Yönetici ya da Önder olmak
Mehmet Ali DEMİRBir örgütte yönetici olmak zordur, ama şunu da bilmemiz gerekir ki, herkes yönetici olamaz, yöneticinin bazı özelliklere sahip olması lazım. Yönetici olan kişi, örgüt içinde mevcudu korurken değişimi başaran, değişimi harekete geçirerek yaşadığı sürece, çağa, ortama uygun davranabilen ve buna göre hedef belirleye(bile)n kişidir. Toplumsal mevcudu korumak için değişime sırtını dönen bir yönetici sonunda kaybetmeye mahkûmdur. Bu durum örgütü de zayıflatır.
Yöneticinin hedefe ulaşabilmesi için mevcut bireyleri en uyumlu ve en verimli şekilde organize etmesi, örgüt içinde demokrasinin de işlerliğini sağlaması gerekir. Bunun yanında düşüncelerini bilimsel süzgeçten geçirip toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak güce ve iradeye sahip olabilmelidir. Yönetici düşünsel olarak bilime hizmet ederken, örgütün, kurumun hedeflerini kitleye anlaşılır şekilde anlatmalı ve şeffaf olmalıdır. Ama asla o kitlenin onu yönlendirmesine izin vermemeli, popülizme düşmemeli, ya da kitle kuyrukçuluğuna düşmemelidir. Kitlenin her istediğine izin verdiği zaman, o kitleleri değil, tam tersine kitleler onu yönetmeye başlar ki, bu örgüt için de çok tehlikeli bir durum teşkil eder.
Örgütler, belirli amaçlar için kurulur. Amaçlarına uygun ve zorunlu konularda araştırma, geliştirme çalışmaları yapar. En önemlisi de yetişmiş insan gücüyle en doğru, en verimli faaliyetleri yerine getirmeye çalışmalıdır.
Etkin iletişim, örgütsel verimliliği ve dış çevreye karşı ortak tutumla örgütte birliği sağlarken, yöneticiler haklı eleştirilere de açık olmalıdır. Bir yönetici “Ben küstüm, oynamıyorum” demek lüksüne asla sahip değildir. En acımasız eleştiriler karşısında bile kitle ile, diğer kurum yöneticileriyle ilişkisini kesmemeli, aksine olumlu yaklaşıp sorunu çözümünü aralamalıdır. Aksi takdirde “örgüt” denilen kurum sadece tabela olarak kalır.
Öte yandan yönetimin temel fonksiyonları olan Denet(leme)im, kontrol, yönlendirme de çok önemlidir. Örgütsel çalışmalar yürütülürken, kitleleri bireylere (yöneticilere) değil, örgüte gönül bağıyla bağlamak esas olmalıdır. Bireylerin bazı temel zaaflarını kullanarak, onları kendine bağlayıp daha sonra da bunu örgüte karşı kullananlar olabilir. Bu tür yöneticiler darbeci bir kafa yapısına sahip olurlar. Bencil olurlar. Örgütçü olamazlar.
Bu gibi kişiler örgütü değil, sadece kendisini ve koltuğu düşünür, koltukta kalıp kişisel egosunu tatmin etmeye çalışırlar. Bunların ruh hali, “Ben varsam, beni sevenler olur” diye düşündüğü için de kendini örgütün önünde, daha değerli bir konumda düşünürler. Bunun gibi egoları yüksek, bencil kişilerden kurtulmak çok önemlidir.
Böyle düşünenlerin uygun koşullarda örgütten gönderilmesi sağlanmalıdır. Zira bunlar ilerleyen zamanlarda, topluma da, örgüte de daha zararlı faaliyet ve düşünceler içinde olabilirler.
Şunu herkes çok iyi bilmeli ki, hiç kimse bulunmaz Hint kumaşı olmadığı gibi, kimse vazgeçilmez de değildir. Temel olan, esas olan toplumdur, örgüttür. Gidilen yoldur.
O yüzden de “Yol cümleden uludur” der Pirlerimiz.
Yol’a hizmet edenlere aşk olsun….
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Zor Zamanda Tanır İnsan İnsanı
- Newroz : Kızılbaş Kozmolojisinde Doğanın Uyanışı ve Devrimci Kawa’nın Ontolojik Direnişi
- Gazi: Karanlığın İçinden Yükselen Halkın Direnişi
- Emperyalizmin Kanla Yazılan Tarihi
- Hamaney’in Gölgesinde Büyüyen Korku
- Barış Süreci mi, Rejim Tahkimi mi?
- Onurlu Bir Yaşamın Savunusu - Selçuk Kozağaçlı
- Bir Ülke Karanlığa, Bir Gazeteci Hücreye: Ali Can Uludağ
- Hakikatin Ontolojisi Kurulana Kadar Bu Mücadele Bitmeyecek
- Öcalan’ın Tutumu ve Türkiye’de Yeni Siyasi Denklem
- Devrimci de Olsa, Yol da Olsa Hesap Görülmeden Söz Yarım Kalır
- Akbabalar, Çakallar Ve Dünyanın Leş Sofrası



















