Çocuklarımız Ölüyor Birer Birer, Koparılıyor Narin Çiçeklerimiz
Mehmet Ali DEMİRSon yıllarda, çocuklara yönelik şiddet, istismar ve ihmallerin artması, toplumun en büyük yaralarından biri haline geldi. Her yeni gün, bir başka acı haberle sarsılıyoruz; kimi zaman çocuklar kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, kimi zaman ise devletin himayesi altındaki yurtlar ve kurslar ihmaller sonucunda ölüm tuzaklarına dönüşüyor. Bu kaçıncı Narin, kaçıncı Leyla? Neden çiçeklerimiz daha açmadan soluyor?
Narin, Leyla ve diğerleri... Hepsi bu toprakların narin çiçekleri, hepsi geleceğimizin simgeleri. Ancak onların hayatları yarım kalıyor. Okula gitmesi, oyun oynaması, geleceğe umutla bakması gereken çocuklarımız, akıl almaz bir şekilde istismar, şiddet ve ölüme maruz kalıyor. Bu olaylar, sadece bireysel trajediler değil, aynı zamanda toplumsal bir sorunun, sistematik ihmallerin ve adaletsizliğin yansımalarıdır.
Güvende Olması Gereken Yerler Ölüm Tuzaklarına Dönüşüyor
Çocukların en güvende olması gereken yerler; eğitim kurumları, devlet yurtları ve kurslar, ne yazık ki zaman zaman ölüm tuzaklarına dönüşüyor. Son yıllarda yaşanan olaylarda, devletin bu kurumları yeterince denetlemediği, ihmallerin göz ardı edildiği ve sonuçlarının görmezden gelindiği ortaya çıkıyor. Yangın güvenliği olmayan yurtlar, yeterli donanıma sahip olmayan personelle dolu kurslar, çocukların ruhsal ve fiziksel sağlığını hiçe sayan sistemler… Bütün bu ihmallerin sonucu olarak, çocuklarımız katlediliyor, tecavüze uğruyor, diri diri yanıyor.
Adalet Yerini Bulmuyor, Üstü Kapatılan Olaylar
Bu trajediler sonrası adaletin sağlanması beklenirken, ne yazık ki adalet çoğu zaman yerini bulamıyor. Koparılan çiçekler için değil, yatılı Kuran kursları ve bu kurumlarla bağlantılı olayların üzeri kapatılıyor. Parti ilişkileri nedeniyle failler korunuyor, medya üzerindeki baskılarla olaylara yayın yasakları getiriliyor. Fail ya cezasız kalıyor ya da verilen cezalar toplumun adalet beklentisini karşılamıyor. Adaletin sağlanmadığı bir toplumda, bu tür olayların tekrar yaşanma olasılığı her geçen gün artıyor. Çocuklarımızı korumakla yükümlü olan sistem, her seferinde bir eksiklik ya da ihmal göstererek bu trajedilere zemin hazırlıyor.
Toplumun ve Devletin Sorumluluğu
Bu olayların tekrarlanmaması için toplum olarak büyük bir sorumluluğumuz var. Çocuklarımızın geleceğini korumak, onları güvende tutmak için bireysel ve kurumsal anlamda harekete geçmek zorundayız. Hesap sormalıyız. untmamalız. Devlet kurumlarının denetimleri sıkılaştırılmalı, çocukların güvenliğine dair yasalar uygulanabilir olmalı ve caydırıcı cezalar getirilmelidir. Aynı zamanda, toplumun her bireyi, bu trajedilere karşı duyarlı olmalı, farkındalık artırılmalıdır.
Çocuklar söz konusu olduğunda, "Bu bizim sorunumuz değil" deme lüksümüz yok. Her bir çocuk, toplumun geleceği, umudu ve aydınlık yarınlarının temsilcisidir. Onlara sahip çıkmadıkça, bu trajedilerin sonu gelmeyecek.
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası

















