BİLDİĞİMİN ALİMİ BİLMEDİĞİMİN TALİBİYİM
Rıza AYDINDeğerli arkadaşlar değerli muhabbet ehli: Bir muhabbet için yazdıklarımı sayfamada alıyorum
- Hem burada hem de sosyal medyada herkesin kendi adıyla yazıp, öyle görülmesinin uygun olacağını düşünüyorum, herkesinde kendi adıyla görünmesini istiyorum. Maskeli balo Alevi kültüründe pek yok, şimdilerde de buna ihtiyaç yok.
Ben Facebook bile sahte kimlikli hesaplarla arkadaş olmuyorum, olmamaya özen gösteriyorum.
Alevilerin içinde kişinin kimliğini saklamasına kendini gizlemesine vs gerek yok.
- Adım Rıza Aydın. Daha çok Adana’da yaşıyorum ama aslen Şarkışla’nın Kaymam köyündeyim.
Kaymak Köyü Emlek bölgesinin 36 Alevi köyünden biri.
- Benim babam tarafım Yakup Abdal ocağından dede sülalesi, bir dede ailesiyiz ama ben dedelik yapmıyorum.
Ana tarafımın ana tarafı Nazlım Abdal ocağından baba tarafı Pir Sultan ocağından.
Bizim ailede ana tarafının kültürü çok daha etkindir.
Yakup Abdal ocağının taliplerinin çoğu Sünnileşmış. Yakup Abdal’ın türbesi Ankara Elmadağda Yakup Abdal köyünde, o köy bile şimdi Sünni. Erzurum’da da Yakup Abdal köyü var ama onlarda Sünni.
Bizi Şarkışla ovasında da taliplerimiz varmış onlarda Sünnileşmiş; mesela Muhsin Yazıcıoğlu’nun köyü olan Elmalı bizim köyün komşusu onlar bile 1826 yılına kadar Aleviymiş
- Annemin dayısının oğlu olan Nazlım Abdal ocağının dedesi olan Hüseyin Acırlıoğlu dedelik hizmeti sürdürürdü.
- Bizde gidişat yanı sürek şöyledir.
Bizim Ocak’lar Hacı Bektaş Dergahına bağlıdır.
Bir dedenin diyelim ki 6 oğlu var. Dedenin altı oğlunun altısıda dede olmaz.
Ocak’ta hali hazırda dedelik hizmeti yürüten dede yaşlanınca, oğullarının gidişatına bakarak, talipleri ile kendi akranı olan ehil dedelere sorarak oğullarından bu göreve meyilli olan birine el verir. Dededen el alan oğul dede olmak için - dedelik hizmetine çıkmak için, gider bunu Hacı Bektaş postnişinine de söyleyip bir nevi tasdik ettirir.
Dede hizmete çıkmadan önce ya da en az iki yılda bir Dergaha uğrar, hakkında taliplerden her hangi bir şikayet var mı diye sorup Hüccet Nâme alır. Hacı Bektaşın, “en az iki yılda bir Dergaha gelip, hüççetini yenilemeyenin hücceti delik kendi murtattır” dediğine inanılır. Bu söz “Tacı delik kendi murtattır” diyede söylenir.
Hüccet Dergahtan dedeye verilen yetki - görev belgesidir. “Kimi benden kağıt hüccet soruyor” diyor bir deyişinde aşık. Hasan Sabah geleneği olan Nizerilerde de göreve gönderilen kişiye verilen belgeye “Hücce - Hüccet” deniyor.
- Taliplere gidip, yolu sürdüren dedeye dede denir; dedeye asla pir denmez. Dede dededir. Pir yolun kendisi ile o yolu kuran zattır yani Hünkar Hacı Bektaştır. Buyrukta pir kim diye sorarlarsa yol de diyor. Biz, “Pirim Hünkar Hacı Bektaş aşkına” diye söz verir gülbenk alırız. Her dede mümkün olduğu kadar kendi taliplerinin görgüsünü sorgusunu yapar ama birlik cemlerine her Ocak gelir birlikte yapılır.
Herkesin kendi kendine pir deyip, “pir filan” diye kart bastırmasını doğru bulmuyorum; bunu kusurlu bir davranış olarak görüyorum. Pir Fars dilinde yaşlı adam demektir; bunun için bir ayağı öte dünyada olan yaşlılara “piri fani” derler.
Talip dedeye pir dese bile, dedenin kendi kendine pir demesi yakışık almaz, bizim gidişatımıza uygun değildir. Kişi dedede olsa, aşıkta olsa kendini övüp, yüce göstermesi yola uygun değildir. Kişi alçak gönüllü olmalıdır. Kişi kendini herkesten engin göstermelidir. Belki bunun için bir deyişimizde “Engin ol gönül engin ol” diyor.
- Ayrıca Üzerine basa basa belirtmek isterim ki, her ocağın bir post dedesi olur. O yaşlanınca yolu sürdürecek olan birine el verir. Bir dede ocağındaki bütün erkeklerin dedeyiz, piriz diye kendini taktim etmesini doğru bulmuyorum. Dedenin elvereceği oğlu, mutlaka evli, yola girmiş, bir kişi olurdu eskiden.
- Alevi yolunda yola girmiş olan, musahibi olan, yola giren kişi görgüye sorguya alınır. Yola girmemiş, yola girmek için ikrar vermemiş bir kişiyi, görgü cemine alıp, görgüden geçiremezsiniz.
- Bugün Cem evlerinde, Alevi derneklerinde olan işleyiş bundan dalayı farklıdır. Orada Alevi ahlakında olan kişiler, dernekler yasasına göre hareket ediyorlar. Yola girmemiş ki adamı yol ehli görsün.
Derneğin işleyişinde sorun çıkaranı Cem’de değil dernekler hukukuna göre yargılarsın. Derneklere Alevi olanda, olmayanda, yola ikrar verende vermeyende üye olmuş olabilir; teorik olarak bu böyledir.
Bütün kavramları birbirine karıştırmaya gerek yok; kavramları yerli yerinde kullanmak, anlaşılır, basit, sade bir dille anlatmak gerekir. Katibi “Taşradan görülür içimiz bizim” der, bizler son derece açık, sade, net olmalıyız.
Aşkı niyazlarımla.
12 Haziran 2019
Rıza Aydın. Kaymak Köyü Şarkışla.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













