Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
Mehmet Ali DEMİRBazen bir insanı tanımak için yıllara değil, tek bir zamana ihtiyaç vardır.
Zor bir zamana…
Çünkü kalabalıklar, iyi günlerde çoğalır; ama zor günlerde sesler çekilir, gölgeler büyür. O zaman anlarsın kim yanında, kim sadece yanında görünüyordu.
Bu bir yakınma değil.
Bu, bir yolun kaydıdır.
Basın dediğin şey; sadece yazmak değildir.
Doğruyu yazmaktır.
Hiç kimsenin önünde eğilmeden, kalemini kiraya vermeden, onurunu satmadan yazmaktır.
Ve bu, göründüğü kadar kolay bir iş değildir.
Biz o yolu seçtik.
Bedeliyle birlikte…
Beş gün boyunca susturulmak istendik.
Siber saldırılarla, teknik engellerle, görünmez duvarlarla…
Ama asıl zor olan o değildi.
Asıl zor olan;
Uğruna mücadele ettiğin insanların,
o sessizliğin arkasına saklanmasıydı.
Bir telefon kadar yakın olanların,
bir cümle kadar uzak kalmasıydı.
Oysa bazen bir “yanındayım” demek,
bir insanın omuzuna konan en büyük güçtür.
Çağrıda bulunduk.
Defalarca…
Bu sorun, küçük desteklerle çözülebilirdi.
Ama dört gün boyunca yayın yapamadık.
Bir an geldi…
“Bırakalım” dedim.
Ama insan, 9 yıllık emeği bırakabilir mi?
Yüzlerce haberi, yazıyı, gerçeği…
Teslim olmak bize yakışmazdı.
Yine yakışmadı.
Bir kişi duydu sesimizi…
Sevgili Yeter Eroğlu.
Bir de…
Kızım.
Onun bankadan aldığı destekle ayağa kalktık yeniden.
İnsan bazen böyle öğreniyor:
Koca bir kalabalığın içinde,
aslında ne kadar yalnız olduğunu.
Ama bu yalnızlık, geri adım attırmaz.
Sadece gerçeği daha berrak gösterir.
Biz bugüne kadar hiç kolay yollardan yürümedik.
Hakkımızda davalar açıldı,
havaalanlarında gözaltına alındık,
avukatlara ağır bedeller ödedik…
Ama hiçbir zaman “başımıza ne geldi” diye ağlamadık.
Çünkü bu yol,
şikayet yolu değil, mücadele yoludur.
Ve ben…
Bu yolu kimse için değil,
yolun kendisi için seçtim.
2011 yılında bana bir ömür biçildi:
“En fazla üç yıl” dediler.
Ama insanın ömrünü doktorlar değil,
direnci belirler.
Üç büyük ameliyat…
Mide, safra kesesi, karaciğer, lenf ve prostat…
Ve sonra yine kalem…
Yine haber…
Hastaneden çıktığım hafta,
250 kilometre yol gidip toplantıya katıldım.
Çünkü bu mücadeledir,
bir meslek değil;
bir yoldur.
Şimdi dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Eğer gücün varsa varsın.
Yoksa…
Kalabalıklar sadece gürültüdür.
Ama yine de…
Ben bildiğim yolda yürümeye devam edeceğim.
Yalnız da olsam.
Sessiz de olsam.
Çünkü bazı insanlar kalabalıklarla değil,
hakikatle yürür.
Ve ben…
Son nefesime kadar,
doğru bildiğimi yazmaya devam edeceğim.
Aşk ile…
Mehmet Ali Demir
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası













