek, birlik olmak, felsefemizle barışık kalmak ve yolumuzun şiarı olan "Zalimin karşısında, mazlumun yanında olmak" düsturuyla hareket etmektir. Kimseye maşa olmadan, başkasının malzemesi haline gelmeden…
Bugünün Kerbelalarını unutma!
Sivas, Çorum, Maraş, Ankara, Gezi, Suruç, Roboski...
Canlı canlı cehennem ateşine atılanları, yaşlı dedeleri, tecavüze uğrayan anaları ve bacıları, dünyaya gelmeden şişlenen bebekleri unutma, unutturma! Bizim geçmişimiz ve geleceğimiz, bu insanların anılarında saklıdır.
Sürç-i lisan ettiysem affola.
Aşk ile,
Kemal Atalar
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













