Umut ŞENER

YAŞAR KEMAL’E DAİR

Umut ŞENER
  27-03-2023 16:59:00

İskandinav mitolojisi dünyanın en eski mitolojisidir. Konusu nedir diye küçük bir araştırma yapıldığında bile karşımıza, bu mitolojinin “büyük konular”ı işlediği bilgisi çıkar. Edebiyatın da başlangıcı sayılan mitolojiden bugünkü yazınsal üretime kadar geçen tüm bu tarihte, değerleri şekillendiren, temalara esin veren/yön veren de bu büyük olaylardır. Yaratılış, savaşlar, göçler, büyük doğa olayları edebiyatta dönüm noktalarını oluşturmuştur. Hatta her büyük olay, edebiyatın tarihsel olarak kategorize edilmesinde bir başlık olarak karşımıza çıkar.

Tarih asıl olarak emekçilerin doğaya ve egemenlere karşı verdikleri mücadelelerinin tarihidir. Homeros'tan Yaşar Kemal’e uzanan büyük anlatıcıların, büyük anlatımları da bu mücadeleleri işler.

Son eseri “Bir Ada Hikayesi” nehir-romanı ile bugün yaşananlar arasında bağ kurarak anlatmak istiyorum dünyada da çok özel bir yere sahip olan Yaşar Kemal’i.

Coğrafyada deniz seviyesi sıfırdı değil mi? Denizde bir adanın ortasındayken bir dağa tırmandığımı ve doruğa çok az kaldığını hissediyorum oysa! Kolay olmadı buraya kadar gelmek.

Poyraz Musa’yla önce denizde, sonra Karınca Adasında kelle koltukta dolandım günlerce. Sonra Vasili çıktı kendini korumak için gizlendiği karanlıklardan. Sonra her akşam gözlerini yollara yatırıp bekleyen Lena Ana... Derken soylu atların şahı Ağaefendi ve kızları, bir kaptan, bir tetikçi, bir hekim, bir savaşçı, bir bahçıvan... İnsan oluşumuzun en büyük ispatı olarak yaşadıklarının izlerini de yanlarında getirdiler her biri. Ve yine insan oluşumuzun en büyük ispatı sevdayı, emeği, en çok da umudu... Yeni bir yaşam, yepyeni bir düzen kurdular kendi aralarında. Ayrışacakları çok yanları vardı ama onlar birleşecekleri yanları bulup onları büyüttüler...

Yaşar Kemal’in edebiyatının ve yaşamının özeti gibi adeta. Dağın doruğu bu kitap işte.

6 Şubat’ta depremi yaşadık Türkiye Halkları olarak (ve yanı başımızdaki Suriye). Yıkımın, yıkıntıların altında kaldı hayatlar, sevdiklerimiz, anılar, binlerce yıllık kadim maddi-manevi varlığımız... Yüreğimiz sıkışıyor düşündükçe, zaten aklımızdan çıkmıyor yaşananlar. On üç buçuk milyonumuzu etkileyen büyük bir deprem, beşimizden biri somut olarak yaralı, geri kalanlarımız da pek farklı değil...

Böyle büyük yıkımların, yok oluşların yaşandığı zamanlarda aklıma hep şu soru takılır? Ya sonra? Sorunun sadece benim aklımda olmadığını biliyorum. Asıl sorumluların ortada görünmediği o bitmek bilmeyen altmış küsur saatte oralara yüreğiyle koşanlardan, maden işçilerinden, elleriyle enkazları açmaya çalışanlardan, her şeyini bırakıp depremin yaşandığı o koskoca alana gidenlerden..

Ya sonra? Çocuklar ne olacak? Bu insanlar nasıl yaşayacak? Kaç genç okuluna devam edebilecek? Yaralanan, sakat kalanlar nasıl tedavi olacaklar? Hesap kimden sorulacak? Fatura kime kesilecek? Ahlak, vicdan, liyakat? Ağır hastalığı olanlar ilaçlarını içmeye devam edebilecek mi?

Ya bu koskoca yürek yarası? Sahi, o ne olacak?

Tam da bunlara bir cevap bence Bir Ada Hikayesi. O yüzden okuyanı yerin sıfır noktasından alıp da dağın doruğuna çıkarıyor.

Adaya gelenlere bakın, yüreklerinde getirdiklerine, beyinlerini ve bilinçlerini durmadan meşgul eden sorulara, sorunlara... Kayıplar, intikam yeminleri, uğradıkları onlarca haksızlık, sürgünlük, başka birilerinin çıkarı uğruna yollara ve cephelere sürülen halk çocukları, bu dünyadaki hiçbir kötülükte bir gram payı olmadığı halde kötülüğün her türlüsünü yaşayan çocuklar, bir daha göremeyecekleri dostlar, şehirler... Sesler, kokular, renkler, tatlar...

Nasıl da şimdi, şu an kanayan yaramıza benziyor değil mi yaraları? Ve nasıl da sarıyorlar yeni bir hayatı hep birlikte kurarken o yaraları? Yapmamız gerekeni gösteriyor; her bir kişinin iyileşmesini, sağalmasını, üstünde ömür boyu taşıyacağı izlerle yaşamayı öğrenmesini...

Her şey çıplak, her şey ortada... Hakkı olana kavuşuyor bu adada insanlar. Bir şeyi yok sayarak, külleyerek, üstünü bantlayarak değil, hakkı olanla buluştukça ferahlıyor yürekler, giderek her bir beden, adadaki her bir kişi... En çok da umut etme hakkını kazandığını hissetmeye başlayınca değişiyor insanların hayatı. Başlar yerden kalkıyor, gözler yeniden parlıyor, dayanışma ve paylaşım en doğal, en insani ilacı oluyor hepsinin...

Umut haktır! Öyle soyut, hiçbir şey yapmadan boş boş beklentiye girmek değildir çünkü asla!

Türk Psikiyatri Derneği depremden etkilenenlere yaklaşım konusunda hepimize rehber olacak bir broşür hazırladı. Hak temelli bir yaklaşım ve bakış açısının merkeze konulduğu bu broşürde de umut hissinin desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.

Umut vermek değil, zaten var olan, hak olan umudun daha somut ve günün ihtiyacına cevap olacak biçimde korunması, büyütülmesi yani... Yalnız olmadıklarını anlatmak, somutlamak; gerçekçi olmak, hatalı ve eksik davrandığımızda özür dilemek umut hakkının korunmasında yapılması önerilenlerin özeti.

Hikayesini okuduğumuz adada da böyle yapıyorlar. Koca Yaşar Kemal, insan ruhu mühendisliğini, umutla bezeyip, umutla yoluna giren her şeyde ve herkeste nasıl da göstermiş ama, aşk olsun ustaya...

Bir Ada Hikayesi’nde mübadelenin bir romanda konu olarak ele alınması, Yaşar Kemal’in edebiyattaki öncü ve kurucu yerini pekiştirmiştir. Mübadelenin üzerinden 100 yıl geçmiş. Bir asır! Değiş-tokuş anlamına gelen bu kelime, bir romanın konusu olduğunda, asıl anlamını bulmuş. Çünkü değiştokuşun öznesi insandır, değiştirilen insanlarla beraber onların yaşamları, düşünceleri, olanakları, hayalleri, hatta kimlikleri değişime uğramıştır. Değişimin sonunda herkesin kaybettikleri vardır. Kiminin kaybettiği evlattır, kimininki bedeninden ya da geçmişinden bir parça...

Depremle birlikte benzer büyük değişimler bir kez daha söz konusu. Depremden önce yaşadıkları, onlara yaşatılanlar da duruyor insanların hayatlarındaki yerlerinde. Hepsinin toplamı bir büyük yangın var harmanın ortasında.

Sanatçı Orhan Aydın’ın kızı Eylem göz göre göre katledildi. Evladıyla, can parçasıyla sınanan baba yüreği, bize söylenenleri not ediyoruz diyerek gözdağı verdiğini sananlara “beni de not edin” diye meydan okudu. Hem de adımı en başa yazın dedi. Peşinden listeye adını yazdırmak isteyenler haykırdı birer birer, Rabia Naz’ın babası gibi!

Yıllardır kayıp evlatlarını isteyen Cumartesi anneleri, sayı kabarmadan inşaatlara başlayalım diye ellerini ovuşturanların iş makineleriyle dümdüz etmeye başladığı enkazlarda yaptılar yüzlerce haftadır yılmadan yaptıkları “kayıplar bulunsun, failleri cezalandırılsın” dedikleri açıklamalarını! Lena Ana geldi aklıma. Bir yetimin hakkını aramayı, bir yetimden daha iyi kim anlatabilir? Son ciltte onu evlatlarına kavuşturarak, büyüklüğünü gösteriyor, umudumuzu koruyor işte Yaşar Kemal.

Depremde annesiz-babasız kalan çocuklarımızı düşündükçe bir mengene yüreğimizi sıkıp sıkıp bırakıyor.

12 Eylül'ün Mamak komutanı işkenceci Raci Tetik, 1939 Erzincan depreminde ailesini kaybetmiş ve devlet tarafından büyütülmüş. Karşılık olarak da “kasap” lakabını alana kan dökmüş, cop vurmuş, haya burmuş, İlhan Erdost’un çocuklarını babasız koymuş! Şimdi yüreğimiz ağzımızda, onurlu avukatların çabalarıyla izini sürebileceğimiz çocuklarımızı istiyoruz. Tarikatlardan, organ mafyalarına kadar irinli çukurlarda kaybetmekten korktuğumuz çocuklarımızı böyle bir umutla istiyoruz biz de! Şimdi bir kez daha başlıyor mübadele de mücadele de! Dayanışma, incelik, kendine hak gördüğün her şeyi hiç tanımadığın biri için de düşünebilmeyi öğrenmek, kapsayıcılık, sahip olduklarının çokluğunu görebilmek, büyük sandığın dertlerin küçüklüğünü ve bunların sadece senin derdin olmadığını fark edebilmek... Güç veriyor, umut aşılıyor solduğunu, yittiğini sandığımız her şeye...

Yaşar Kemal; Umut verir, yaşatır, insanca yaşanacak bir hayata çağrı yapar ve yaşar, hep yaşar Yaşar Kemal!

  Bu yazı 3156 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım