Yörünge...
Kemal ATALARYörünge, kendi iç ekseni içinde dönen ya da içiyle dışı bütün tüm olan olarak baktığımızda; zaman ve çıkara göre değil, yaşamsal doğa kurallarına bağlı olarak değişim ve dönüşüm sağlayan olarak anlaşılır...!
21. yüzyıla geldik, gidiyoruz; “İlim, Çin'de dahi olsa gidin alın” denilen, ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır felsefesinin temel taşları olan Aleviliği, halen 5–6. yüzyılda arayan zihniyetin ve geçmişten günümüze mevcut egemen güçlerin boyunduruğu altında olan ya da çıkarları uğruna, kendi anlayışıyla birlikte gelecek nesilleri de karanlığın kucağına atan biatçı anlayışın, günümüzde Aleviliği esas yörüngesine, yani özüne döndürme gayreti içinde olan bizlere atfen, “Sizler Aleviliği bin yıllardır var olan yörüngesinden çıkartarak uçuruma atıyorsunuz” diye sui zanda bulunanlara verilecek en güzel cevap şöyledir: “Bizim, bizlerin yaptığı yörüngesinden çıkartılıp, biatçı dinci yoz ve 6. yüzyıl karanlığına itilen Aleviliği, o absürd yörüngeden kurtarıp, özüne dönüştürme; ilim ve bilimle, insanı kamil aklıyla esas kendi yörüngesine oturtma çabasıdır.” demeli...
Aleviliğin mevcut hiçbir din ile ne özsel, ne yaşamsal, ne de kuralsal bir iletişim ve ilgisi olmamasına rağmen; kimileri “Alevi İslam” diyerek, kimileri “İslam'ın özü” diyerek, kimileri Zerdüştlüğün ardılı yaparak, kimileri de Hristiyan anlayışındaki “Sevgi” kelimesi ile özdeşleştirerek asıl yörüngesinden saptırdıklarının bilincinde değiller ya da kasten ve çıkar uğruna bir yerlere yama yapma derdindeler; kimi gri dedeler, kimi Alevi-Bektaşi, İslam din hizmetleri diyerek... Asimilasyona çanak tutmakta ve devam etmektedirler; ne yazık ki, bunları yapanlarda sözüm ona “Ocak soyundan olduklarını, pir olduklarını, dede olduklarını” söyleyen satılmışlar da bulunmaktadır...
Aman aman, öyle çok fazla ayrıntıya, öyle çok uzak noktalara felsefe yapmaya ya da belgeler, kanıtlar, dokümanlar ortaya sürmeye gerek yok. 21. yüzyılda, bir tarafta kendi içimizdeki elmanın çürükleri, diğer tarafta ise halkın; okuma, araştırma, sorgulama yetisini kullanmayarak “işte zat şöyle söylemiş, dedem babam anlatmış” demelerine rağmen, çok basit birkaç örnekle ve bunlara benzer örneklerle kıyas, sorgulama, akıl yürütme ile kimlerin asıl yörüngesine oturmaya çalıştığı, kimlerin saptırdığı ve halen maşa olarak saptırmaya çalıştığı çok bariz bir şekilde anlaşılır diye düşünüyorum.
Birkaç örnekleme:
Dinlerde mevcut olan ve uygulanan kurallar: ibadet, namaz, hac, zekât, hadis, oruç, evlilik yaşları; cinsiyetçilik anlayışları; çoban ve sürü anlayışı; biat ve dayatmalar; dinler için öldürme, katliam; cariye, köle, birden fazla evlilik; miras; eğitim-öğretimden uzaklaştırma; sırat; cennet, cehennem ve daha bir sürü zırva anlayış...
Yukarıda, birkaç kelime ile sınırlandırdığım anlayışlardan hangisi, gerek İslamiyet, gerek Şiilik, gerek Zerdüştlük vb. inançlarla örtüşmekte ve kabul görmektedir?
Alevilik yolu, bir süreklilik içerisinde binbir olmasına rağmen; asimile olmamış, çürük elmaların dayatmaları dışında, özüne sadık olan Alevilik yolu ve süreci içerisinde hangisinde bunlar var ve kabul görmekte?
Tabii ki, hiçbir şekilde örtüşmemekte; hatta, dayatma ve zorlamalara rağmen, binlerce yıldır bütün dinlerin Alevilik üzerindeki tezgahlarına kendilerine benzetmelerine rağmen, hiçbiriyle yakından, uzaktan anlayış birliği bile bulunmamaktadır.
Şimdi soralım bakalım: Ey, satılmış, kiralık akıllı, 6. yüzyılda kalmış, kendi yolunu satanlar; bizler mi, Aleviliği yörüngesinden çıkarıp uçuruma yuvarlıyoruz, yoksa sizlerin uçuruma gönderdiğiniz Aleviliği, siz yörünge dediğiniz çıkmaz sokaktan alıp, asıl özüne, yörüngesine mi oturtmaya çalışıyoruz?
Ne mutlu özüne sadık kalana, ne mutlu bu yolda dobra ve doğru yürüyene, ne mutlu ilim ve bilim ışığında satılmış tüccarlara karşı duranlara,
Aşk ile...
Kemal Atalar
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













