Aleviler’in ‘Gülbangçı’ Gericilikle İmtihanı

 Tarih: 12-08-2021 10:03:54
Aleviler’in ‘Gülbangçı’ Gericilikle İmtihanı
Gülbang kelimesi, etimolojik kökleri itibarıyla Farsça GÜL ve ses anlamına gelen BANG kelimelerinin birleşiminden türetilmiş "GÜL SESİ" anlamında yorumlanabilecek bir kelimedir. Son yüzyılın en önemli İslam asimilatörlerinden biri olan Abdülbaki GÖLPINARLI ise gülün sesi olmayacağını düşünerek, olsa olsa bülbülün sesi olmalıdır düşüncesi ile gülbang kelimesinin Türkçe karşılığını “Bülbülün Sesi” diye çevirmiştir.

Gülbang, genel olarak bazı İslamî tarikatlara (Halvetilik, Kadirilik, Rufailik gibi) mensup kişiler tarafından yüksek sesle dillendirilen dualardan oluşan sözlü bir ritüeldir ki bu ritüel, süreç içerisinde İslamlaştırılmaya çalışılan Aleviliğin çeşitli süreklerine de nüfuz etmiştir.

Gülbanglar, çeşitli İslamî ayin ve törenlerde genellikle "Allah Allah eyvallah" veya "Bism-i şah Allah Allah" girişiyle başlar ve peşinden de okunduğu yer veya duruma uygun bazı dilek ve temenniler ile devam eder. Yüzyıllara yayılan işgal ve asimilasyona bağlı olarak, Alevi-Bektaşi geleneğine de nüfuz eden Gülbang ritüeli, özellikle çerağ uyandırma, ikrar verme, sofra, evlilik, ölüm, sünnet, aşure, türbe (yatır) ziyareti ve nevruz gibi önemli gün ve olaylar sırasında ve sadece İslam peygamberi Muhammed'in soyundan geldiği iddia edilen seyyidler tarafından okunur olmuştur.

Buraya kadar yazdıklarımda çok da bilinmeyen bir durum yok aslında. Hatta gülbangla ilgili çok daha detaylı bilgilerin, aşağıda kaynaklarını verdiğim birçok yazılı eserde de bulunabileceğini kaydetmek isterim. Lakin yazının başlığında da anlaşılacağı üzere, benim derdim gülbangın ne olduğunu açıklamak değil, aksine tabu haline getirilmiş olan bir giz perdesini aralamak ve kırılan buz kalıbından Yol’a revan olmaktır.

Alevilik, Anadolu ve çevre coğrafyalarda yaşayan kadim halkların en eski sorgu yoludur. Kökleri milattan öncesine dayanan akılcı ve şüpheci bir yaşam kültürü ve aynı zamanda felsefi bir öğretidir. Sadece bu belirleme bile, Aleviliğin coğrafyamızı birbiri ardınca işgale yeltenen ve gücünü Hristiyan ruhban sınıfından alan Roma İmparatorluğu ile gücünü İslam ruhban sınıfından alan Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarının öncesinde de yaşanan bir kültür olduğunu göstermektedir.

Anadolu halklarının binlerce yıllık kadim kültürü olan Alevilik, Hristiyanlık ve İslam’dan da önce hayat bulmuş bir öğreti olarak, nasıl olur da İslam’ın tanrısına yakarış eylemi olan gülbangları kendi öğretisinin içinde uygulanabilir bir ritüel haline getirmiştir ? Aleviler, tarih boyunca hiçbir semavi dinin ritüellerini kendi yaşamlarına dahil etmedikleri halde, gülbanglar bu direnci nasıl kırmıştır ? Gübank okumak gerçekten de Aleviliğin içinde sarsılmaz bir duvar mıdır ? Gülbanglar yoluyla Aleviler’in yaşamlarına dinsel bir müdahale söz konusu mudur ?

Yukarıdaki sorular ve daha bunlar gibi akla gelen belli başlı birçok soru olabilir zihinlerimizi kavurup duran. Bilgi dağarcığımız genişledikçe, okuma ve araştırmalarla edindiğimiz yeni bilgilerle Yol ve Erkanımız’a dair çok daha derinlikli bilgilere ulaştıkça bu hususa dair sorularımız cevap bulmaya ve zihnimiz berraklaşmaya başlamaktadır. Nihayetinde bu yazıda kendimce ulaştığım sonuçları ve kanaatimi sizlere aktarmak istiyorum.

Gülbangların tarihini incelediğimizde, ilk gülbangların “Mir’âtü’l-Mekâsıd fî Def’i’l-Mefâsid” adlı eserde karşımıza çıktığını görürüz. Eser, tanzimat dönemi biyografi yazarlarından biri olan Topal Ahmed Rifat Efendi tarafından 1876 yılında kaleme alınmış ve bizzat Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından yazdırılmıştır. Hatta kitabın tüm yazım ve basım masrafları da Pertevniyal Valide Sultan tarafından karşılanmıştır. Yani Osmanlı sarayı tarafından finanse edilmiş bir kitaptan bahsediyoruz.

Bu kitaba ilişkin bir diğer dikkat çekici husus da şudur ki kitabın aslında Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması, Pir Bektaşî Veli’nin potnişini olan Hamdullah Çelebi ve beraberindeki dede-babaların idama mahkum edildikleri sürecin sonrasında 1873 yılında Harputlu Hoca İshak Efendi tarafından yazılmış olan “Kâşifu’l-esrâr ve dâfiu’l-eşrâr” adlı esere reddiye olarak yazıldığının altı çizilmektedir.

İlgili eserler arası tartışma ve kıyaslamaları bir kenara bırakarak her iki kitap hakkında kısa bir değerlendirme yapmak gerekiyor. İshak Efendi’nin 1873 yılında kaleme aldığı Bektaşilik karşıtlığı içeren kitaba reddiye olarak Ahmed Rifat Efendi tarafından yazılan ve sözde Bektaşiliği savunan kitapta ilk kez karşımıza çıkan gülbanglarla beraber, Bektaşiliğin ve dolayısıyla Alevi-Bektaşi geleneğinin topyekün olarak İslam’ın göbeğinde olduğu iddiasını savunan bir gömlek de biçilmektedir.

Aleviler için biçilen gömleğe biraz göz atalım ;

Ahmet Rifat Efendi, kitabın girişinde, Bektaşiliği de içinde saydığı bütün İslam tarikatlarının aslında aynı olduğunu, tek farkın şeklî olmakla beraber, zikirlerinin hafî (gizli) veya cehrî (açık) oluşlarında bulunduğunu ifade etmektedir. Varlıkların oluşumu, Nûr-u Muhammedî, fıtrat-ı Adem ve âlem başlıklarında insanın yaradılış hikayesine dair aktarımlarda bulunurken “Cemî hakâikden mukaddem hakîkat-ı Muhammediyye vücûd bulup evvel ü âhir isimlerine mazhâr oldu. Ânınçün âna hakîkatü’l-hakâik denilir.” demektedir.

Yazar, kitapta, Kâdiriyye, Rifâiyye, Desûkiyye, Bedeviyye, Sa’diyye, Şâzeliyye, Mevleviyye, Sünbüliyye, Şabaniyye, Cerrâhiyye, Bayrâmiyye, Celvetiyye, Gülşeniyye, Mısriyye, Zeyniyye gibi bazı tarikat ve tarikat kollarına ait silsilelere de yer verir ve tarikat kolları hakkında kısa bir açıklama yaptıktan sonra, ilginç bir şekilde Nakşibendiyye ve bu tarikatın Hâlidiyye kolunun silsilelerini verir ve ardından Bektaşiliğin silsilesini buraya dahil eder.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde Ehl-i beyt hakkındaki hadis-i şerifler anlatılır, 12 imamın doğum ve ölüm tarihleriyle birlikte, ehl-i beytle alakalı detaylı bilgiler verdikten sonra Kerbelâ’da bulunanlar isim isim sayılıp, savaş meydanında nasıl şehadet mertebesine erdikleri tasvir edilmektedir. Kitabın nihai bölümünde Bektaşi tarikatına giriş ve akabinde yapılacaklar anlatılarak, sırasıyla biat, ikrar, kadınların biatı, tiğ-bend, post... mihmân; bazı tarcemân ve gülbanglar detaylı olarak kayda geçirilmiştir.

İslam Ansiklopedisi’nde ilgili kitaba ve yazarına dair aşağıdaki alıntıyı da yapmadan geçmek olmaz ;

“Kendisi de Bektaşî olan müellif mukaddimede bütün tarikatların aynı asıldan çıktığını, aralarındaki tek farkın zikirlerinin hafî veya cehrî oluşunda bulunduğunu, tarikatlar arasında bir üstünlük kıyaslaması yapmak istemediğini söyler. Nûr-ı Muhammedî konusuyla esere başlayan müellif ilk dört halife hakkında bilgi vererek Ferîdüddin Attâr’ın onlarla ilgili methiyelerini iktibas etmiş, on iki imamın isimlerini zikrettikten sonra silsileleri Hz. Ali’ye ulaşan Kādiriyye, Rifâiyye, Desûkıyye, Bedeviyye, Şâzeliyye, Nakşibendiyye ve Bektaşiyye gibi tarikatların silsilelerini vermiştir. Kitapta Nakşibendiyye ve Bektaşiyye’nin Hz. Ebû Bekir’e de ulaşan bir silsilesi olduğu belirtilerek cehrî ve hafî zikir meselesine temas edilmiş, ardından her biri “der beyân-ı ...” ifadesiyle başlayan başlıklar altında itikadî, fıkhî ve tasavvufî konular ele alınmıştır. Eserin yarıdan fazlasını oluşturan bu bölümde müellifin tamamen Sünnî bir çerçeve içinde kaldığı dikkat çekmektedir.”

“Mir’âtü’l-makāsıd’ın Bektaşî tarikatına ayrılan bölümü tarikatın pîri Hacı Bektâş-ı Velî, ayrıca Bektaşîliğin âyin, âdâb ve erkânı hakkında ayrıntılı bilgi içerir. Bu bölümde ele alınan konulardan bazıları şunlardır: Tevellî (tevellâ) ve teberrînin (teberrâ) hakikati, derviş ve fakr kavramları, mürşid-i kâmilin özellikleri, “Nâdi Ali”nin şerhi, zikir telkini ve hırka giyme, tâc-ı şerif, Bektaşî âyini, Ehl-i beyt hakkında hadisler, on iki imam, on dört mâsum, on yedi kemer-bestenin isimleri. Eserin sonunda Bektaşî tarikatı mensuplarının çeşitli vesilelerle okudukları evrâd, dua, tercüman ve gülbang metinlerine yer verilmiştir.” denilmektedir.

Bir kitabı neden bu kadar diline doladın diye düşüneniniz vardır mutlaka. Lakin şunu unutmamak gerekiyor ki gülbangların yazılı olarak tarihte kayıt altına alındığı ilk kitap özelliğini taşıyan arşiv belgesi niteliğinde bir kitaptan bahsediyoruz.

Tarihte 150 yıllık bir köprü kurarak günümüze gelecek olursak, gülbanglara tüm gücü ile sarılan ve sanki gülbanglar Aleviliğin kadim bir ritüeliymiş gibi düşünen her bir Alevi’nin bilmesi gereken temel şey, gülbangların yazım tarihinin sadece son 150 yıllık bir geçmişi olduğu ve yukarıdaki örneklerden de anlayacağınız üzere, İslam asimilasyonunun en önde tutulan aracı olduğudur.

O halde günümüzde Aleviliğin gülbangsız olamayacağını, hatta her eylemin gülbangsız yapılamayacağını iddia edenlerin, aynı zamanda Aleviliğin hiçbir semavi dinle ilişkisi olmadığını iddia ediyor olmalarını neyle açıklayabiliriz ?

Zannımca bu sorunun her halde iki ayrı cevabı olabilir ;

1) İddia sahipleri cahildirler ve tarihsel gerçeklerden bihaberdirler.

2) Sözde Alevilik üzerindeki İslamî asimilasyona karşı görünüp, gizliden gizliye asimilasyona çanak tutmaktadırlar.

Cevap tercihleri siz okurların olsun. Benim asıl gayem, Aleviliğin kendi yaşam coğrafyamızda ürettiğimiz en ilerici, aydınlanmacı ve direngen öğretisi olduğuna inanan biri olarak, günümüz yaşam formunda toplumsal çelişkilerden payımıza düşenleri bir bir parçalamak ve yazımın girişinde de ifade ettiğim gibi kırılan buz kalıbından Yol’a revan olmaktır.

Yeri gelmişken Harputlu Hoca İshak Efendi’in 1873 yılında kaleme aldığı eserine de değinmek gerekiyor. Yukarıda özellikle irdelediğimiz Topal Ahmed Rifat Efendi’nin yazdığı ve sarayın desteğiyle yayımlanan kitabında yazar, Harputlu Hoca İshak Efendi’nin yazdığı kitaba reddiyelerde bulunmuştur. Reddiyelerde bulunduğu doğrudur da neleri reddetmiştir bunları öğrenmek için İshak Efendi’nin kitabına da biraz göz atalım.

Ne diyor İshak Efendi “Kâşifü’l-esrâr ve dâfiu’l-eşrâr” isimli eserinde ?

Daha kitabın girişinde Alevi-Bektaşi tebaası için ; “Mâlûm ola ki, ehl-i İslâm’ı idlâl ile meşgûl olan taifenin en başlıcası tâife-i Bektâşiyân olup, halbuki bunların akvâl ü ef’âllerinden ehl-i İslam’dan olmadıkları mâlûm ise de bin iki yüz seksen sekiz tarihinde bütün bütün izhâr eylediler.”

… ifadelerine yer vermektedir. Yani İshak Efendi, Alevi-Bektaşi toplumunun İSLAM OLMADIKLARINI alenen kitabında zikretmiştir. Topal Ahmed Efendi ise saraydan ve bizzat da Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından finanse edilen ve bastırılan kitapla İshak Efendi’nin iddiasını reddetmiş ve Alevi-Bektaşi toplumunun İslam’ın peygamberine kadar uzanan bir soy şeceresine sahip şeyhleri olan ve diğer İslam tarikatları ile bir olduğunu iddia etmiş, Alevi-Bektaşi inanışının İslam’ın özü olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. Bu iddiasını da kitabın son bölümünde kaleme aldığı gülbanglarla pekiştirmeye çalışmıştır.

Her şeyden önce yukarıda değindiğimiz ama detaylandırmadığımız bir hususu açıklayarak devam edelim. Nedir o husus ? Gülbangların, İslam peygamberi Muhammed’in soyundan geldiği iddia edilen ve kendilerine seyyid denilen kişiler tarafından okunabileceği ve her türlü ritüelin ancak bu kişilerin okuyacakları gülbanglarla icra edilebileceğini belirtmiştik. Günümüzde de bu kişiler, uydurma soy secereleri ile kendilerini seyyid olarak göstermekte veya öyle anlaşılmasını istemektedirler. İşte bu kişiler aslen tüm dinlerdeki ruhban sınıfını oluşturan bir sömürü zincirinin de halkalarını oluşturmaktadırlar. Bu yöntemle de Alevilik-Bektaşilik için İslam’ın bir tarikatı olduğu yanılsaması yerleşiklik kazanmaktadır.

Hem kendinizi, seyyidlik iddiası ile soyca İslam peygamberine bağlayacaksınız, hem de son 150 yılda uydurulmuş bir asimilasyon unsuru olan gülbanglara sarılacaksınız, bu eylemleriniz ile babadan oğula geçen tümüyle eril bir ruhban sınıfı oluşturup, bir taraftan Alevi inanışında Yol ve Erkan’ın yürütücüsü biziz derken, bir taraftan da bu pozisyonun her türlü toplumsal ayrıcalığını sonuna kadar kullanmaktan çekinmeyeceksiniz. Bunun adı düpedüz gericiliktir, sömürücülüktür, benmerkezciliktir. Tarihin tekerleğini ileri doğru iten, “Bilimden gidilmeyen yolun sonunu karanlık kabul eden” Alevi-Bektaşi öğretisinin içini boşaltmaktır. Açık ya da gizli Alevi-Bektaşi inanışını öğütmeye kilitlenmiş gerici İslam asimilasyonunun değirmenine kovayla su taşımaktır.

Günümüzde bizler, Aleviliğin her hangi bir semavi dinle uzaktan yakından ilişkili olmadığını, Aleviliğin yaşam coğrafyamızı işgal eden Hristiyanlık ve İslam dinlerinden de önce kadim bir inanış ve felsefi bir öğreti olarak yaşanır olduğunu iddia ediyorsak, daha cesur davranarak, daha fazla bilimsel veri içeren araştırmalarla zihinlerimizde bilince çıkarılması gereken tarihin gizil bahçesini kazmaktan bir an olsun imtina etmemeliyiz. Yol cümleden uludur diyenlerin gerçeğe olan aşkı hiçbir zaman bitmemiştir, bitirilememiştir.

Gülbanglar, Alevi inanç ve öğretisinin içine sinsice sokulmuş en önemli asimilasyon faaliyetlerinden biridir. Gülbanglardan arındırılmış bir Alevi-Bektaşi Yol’unun sürülmesine katkı sunan tüm canlara aşk olsun…

Sağlıcakla ve aşk ile…

Murat KILIÇ

11.08.2021

KAYNAKÇA :

1) Ahmed Rifat, Mir’âtü’l-makāsıd, İstanbul, 1876

2) Harputlu İshak Efendi, Kâşifü’l-esrâr ve dâfiu’l-eşrâr, İstanbul 1873

3) J. K. Birge, The Bektashi Order of Dervishes, London, 1965, s. 81; a.e.: Bektaşilik Tarihi (trc. Reha Çamuroğlu), İstanbul 1991, s. 94;

4) Salih Çift, “1826 Sonrasında Bektâşilik ve Bu Alanla İlgili Yayın Faaliyetleri”, UÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, XII/1, Bursa 2003, s. 259-267

5) Mustafa Kara, “İshak Efendi, Harputlu”, DİA, XXII, 531.

6) TVD İslam Ansiklopedisi, İstanbul, 2005, 30.cilt 147-148 s.

 

Okuyucu Tepkileri

Bu habere tepkinizi seçin

0 tepki

Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.

  Bu haber 1771 defa okunmuştur.   Editör: welg medya   Kaynak: Welg medya haber

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 13.07.2026 06:00:16