PROTESTO EDİYORUM...
Kemal ATALARHer yıl düzenlenen Hace Bekdaş anma programları bu yıl da (2024) yine belirlenen tarihte, tabii ki kısıtlama ve yasak getirilmezse, Ağustos ayında yapılacaktır.
Bu programa tüm Alevi kurum ve kuruluşlarının katılımı, hatta Hakikatçı Alevi örgütlülüğünün de orada yer alması gerekmektedir.
Düşünceler, yorumlar ve değerlendirmeler farklılık arz edebilir, hiç önemli değil. Önemli olan, celladına aşık olmamış olmak, kendi insanını gammazlamamış olmak, katliamlarında öncü rol almamış olmak, asimilasyon ve devlet işbirliği içinde olmamış olmaktır.
Çünkü,
Alevi yol erkanı kendi içindeki hainleri beslememeli, hiç ama hiçbir şekilde dede, baba vs. kimlikler altında devletin himayesinde hegemonyasında olmamalı. Maaşlı vaizleri ya da hurafe anlatıcıları olmamalı, Devletin tezgahıyla gri pasaport sahibi olup Kabe, haç, umre vb. gezilerle cem erenlerini yoldan düşkün etmemelidir.
Alevi yolunda düşkünlüğün temel mantığı, yolun devamlılığı ve ince nüanslarının mevcudiyeti için katil, ihbarcı, ücretli ve işbirlikçi olmamak olmalıdır.
Bu minval üzere baktığımızda, kimlikleri, ocakları, unvanları hatta koruma orduları ne olursa olsun ne kadar olurlarsa olsunlar, tüm dedeler, babalar sorgulanmalı, yolun saf ve ari olmasına asla helal getirilmemelidir.
Resmi anma programlarına gidenler dışlanmalı, resmi sıfat altında veya orada daire başkanlığı, din işleri vb. absürt kimliklerle kesinlikle yan yana olunmamalı. Bu tür tutum içinde olanlar tek tek deşifre edilmeli ve hemen bağlı ocakları ve Ser çeşme olarak "Düşkün" ilan edilmeli. Bunların bulundukları cemlerde asla yer alınmamalı, protesto edilmelidir.
Bu tür zihniyettekilerin Anadolu Aleviliğine verecekleri zararlar göz ardı edilmemelidir. Yakın tarihte 1990'lı yıllarda, tezgahlanan ve halen sanki Alevileri temsilde tek kimlik olduğunu zanneden işbirlikçi Cem Vakfı ve ardılları olan Diyanet İşleri içinde masa tahsis edilmiş maaşlı kiralık maşalar (bunlar isterse Postnişin yetkileri bile olsa), hemen deşifre edilmek suretiyle dışlanmalıdır. Sivas'ın, Çorum'un, Maraş'ın, Madımak'ın anıları unutulmamalı, müsebbibi olan bu tezgahtarlara yer verilmemeli, kesinlikle protesto edilmeli, dışlanmalı, hiçbir kararlarına itibar edilmemelidir.
Anadolu Alevileri olarak, Hallac-ı Mansur'lardan, Pir Sultan'lardan ateşi almış küllerimizden tekrar tekrar var olmuşuz ta ezelden ebede. Her dönemde olduğu gibi içimizdeki çürükler bizi yandırmış, yakmıştır.
Ama, çağ ve zaman artık ilkellik, hurafe ve mitoloji çağı değil, içim ve bilim çağıdır, aydınlanma çağıdır. Bu nedenle, gelecek nesillere bırakacağımız, bırakmamız gereken dünya yaşanılabilir, kana, katliama ve kiraya satılmayanların dayanışması ve birliktelik gücüyle olacaktır.
"Elin attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar beni" deyimini değiştirelim, dostu düşmanı ayıralım.
Protesto edelim.
Aşk İle...
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













