Alevilik İnancında Varlık ve Hak Anlayışı: Birlik ve Bilim Rehberliğinde İnsan-Doğa İlişkisi
Mehmet Ali DEMİRAlevilik, tarihi kökleri binlerce yıl öncesine dayanan bir inanç ve yaşam felsefesidir. Alevi inancında varlık, evrenin bütünsel bir parçası olarak kabul edilir ve "vardan var oluş" şeklinde tanımlanır. Bu kavram, tüm varlıkların birbirine bağlı olduğu, birbiriyle uyum içinde var olduğu ve bir bütünün parçaları olarak görüldüğü inanç sisteminin temel taşlarından birini oluşturur. Alevilik, insanı ve doğayı birbirinden ayrı unsurlar olarak değil, aksine, birbirini tamamlayan, birbiriyle sürekli etkileşim içinde olan varlıklar olarak ele alır. Bu anlayış, doğa ile insanın birlikteliğini ve evrendeki tüm varlıkların bir bütün olarak kabul edilmesini vurgular.
"Vardan Var Oluş" Kavramı
"Vardan var oluş" kavramı, Alevilik inancında önemli bir yere sahiptir. Bu ifade, varlıkların yoktan var edilmediği, aksine var olan bir şeyden, başka bir varlıktan türediği fikrine dayanır. Bu görüş, evrendeki tüm varlıkların birbiriyle bağlantılı ve sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu anlatır. Canlı ya da cansız her şey, varlığını bir diğerine borçludur ve bu döngüsel yapı, evrendeki ahengin, denge ve düzenin temelini oluşturur.
Alevilik, yaratılışın bir başlangıcı ve sonu olduğu fikrinden ziyade, sürekli bir varoluş ve dönüşüm sürecini benimser. Evrenin her bir parçası, bir bütünü oluşturur ve bu bütüne katkıda bulunur.
Rehber Olarak Bilim
Alevilikte rehberlik eden en önemli unsurlardan biri de bilimdir. Alevi toplumu, bilgiye ve bilimin rehberliğine büyük önem verir. Doğruyu ve hakikati aramak, insanın hem kendisini hem de evreni anlama çabasının bir parçasıdır. Alevi inancı, akıl ve bilimi rehber edinerek bir denge kurar. İnsanın doğa ile uyumlu bir yaşam sürmesi, bu bilimsel bilgiye dayalı olarak mümkündür. Alevilik, bilimi sürekli bir arayış ve gelişim süreci olarak ele alır ve bilimi dogma yerine akıl yürütmenin temeli yapar.
Doğa ile İnsan Birliği
Alevilik inancının bir diğer önemli öğesi, insan ve doğa arasında kurulan sıkı bağdır. Doğa, Alevilikte kutsal bir niteliğe sahiptir ve insanın bir parçası olarak kabul edilir. İnsan, doğadan bağımsız değil, onunla iç içe bir varlıktır. Bu birliktelik, doğaya saygı duyma, onu koruma ve sürdürülebilir bir şekilde onunla uyum içinde yaşama gerekliliğini doğurur.
Alevilik inancında, insan doğanın efendisi değil, bir parçasıdır ve bu derin bağ, hem insana hem de doğaya zarar verecek her türlü davranıştan kaçınılması gerektiğini öğretir. Bu anlayış, modern çevrecilik hareketleriyle de uyumlu bir perspektif sunar ve doğanın korunmasını, insan varoluşunun temel bir gerekliliği olarak kabul eder.
Cennet ve Cehennem Kavramlarının Yer Almadığı Bir İnanç Sistemi
Alevilik, cennet ve cehennem gibi mekanik bir ödül-ceza sistemine dayalı kavramları benimsemez. Bu inanç sisteminde, cennet ve cehennem soyut kavramlar olarak ele alınır ve kişinin iç dünyasında, vicdanında, eylemlerinde cisimleşir. İyi ya da kötü eylemlerin sonuçları bu dünyada ve insanın kendi iç dünyasında karşılık bulur. Aleviler, yılda bir kez pirlerinin karşısında "dar" olur, görgüden geçer ve hesap verir. Alevilikte bu dünya, bir sınav alanı değil, bir varoluş ve anlam arayışının gerçekleştiği yerdir.
Hak Anlayışı: Varlığın Kendisi Olarak Tanrı
Alevi inancında Hak, klasik anlamda dışsal ve aşkın bir varlık olarak görülmez. Hak, evrenin bütünü ve varlığın kendisi olarak kabul edilir. Yani Hak, doğrudan evrendeki her şeyde mevcuttur ve her şey onun bir parçasıdır. Bu anlayış, panteist bir yaklaşıma yakındır ve evrendeki tüm varlıkların ilahi bir kaynağa dayandığını ifade eder.
Alevi düşüncesine göre insanın özü ilahi bir nitelik taşır ve her insan bu ilahi özün bir parçası olarak kabul edilir. Bu nedenle insanın kendini bilmesi, evreni ve varlığı anlamasıyla eşdeğer tutulur. Kendini bilen insan, Hak’kı da bilir ve bu bilme hali, insanın evrendeki yerini ve sorumluluklarını kavramasına yardımcı olur.
Alevilik, insan-doğa birliğine dayanan, bilim ve akıl rehberliğinde bir inanç sistemidir. Varlığın bütünsel bir parçası olarak kabul edildiği bu inançta, insanın doğayla uyum içinde yaşaması esastır. Cennet ve cehennem gibi kavramların bulunmadığı, Hak’ın evrenin bütünü ve varlığın kendisi olarak görüldüğü bu felsefi yaklaşıma göre, insanın kendini bilmesi ve doğa ile uyumlu bir yaşam sürmesi, hakikate ulaşmanın temel yollarından biridir. Alevilik, modern dünyanın çevresel ve insani sorunlarına derin bir yanıt sunarak, insanı evrensel bir bütünün parçası olarak ele alır ve bu anlayışıyla sürdürülebilir bir geleceğe ışık tutar.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















