HER ŞEY BİRİ İLE İLİŞKİLİDİR
Rıza AYDINİslam dünyaya bir fikir hareketi, dini bir ideoloji olarak yayılmadı, işgalci birliklerin üst yapı kurumu olarak gelişip, dayatıldı.
Bu durumu anlamanız için İspanya'nın Arap -İslam ordularınca işgalini düşünün!
Tarık Bin Ziyad (Ziyad'ın oğlu Tarık) komutasında İspanyaya çıkarma yapan Arap orduları, 711 yılında İspanyaya ayak basınca, askerlerin geri gitme umudu kalmasın diye gemilerini yakıyorlar.
Tarık Bin Ziyad'ın yaptığı dramatik konuşma ilginçtir.
Akdeniz'den gelip, İspanyaya çıkarma yapan istilacı Arap ordusunun komutanının konuşmasını Google’dan bulup okuyun. Durumu özetleyişi son derece gerçekçidir. Açsınız der askerlerine, evi barkı, aşı ekmeği olmayan yetimden daha kötü durumdasınız, elinizde kılıcınız, önünüzde de kocaman bir zenginlik var, saldırın yoksa öleceksiniz der. Araplar, İspanyayı işgal edeler; işgalci güçler bir üst yapı kurumu olarak ideolojisini de beraberinde götürür bu İslam ideolojisidir; İşgalciler egemen oldukları yere, kendi değerlerini, dilini, kültürünü dayatır, bunlara karşı olan yerel güçlerse, bunların dayatmalarına karşı kendi argümanlarını yaratırlar.
Bu süreç Horasan’da da aynen böyle olur, aradaki tek fark Horasan’a gemiyle değil atla gelirler.
Süreci işgal eden ile işgal edilenin ideolojik faaliyeti olarak düşünün her şeyi anlarsınız; diyalektiğin bir kuralı: “her şey birbiri ile ilişkilidir” der.
Mesela İşgalciler, İşgal ettiği ülke ahalisine şöyle derler. Bizim sizi işgal edip, size hükmetmemiz yaratanın takdiri ilahisidir; bu bir kaderdir, alın yazısıdır, alın yazınızı Allah böyle yazmış, bize boyun eğmeniz, alın yazınızı yazan Allah'ın takdiri ilahisidir, buna razı olmak mecburiyetindesiniz der; sahiden de işgalci Arapların elindeki kutsal kitap alın yazısını, kaderi böyle yazıyor. İşgale uğrayan ya bu dayatmaya kanıp, buna boyun eğecek ya da işgale karşı çıkmak için “ben alın yazısı olduğuna, bunun bir kader olduğuna inanmıyorum” diyecektir. Unutmayalım ki, sınıflar mücadelesi önce sözcükler üzerinden yürür: bunun için söz önemlidir.
Mesela Hamdullah Çelebi’nin Şeriat mahkemesindeki ibret verici savunması okuyun “biz Aleviler alın yazısına inanmayız” der; alın yazısını reddedebilmek, tarihin en devrimci duruşunu gösterip, en devrimci ideolojisinin tohumunu saçmaktır. Hünkarın “Anlamadığınız duaya amin demeyin” sözünü, işgal eden ile işgale uğrayanın karşılıklı ideolojik mücadelesi olarak düşünün, bu sözün niye söylenmek zorunda olduğunu anlarsınız; tarihi süreci bilmek yaratılan kültürel değerleri anlamak için önemlidir.
Ülkeleri işgal edilen Horasan halkı, tarihte eşi benzeri az bulunur bir halk önderi olan "Horasanlı Eba Müslim’in" önderliğinde birleşip, teberleri çekip saldırıya geçerek, İşgalci Emevi Devletini 750 yılında yıkarlar. Eba Müslim önderliğinde işgalci Arap devletini yıkan halk Abbas’ı Devletinin kurulmasının yolunu açar.
Emevilerin yerine geçen Abbasiler kendilerini iktidara taşıyan Eba Müslim ile komutanlarını sarayda yemeğe davet ederler.
Şimdi buraya bir mim koyup size şunu sorayım, siz olsanız devrim yapıp iktidara getirdiğiniz bir iktidarın davetini kabul edip saraya gider miydiniz gitmez miydiniz? ...
Eba Müslim Horasani ile üç komutanları sarayın yemek davetini kabul edip, gidip ziyafet masasına oturup yemek yerlerken, aniden yemek odasına giren silahlı askerlerce katledilirler, tarih 755; yani devrimden beş yıl sonra, karşı devrim olur, Fransızlar bu tür hareketlere "Termidor" derler; unutmayın ki her devrimin bir "Termidoru" olabilir.
Eba Müslim korkusundan kurtulunca Emevilerin yerine gelen iktidar Emevilerden farksız olur.
Eba Müslüm’den yaklaşık olarak "Yüz Yıl sonra" İşgalci Arap orduları Azerbeycan’a saldırır. İktidarda Hürrem adında bir kadın hükümdar vardır, tam o sırada Hürrem’in eşi Cavidan ölür. Hürrem Sultan, işgalci Araplara karşı savaşacak olan ordusunun başına Babak diye bir komutanı atar; Babek komutasındaki şanlı Azerbeycan ahalisi işgalcileri yendiğinde tarih yaprakları 816 yılını gösteriyordur.
Arapların Azerbaycan’a saldırıları devam eder, Babek komutasındaki yurtsever Azeriler 6 defa işgalcileri yenerler. Babek bu Şanlı direnişin bayraklaşmış adıdır.
Dönemin işgalci Arap birliklerine hükmeden Abbas’ı Halife’si Babeki yenmek için Aşil adında bir Türkü komutan atar; tarihte Türklerin en iyi yaptığı iş askerlikmiş; kim bilir, belki de bunun için Kızıl orduyu kurma işini Musevi bir Türk olan Troçki’ye veriyorlar.
Sonunda işgalciler Babek’i 838 yılında yakalayıp, Bağdat’a Halife'nin huzuruna götürürler. Babek Halife’den af dilemez, yüzlerine tükürür, Babek param parça edilerek öldürülür ama özgürlükçülerin ideolojisi olan Babek’i komutan atayan Hürrem’in düşüncesi Hürremilik diye yaşayıp gelişir; Hürremiler kadın erkek eşitliğini, özgürlükçülüğü, işgale başkaldırışı onların diliyle söylersem "Huruç etmeyi" savunurlar; Dikkat edin Babek, Karmatilerden öncedir.
Babek’ten yaklaşık olarak yüz yıl sonra, bu defada Hallaç’ı Mansur "Enel Hak" der, derisi yüzülerek 922 yılında öldürülür. Bundan sonra bu işgalcilere başkaldıran özgürlükçülerin ideolojik bayrağında “Enel Hak” yazacaktır. Bundan dolayı Enel Hak demek sadece bir ideoloji değil, baskı altındaki halkların ideolojik bir duruşu haline dönüşür.
Enel Hak diyen Hallaç’ı Mansur’a saygı, ondan ona, ondan ona, onlardan da çağımızın özgürlükçülerine geçerek o günlerden bu günlere gelir. Bu fikri takip etmek hem bir vefa, hem de tarihi bir görevdir. “Fikri takip” sözü bunun için önemlidir.
Hallaç’ı Mansur’dan sonra, Enel Hak düşüncesini, Hace Ahmet Yesevi, Hallaç’i Mansur’u övüp, onu yücelterek, Enel Hak düşüncesini savunur. Bu fikir oradan Babalılar kanalıyla Anadolu’ya gelip Yunus Emrede en olgun halini alıyor, Kaygusuz ABDAL’da zirveye çıkıyor. Ben bu fikri takibi, bu fikir hareketini bu tarih için anlayıp anlatmak istiyorum. Biz tarihten kopmadan, bu tarih içinde yaşanılan kendi tarihimizi anlatacağız. Unutmayalım ki, Pir Sultan “Seyir var seyir içinde” der; bizde tarihin içindeki tarihi, ezilenlerin tarihini anlatacağız.
Tüm yaptığım iş, bu işte.
Aşk ile
8-9 Mart 2020, Adanalı Rıza Aydın
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- FARKI FARK ETMEK BİLİNÇTİR ..
- Şah İsmail İle Safevi Devleti Hakkın da Muhabbet
- ŞAH İSMAİL İLE SAFEVİ DEVLETİ KONUSU
- FAŞİZM KONUSUNDA KISA BİR ÖZET
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM-2
- FAŞİST DİYE KİME DEDİM
- ÖZELEŞTİRİNİN ÖNEMİ
- ÖZGÜRLÜKLE ZORUNLULUK
- CEM VAKFI HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM
- HALK İÇİNDE Kİ DOĞAL SAFLAŞMA
- HAK AŞIKLARI
- SÖZCÜKLERİN DİLİ













