KENDI GERÇEKLİGİMİZ ( 2 )
Kemal ATALARAleviler olarak geçmiş fi tarihinden bu yana hiçbir zaman kendimiz olamadık, olmaya çabaladığımız anda karşımıza yen kendi içimizdeki satılmışlar ya da devlet olgusu çıkmakta ve bizim gerçekliliğimizi ögrenmemize tahammül edememekte ve hemen kaos yada katliamla bunun önüne geçmektedirler.
Ama tüm bunlara rağmen gerçekliliğimizi yazan çizen anlatan yüzlerce aydınlarımızın bu gerçekliği ilim ve bilim çerçevesinde tüm mitolojilerden uzak kanıtları ile ortaya çıkartma mücadelesi verdiklerini ve binlerce on binlerce kazanımlar olduğu da bir aşikardır.
Konumuzun ilki
Alevilik nedir ve Alevilik bir Din' midir...?
Yüzlerce seyit dede baba ve Bölgesel Alevilerimizin anlattığı ya da kendilerine
" Dedelerimizden babalarımızdan böyle gördük böyle bildik " kavramı sonucu Aleviliğin İslam’ın özü olduğu hikayesi dayatılmaktadır.
Ancak,
Alevilik hiçbir zaman ve hiç bir şekilde sadece İslam ile değil diğer tüm tek tanrılı dinlerle hiçbir şekilde özü kıyısı köşesi, tarikatı mezhebi olmamış ve olamazda.
Çünkü.;
Tüm dinlerin peygamberleri kutsal kitapları ve kendilerine münhasır yerine getirilmesi zorunlu olmazsa olmaz şartları var, burada İslam’ın
Hristiyanlığın Yahudi ve Museviliğin yada Zerdüşt ’iliğin şekil şartlarını tek tek yazıp kıyas yapmaya gerek görmüyorum, sadece İslam’ın özü hikayesi nedeni ile İslam açısından Aleviliği kıyas yapalım,
İslam’daki 5 vakit namazları, Ramazan Orucu, Kurban Bayramı, Hac, Kabe ,Umre Cennet, Cehennem, Huri, Gılman, öbür dünya anlayışı Alevilikte var mı..?
Maalesef bunların hiç birisi Alevilikte yoktur, olmadığı gibi Alevi canlar bunların hiçbirine de inanmaz (her ne kadar dedeler babalar bunları açıkça dile getirmeseler de.)
Alevinin kebesi canlıdır, taştan kayadan kendi elleri ile yaptığı betonarme yapılar değildir. (Benim kabem insandır.) gerçekliği Kâbe’nin gönül olduğu yani canlı olduğu, niyazın ve muhabbettin canlıya cemal cemale yani yüz yüze yapıldığı gerçeğinden hareketle, Kâbe de, niyazda, ibadet ritüeli de insana yani canlıya yapılır.
İslam’da, Hacca gitme şartı Namaz kılma şartı, oruç tutma şartı Var, Cennet cehennem, öbür dünya Günah Sevap var ve bunlara inanmayan ve yapmayanlar İslam yani Müslüman olamazlar, Alevilikte bunların hangisi var ve inanılıyor, tatbiki hiçbiri..!
En basit hali ile ve sadece bu kadarını irdelemek bile Aleviliğin İslam ile bağdaşmadığını, ölümün bitmek değil hakka yürümek yani doğaya kendi gerçeğine dönerek tekrardan devri daim olarak algılandığı yani yaşamın bitmeyip tekrar eden bir döngü ile başka donlarda dönüş yaptığını, bu vesile ile Cennetinde Cehenneminde olmadığı yaşarken karşılaştığı olaylar nedeni ile mutlu huzurlu ise Cennet, acılı sıkıntılı ise Cehennem olduğu yani her şeyi yaşarken gördüğüdür.
Namazın vakitle alakalı ve görülmeyen bilinmeyen boşluğa el açarak değil yaşayan insan olan canlıya yönelik cemaline niyazla, sohbetin muhabbettin, tatlı ve hoş sedanın birer muhabbet ve dolayısı ile ibadet olduğu ve bununda birbirini niyaz olarak cemal cemale yapılması şeklinde olması da , İslam’ın Namaz kıble Kâbe ( Her Can’ın yani Dostun gönlü Kâbedir.) Göz önüne aldığımızda yine İslam kuralı ile bağdaşmadığı gerçeğini görüyoruz.
Bu bağlamda, Aleviliğin tarifi açık bir ifade ile..
Din mezhep, tarikat olarak değil, Hak doğa canlı olarak görüp, doğada canlının kendi gerçekliği ile yüzleşmesi ve bu vesile ile yaşamında her şeyin insanda başlayıp insanda bittiği kuralı nedeni ile birlikte yaşamda tüm canlıların doğanın ve insanların beraber daim yaşayıp yaşatıla bilmesi için konulan yaşam kuralları, felsefesi olarak ele alıp bu felsefeyi çağların ve yaşanılan coğrafyaların gerçekliği göz önünde bulundurarak zenginleştirmek dönüştürmek yaşama uyumlu hale getirme davranışı şeklinde ele alarak ALEVİLİK BIR YAŞAM FELSEFESİDİR, diyebiliriz.
Orman bölgesindeki yaşam kuralları, Deniz, Ova, Dağlık, Tarım, Hayvancılık vb. yaşamın idamesi adına her nerede iseniz (Asya, Avrupa, Afrika, Türkiye, Ortadoğu ,vb.) oranın kendine münhasır kuralları ile ama yine insana canlıya doğaya münhasır gerçeklikler dikkate alınarak yapılan uygulamalar ( Sürek ) şeklinde uygulama farklılıklarında göz önüne alınarak yaşama dair felsefi yaşam kuralıdır.
Alevilik tek bir etnisiteye yani Türk’e, Kürde,
Arap’a, Alman, İngiliz vb. lerine münhasır değil Evrenseldir.
Bu yorumlar dikkate alındığında Aleviliği herhangi bir dine bağlama yada bir din deme lüksümüz olabilir mi..?
Tatbiki ve maalesef hayır, Alevilik ne bir dindir ne de herhangi bir dinin, özü öznesi bahçesi olamaz, olmaz.
Ancak.;
İnsanlığın birlikte yani komünal yaşama geçmesi ile kendilerince oluşturdukları bu kurallar adları kavramları farklı farklıda olsa Dinleri etkilemiş ve tüm dinler bu kurallardan nemalanmış fakat ,nemalandığı bu Öz’ü bozma ve yozlaştırma içine mitoloji hikaye ve korku kaosları diğer yandan da buradaki eziyet cefaya ve olmayan diğer tarafta, lüks şatafat izzet ikramı da unutmayarak halklar üzerinde hakimiyet kurmak sureti ile Aleviliği yani yaşam felsefesini yozlaştırmak sureti ile özünden de kopartmaya ve bu uğurda da katliamlar zulümler yapmaya çabalamışlar ve toplumda korku panik ve ceza mükafat mitleri sonucu yaratılan var edilen algılarla başarılı oldukları da görülmektedir.
Diğer bölümde Hz. Ali kimdir Alevimidir ve Alevilikte ibadet şekli ve dinlerden ayrışan özellikleri üzerinde duracağım.
Aşk ile....
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













